Samsun Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (SASKİ) Genel Müdürü Bahattin Yanık, kuvvetli yağışlarda su birikintisi yaşanan bölgelere kalıcı çözümler getirdiklerini söyledi.
SASKİ Genel Kurulu’nda yaptığı sunumda 2024 yılında birçok altyapı ve yağmur suyu çalışmasına imza attıklarını ifade eden Genel Müdür Bahattin Yanık, “Bu yıl, yağmur sularıyla alakalı çalışmalara ağırlık vermeye çalıştık. Bu kapsamda sürekli yağmurlarda sıkıntı olan Gülsan ve Eski Sanayi Sitesi bölgesinde 6 metre çapında 10 metre derinliğinde keson terfi merkezi yaptık. Terme’de yaptığım yağmur suyu terfi merkezi ise 10 metre çapında 10 metre derinliğinde. Bafra’da da yağmur suyu terfi merkezini devreye aldık. Merkezde Ihlamur Vadisi’nin olduğu yer Kenan Şara Köprüsü’nün olduğu yer sürekli su birikintilerine sahne oluyordu. Bu bölgede yağmur sularının tramvay bölgesine inmeden uzaklaştırmak için havzayı yukarıdan böldük. Bir kısmını Kürtün Çayı, bir kısmını da Baruthane Deresi’ne aktardık. Böylece su birikintilerine karşı ciddi bir rahatlama sağladık. Ayrıca Serbest Bölge önünde yağmur hatları yaptık. Samsun Denizdibi Tarama Başmühendisliği’nin olduğu yerden 2 tane binlik boru ile Serbest Bölge’nin önündeki meydana çıktık. Burada da artık yağış anında önemli bir su birikintisi olmuyor. Atakum Türkiş’te Atatürk Bulvarı ile deniz arasında yeterli büyüklükte menfezimiz var. Büyük borular ile tramvay altları da olmak suretiyle buradaki yağmur suyu terfi çalışmalarını da tamamladık. Kışla Deresi ıslahında da gerekli çalışmaları tamamladık. Sazak Deresi’nin eksik kalan kısmını da tamamladık” dedi.


Samsun’da su birikintisi yaşanan bölgelere kalıcı çözüm
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

