Samsun’da jandarma ekiplerinin 10 kilo 55 gram kubar esrar maddesi ele geçirdiği olayla ilgili hakkında 15 yıl 5 ay hapis cezasıyla 3 yıldır aranan şahıs saklandığı yerde yakalandı.
Edinilen bilgiye göre, Samsun’un Atakum ilçesinde uyuşturucu ile mücadele kapsamında çalışma yapan jandarma ekipleri, F.B. (45) isimli şahsın uyuşturucu madde bulundurduğu bilgisine ulaştı. Jandarma Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü, Atakum İlçe Jandarma Komutanlığı ve Jandarma Suç Araştırma Timi (JASAT) ekipleri tarafından 5 gün önce şahsın evine ve bahçesine operasyon düzenlendi. Yapılan aramalarda, 10 kilo 55 gram kubar esrar maddesi ele geçirildi. Takibini sürdüren jandarma ekipleri ayrıca “uyuşturucu ticareti ve hükümlünün kaçması” suçlarından hakkında 15 yıl 5 ay hapis cezası bulunan ve 3 yıldır aranan F.B.’yi dün saklandığı yerde yakaladı.
Bugün Samsun Adliyesine sevk edilen F.B. tutuklanarak Samsun T Tipi Kapalı Cezaevine gönderildi.


Samsun’da 15 yıl hapis cezasıyla 3 yıldır aranan şahıs 10 kilo kubar esrarla yakalandı
LGS Sınavı’na girecek öğrencilere uzmanlardan uyarılar
Yarın gerçekleştirilecek olan Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sınavı öncesi öğrencilerde sınav kaygısı artarken, uzmanlar öğrenci ve velilere önemli uyarılarda bulundu.
Özel İmperial Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Seden Ekici, sınav dönemlerinin öğrenciler için sadece akademik süreç değil; aynı zamanda yoğun duyguların yaşandığı bir dönem olduğuna dikkat çekti. Ekici “Bu süreçte en sık karşılaştığımız durumlardan biri sınav kaygısıdır. Kaygı çoğu zaman olumsuz bir durum gibi görülse de aslında belirli düzeyde hissedilen kaygı, kişiyi motive eden doğal bir duygudur. Sorun, kaygının öğrencinin günlük yaşamını ve performansını olumsuz etkileyecek seviyeye ulaşmasıyla ortaya çıkar. Sınav kaygısı yaşayan öğrencilerimizde dikkat dağınıklığı, odaklanmada güçlüğü, unutkanlık ,uyku problemleri ,mide bulantısı çarpıntı ve başarısızlık korkusu sıkça görülebilir. Özelikle ‘Ya yapamazsam ? ‘, ‘Herkes bende yüksek başarı bekliyor’ gibi düşünceler öğrencilerin üzerindeki baskıyı artırır. Bu noktada ailelerin yaklaşımı büyük önem taşır. Çocukların yalnızca sonuç odaklı değerlendirilmesi , kıyaslanması yada başarı baskısı altında tutulması kaygıyı artırabilmektedir. Oysa çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şey; anlaşılmak, desteklenmek ve koşulsuz kabul görmektir. Ailelerin ’Elinden geleni yapman yeterli’ mesajını verebilmesi öğrencinin psikolojik dayanıklılığını güçlendirir” dedi.
“Sınavın başarıyı tam anlamıyla ölçmediğini unutmamalıdırlar” diyen Seden Ekici “Aynı zamanda nefes egzersizleri ,gevşeme çalışmaları olumlu iç konuşmalar kaygının yönetilmesine yardımcı olur. Öğrencilerin hazırlık süreçlerinde kendi rutinlerinden sapmaması büyük önem taşır. Alıştıkları çalışma saatlerini, dinlenme düzenlerini ve günlük aktivitelerini korumak, zihinsel dengeyi sürdürebilmeleri açısından kritik rol oynar. Bu rutinlerden ödün vermek, kaygıyı artırıp motivasyonu düşürebilir. Sınav kaygısı öğrencinin, günlük yaşamını, ders başarısını ve sosyal ilişkilerini olumsuz etkileyecek düzeye ulaşıyorsa bir uzmandan psikolojik destek alması büyük önem taşır. Unutulmamalıdır ki sınavlar hayatın yalnızca bir parçasıdır. Çocukların ruh sağlığını koruyarak ilerlemesi, en az akademik başarı kadar önemlidir” ifadelerini kullandı.

