Sahte Anzer Balları üreticileri kızdırdı - Karabük Haber Postası
Karabük
İmsak 05:25
Güneş 06:50
Öğle 13:03
İkindi 16:25
Akşam 19:06
Yatsı 20:25
İftara son --:--
sahte anzer ballari ureticileri kizdirdi IKdsF3dy
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
11 Mayıs, 2025 00:45 tarihinde yayınlandı
0
0

Sahte Anzer Balları üreticileri kızdırdı

Dünyaca ünlü şifa kaynağı Anzer Balı’nda yapılan sahtecilik ile uğraş ettiklerini lisana getiren Rize Muhtarlar Federasyonu Başkanı ve Anzer Ballı Köy Muhtarı Remzi Hoş, “Anzer Yaylamızda üretilen bal ölçüsünün bin katı kadar geçersiz ‘Anzer Balı’ satılmaktadır” dedi.

40’ı endemik olmak üzere 400’ü aşkın çiçek cinsinden 2 bin 300 rakımdaki Anzer Yaylası’nda üretimi gerçekleştiren Anzer Balları bir çok tüketici tarafından şifa kaynağı olarak biliniyor ve bu nedenle satın alınıyor. Kilogram fiyatı 4 bin TL’den alıcı bulan Anzer Balları sağım süreçleri tamamlanarak Hacettepe Üniversitesi’ne analize gönderiliyor ve olumlu sonuçla gelen ballar Rize Arıcılar Birliği’nin dolum tesislerinde 250 gram, 500 gram ve 1 kilogramlık kavanozlara konularak mühürleniyor. Tarım İl Müdürlüğü tarafından Coğrafik İşaret Tescili vurulan ballar akabinde satışa hazır hale getiriliyor. Öteki ballara göre rekoltesi düşük olan Anzer Balı için yurt dışından da hayli fazla talep alıyor. Bunu fırsat bilen dolandırıcılar ise Anzer Yaylası veya Anzer Vadisi ile alakası olmayan balları da üzerinde ‘Anzer Balı, Anzer Çiçekli Köyü, Anzer Balları’ ibaresi ile satıyor. İnsanların şifa umutlarını da suiistimal eden bu şahıslarla Anzer Ballı Köy Muhtarlığı ve 2 kooperatif tarafından gayret ediliyor.

Rize Muhtarlar Federasyonu Başkanı ve Anzer Ballı Köy Muhtarı Remzi Hoş de dünyaca ünlü Anzer Balı’nın markasının korunması için uğraştıklarını lisana getirdi. Anzer Balı’nın taklitleri ile gayret ettiklerini lisana getirerek Hoş “İkizdere ilçesinin Anzer Vadisi’nde bulunan Ballı Köy ve Çiçekli Köy’de yıllık Anzer Balı üretimimizin, hava kaidelerine bağlı olarak 3 ton ile 5 ton ortasında gerçekleştiğini belirtmek istiyorum. Dünyanın en nadide balları ortasında yer alan ve dünyaca meşhur olan Anzer Balımızın her yerde bol ölçüde bulunduğunu gözlemliyoruz. Fakat, bu kadar Anzer balı ismi altında satılan balların gerçek olma ihtimali yoktur. bizim yıllık Anzer balı üretimimiz, yüzlerce arıcımızın çalışması sonucunda yıllık 5 tonu asla geçmemektedir. Anzer Yaylası’nda üretilen Anzer ballarımız, kooperatiflerimiz tarafından üretilmekte ve analiz süreçlerinin akabinde, Anzer balı vasfı tespit edilen ballar doluma gönderilmektedir. Anzer ballarımız coğrafik işarete sahiptir ve bütün kontrol ve denetim Tarım ve Orman İl Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilmektedir. Coğrafik tescil işareti bulunmayan hiçbir bal, Anzer Balı değildir. Coğrafik tescile sahip Anzer Balımız, coğrafik tescil işareti dışına hiçbir formda ambalajlanamaz, paketlenemez ve satılamaz” tabirlerini kullandı.

“Anzer Yaylamızda üretilen bal ölçüsünün bin katı kadar düzmece ‘Anzer Balı’ satılmaktadır”

Anzer Yaylası’nda üretilen balın hava kaidelerine nazaran 5 tonun üzerine çıkmadığını lisana getiren Hoş “Son yıllarda, yüzlerce marka ismi altında ‘Anzer’ ibaresi geçen ballar piyasada bol ölçüde satılmaktadır. ‘Anzer’ ibaresi, aldatıcı bir biçimde, Anzer uzantılı ticari ve yer isimleriyle tüketiciyi yanıltacak biçimde kullanılmaktadır. Halbuki, Anzer Yaylamızda üretilen bal ölçüsünün bin katı kadar geçersiz ‘Anzer Balı’ satılmaktadır. Bu şahıslarla gayret ederken, yasanın boşluklarından yararlandıklarını ve hileli yollarla aldatmaya çalıştıklarını gözlemliyoruz. Yılda azamî 5 ton üretimi olan Anzer Balımız sadece kooperatiflerimiz aracılığıyla satılmaktadır. Anzer Balı kooperatiflerimizin 81 vilayette şubesi, temsilciliği yahut bayiliği bulunmamaktadır. Birtakım kooperatiflerimizin isimlerini kullanarak, temsilci, bayi yahut şube olduklarını argüman eden ve coğrafik tescil işareti olmayan balları satan binlerce satış noktasının varlığını biliyoruz” dedi.

“Anzer Balımızı muhafazaya kararlıyız”

Sahte bal aldıklarından şüphelenen vatandaşların bulundukları vilayetlerin Tarım Vilayet Müdürlüklerine müracaatta bulunmasını isteyen Hoş “Coğrafi tescil işareti olmayan balları satın alıp aldatıldığını anlayan vatandaşlarımızın, bulundukları yerin Tarım ve Orman Vilayet ve İlçe Müdürlüklerine şikayette bulunmalarını rica ediyoruz. Anzer Balımızı muhafazaya kararlıyız. Düzmece Anzer Balı satışlarına karşı uğraşımızı sürdüreceğiz. Hem Anzer Balımızın kıymetini korumak hem de vatandaşlarımızın yurt içinde ve yurt dışında kandırılmalarının önüne geçmek için çalışmalarımızı sürdüreceğiz” tabirlerini kullandı.

“Coğrafi İşaret Tescilli balların dışındaki balları toplayabilirler”

Türk Patent ve Marka Kurumu’ndan 180’in üzerinde Anzer Balı’nı çağrıştıran isim hakkı alındığını söz eden Hoş, “Şifa diye Anzer Balı alan vatandaşlarımızı maalesef dolandırıyor. Şuana kadar Türk Patent Enstitüsü’nün 180’in üzerinde Anzer Balı’nı çağrıştıran marka ismi verdiler. Burada mağdur olan Anzer Balı markamız ve üreticimizdir. Daha değerlisi kandırılan ve aldatılan tüketicimiz mağdur ediliyor. Tarım Vilayet Müdürlüğü’nü vazifeye çağırıyorum. Yetkileri var, Coğrafik İşaret Tescilli balların dışındaki balları toplayabilirler. Ancak maalesef Rize’de çok farklı notlarda Coğrafik İşaretli balların dışında ballar satılmakta” biçiminde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
cay atigindan antibakteriyel urun gelistirdiler slkyPaGu
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
18 Mart, 2026 12:07 tarihinde yayınlandı
0
0

Çay atığından antibakteriyel ürün geliştirdiler

Rize TOBB Fen Lisesi öğrencileri çay atığından yüzde 100’e yakın antibakteriyel özellik taşıyan yenilikçi bir kaplama ürünü geliştirdiler.

Türkiye’nin çay başkenti Rize’de, çay atığından yola çıkan lise öğrencileri dikkat çekici bir bilimsel çalışmaya imza attı. Rize TOBB Fen Lisesi 10. sınıf öğrencileri Derin Şengül, Çağan Gültekin ve Leyla Omar, bölgede büyük miktarlarda oluşan çay atığını değerlendirerek antibakteriyel özellik taşıyan yenilikçi bir kaplama geliştirdi.

Yılda 83 bin ton çay atığı

Çay bahçelerinden toplanan yeşil çay filizlerinin fabrikalarda işlenirken ayrılan lifli kalın kısımları; çay atığı veya çay çöpü olarak adlandırılıyor. Araştırmalara göre Türkiye’de çay üretimi sonucunda yılda yaklaşık 83 bin ton çay atığı oluşuyor. Öğrenciler, bu büyük atık kaynağını bilimsel bir fırsata dönüştürerek çay posasındaki doğal bileşenleri kullanıp gümüş nanoparçacıklarla güçlendirilmiş hijyenik bir yüzey kaplama teknolojisi geliştirdi.

Gümüşün yeşil yolculuğu

“Gümüşün Yeşil Yolculuğu: Atık Çay Polifenolleri ile Güçlendirilmiş Hijyenik Kaplama Teknolojisi” adı verilen proje, yapılan laboratuvar testlerinde yüzde 99,5’e varan antibakteriyel etki göstererek dikkat çekti. Proje aynı zamanda TÜBİTAK 2204A Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması’nda binlerce proje arasından ilk 6’ya girerek önemli bir başarı elde etti. Sağlık ve hijyen alanında oldukça önem taşıyan projenin farklı testler yapılarak daha da geliştirilmesi hedefleniyor.

Antibakteriyal kalkan

Geliştirilen antibakteriyel kaplama, su bazlı vernik ve benzeri kaplama malzemelerine entegre edilerek farklı yüzeylerde kullanılabilecek şekilde tasarlandı. Boya, vernik ve çeşitli kaplama ürünlerinin içine katılarak duvarlar, masa yüzeyleri, kapı kolları gibi temasın yoğun olduğu alanlarda uygulanabileceği belirtildi. Özellikle hastaneler, laboratuvarlar, gıda üretim tesisleri ve kuaförler gibi hijyenin kritik olduğu ortamlarda yüzeyleri bakterilere karşı daha güvenli yapacağı ifade edildi.

“Sıfır atık kapsamında, çay atığını değerlendirdik”

Projenin fikir aşamasını anlatan öğrencilerden Derin Şengül, bakterilerin yüzeylerde oluşturduğu risklerin bu çalışmanın çıkış noktası olduğunu belirtti. Şengül, “Yaptığımız araştırmalarda bakterilerin birçok yüzeyde ciddi sorunlara yol açtığını gördük. Antibakteriyel kaplamaların bu soruna karşı etkili bir çözüm olduğunu fark ettik ancak bu kaplamaların çok yaygın kullanılmadığını gördük. Bu nedenle kendi kaplamamızı geliştirmeye karar verdik. Gümüş nanoparçacıklar geniş yüzey alanı sayesinde güçlü antibakteriyel özellik gösteriyor. Bu yüzden ana ham madde olarak gümüş nanoparçacık kullanmaya karar verdik. Bunun yanında sıfır atık yaklaşımı kapsamında çay atığını değerlendirmeyi hedefledik” şeklinde konuştu.

Hastanelerden okullara kadar geniş kullanım alanı

Projede yer alan öğrencilerden Leyla Omar ise bakterilerin yalnızca hastanelerde değil günlük yaşamın birçok alanında bulunduğunu söyledi. Omar, “Kaplamayı üretirken çevre dostu yeşil sentez yöntemini kullandık. Ayrıca su bazlı vernik ile gümüş iyonlarını entegre ettik. Bu sayede kokusuz ve renksiz bir kaplama elde ettik. Duvarlar, masa yüzeyleri ve birçok farklı yüzeyde kullanılabilir. Hastaneler ve sağlık kuruluşları, laboratuvarlar, kuaförler, gıda üretim tesisleri, okullar ve toplu yaşam alanları olabilir. Yaptığımız testlerde bakterilerin üremesi için en uygun ortamda bile kaplamanın yüzde 99,5’e varan antibakteriyel etki gösterdiğini gördük. Farklı ortamlarda yaptığımız deneylerde yüzde 100’e varan antibakteriyel etkinlik de gözlemledik” dedi.

Zorlu ama başarılı bir süreç

Projede yer alan öğrencilerden Çağan Gültekin ise projenin uzun ve zorlu bir çalışma süreci sonunda ortaya çıktığını söyledi. Gültekin, “Proje boyunca ekip olarak sürekli birlikte çalıştık. Bazen derslerle birlikte yürütmek zor oldu, çok yorulduk ve bazı denemelerde başarısız olduk. Ancak pes etmedik. Her başarısızlıktan sonra tekrar denedik ve hatalarımızdan öğrenmeye çalıştık. Sonunda böyle bir proje ortaya çıktı ve projemizin daha da gelişeceğine inanıyoruz” diye konuştu.

“Farklı çalışmalar öğrencilerime ilham verdi”

Projeye rehberlik eden Rize TOBB Fen Lisesi Kimya Öğretmeni Kadriye Dinç, öğrencilerin yerel bir atıktan yola çıkarak böyle bir teknoloji geliştirmesinin oldukça değerli olduğunu söyledi. Dinç, “Uzun yıllardır öğrencilerle birlikte projeler yaparak onları bilimle tanıştırmaya çalışıyorum. Okulumuzda artık bilimle ilgili bir kültür oluştu diyebilirim. Gerçekten öğrencilerimiz çok meraklı ve bu meraklarının her geçen gün arttığını görüyorum. Onların bu ilgisi bize yansıyınca biz de kayıtsız kalamıyoruz. Sene başında öğrencilerim ’Hocam çok güzel bir proje fikrimiz var’ dediklerinde ben de gerçekten çok heyecanlanmıştım. Projeyi dinlediğimde değerli bir çalışma olabileceğini düşündüm ve öğrenciler araştırmalarına başladılar. Ülkemizde yürütülen sıfır atık politikası ve yeşil sentez yaklaşımı, yani çevreye zarar vermeden faydalı ürünler üretme çabası her geçen gün daha da önem kazanıyor. Öğrencilerimiz de bu yaklaşımın içinde olmak istediler. Çalışmalarında bir atık ürün kullanmayı düşündüler ve bunun yerel bir atık olmasını istediler. Rize’de çok sayıda çay fabrikası var ve bu nedenle oldukça fazla çay atığı oluşuyor. Çay üzerine yapılan farklı çalışmalar da öğrencilerimize ilham verdi. Üniversitemizde ve çeşitli kurumlarda çay atığıyla ilgili çok güzel projeler yapıldığını gördüler. Bunun üzerine ’Öğretmenim biz de çay atığını kullanabiliriz’ diyerek çalışmaya başladık” dedi.

“Test sonuçları başarılı çıktı”

Projede sağlık alanına yönelik bir çözüm geliştirmeyi hedeflediklerini belirten Dinç, çalışmanın nanoteknoloji ve çevre dostu üretim anlayışını buluşturduğunu ifade etti. Dinç, “Ne yapabiliriz diye düşünürken sağlık alanına yöneldik. COVID-19 pandemisi ve hastane enfeksiyonları gibi sorunlar öğrencileri bu alanda bir çözüm geliştirmeye yönlendirdi. Gümüş, altın ve çinko gibi parçacıkları değerlendirmeye başladılar. Gümüşün antibakteriyel özelliği biliniyor ancak maliyeti yüksek. Biz de gümüşü çay atıklarıyla birleştirerek nanoteknoloji yardımıyla nano düzeyde üretip kaplama malzemesine entegre ederek antibakteriyel bir ürün elde etmeyi hedefledik. Yaptığımız analizler sonucunda çayın bu çalışma için oldukça uygun bir materyal olduğunu gördük. Öğrenciler su bazlı ve çevre dostu bir vernik kullanarak elde ettikleri nanoparçacıkları kaplamaya entegre ettiler. Böylece yüzeylere uygulanabilecek bir kaplama ürünü ortaya çıktı. Küçük bir prototip oluşturduk ve bunu ilimizdeki ilgili kurumların laboratuvarlarında test ettik. Sonuçlar bizi gerçekten heyecanlandırdı çünkü kaplamanın antibakteriyel özellik gösterdiği görüldü. Proje şu anda geliştirme aşamasında. Ar-Ge çalışmalarıyla ilerletmeyi planlıyoruz. Hastaneler, laboratuvarlar, gıda sektörü ve bakterinin üreyebildiği birçok ortamda kullanılabileceğini düşünüyoruz. TÜBİTAK 2204A yarışmasında binlerce proje arasından önce ilk 6’ya girdik. Bu bizim için çok önemli bir motivasyon oldu. Henüz ticari bir teklif yok ancak proje geliştikçe çok daha güzel sonuçlar ortaya çıkacağına inanıyoruz” diye konuştu.

Pandemiler ve bulaşıcı hastalıklar açısından önemi

COVID-19 pandemisi, virüs ve bakterilerin yüzeyler üzerinden de hızla yayılabildiğini tüm dünyaya gösterdi. Hastaneler, okullar, toplu taşıma araçları ve kamuya açık alanlarda yüzey hijyeninin ne kadar kritik olduğu bu süreçte daha net ortaya çıktı. Rize TOBB Fen Lisesi öğrencilerinin geliştirdiği antibakteriyel kaplama, bu açıdan önemli bir potansiyel taşıyor. Yüzeylerde bakteri oluşumunu büyük ölçüde engelleyebilen bu teknoloji; özellikle hastaneler, laboratuvarlar, gıda üretim tesisleri ve toplu kullanım alanlarında hijyen seviyesini artırabilecek bir çözüm olarak değerlendiriliyor. Yerel bir tarım atığı olan çay atığından geliştirilen bu kaplama, bulaşıcı hastalıklarla mücadelede çevre dostu ve yenilikçi bir yaklaşım sunması bakımından dikkat çekiyor.

Bizi sosyal medyadan takip edin