Şahin: ““Türkiye’ye muhalefet eden bir Ana Muhalefet Partisi olmayın” - Karabük Haber Postası
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
04 Eylül, 2017 11:28 tarihinde yayınlandı
0
0

Şahin: ““Türkiye’ye muhalefet eden bir Ana Muhalefet Partisi olmayın”

TBMM eski Başkanı ve AK Parti Karabük Milletvekili Mehmet Ali Şahin, partisinin düzenlediği Bayramlaşma törenine katılarak yaptığı konuşmada hem CHP’yi hem de ABD’yi eleştirdi

TBMM eski Başkanı ve AK Parti Karabük Milletvekili Mehmet Ali Şahin, CHP’ye yüklenerek, “Beyefendi siz Türkiye’nin ana muhalefet partisi misiniz, Türkiye’ye muhalefet partisi misiniz? Lütfen Türkiye ana muhalefet partisi gibi hareket edin” dedi.
“TÜRKİYE’YE MUHALEFET EDEN BİR ANA MUHALEFET PARTİSİ OLMAYIN”
AK Parti Karabük İl Başkanlığı tarafından düzenlenen bayramlaşma programına katılan Şahin, burada yaptığı konuşmada, ana muhalefet partisi CHP’ye yüklenerek, “15 Temmuz’da darbe olmadı, 20 Temmuz’da darbe oldu, diyerek ‘kontrollü darbe’ lafını söyleyerek aslında 15 Temmuz’da darbe girişimini yapanlara zımnen destek oluyorlar birlileri. Bunu unutmayın. Çanakkale’de sözde Adalet Kurultayı yapıldı ve kapanış konuşmasında ‘Türkiye’de yargı yok, yargı mensupları talimatla hareket ediyorlar’ diyerek dışarıya Türkiye’deki yargı sistemini şikayet ederek, bu terör örgütü FETÖ’den yargılananların yargılanmasını olumsuz göstermeye çalışıyor. Yani ilerde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) gidersen bozun demeye getiriyor birileri. Maalesef bunu söyleyen de Türkiye’nin ana muhalefet partisi. Açıkça Türkiye’de yargıya ve hakimlere güvenilmez demek suretiyle destek veriyor zımnen bu yargılanan FETÖ örgütü mensuplarına. Türkiye’de hiçbir siyasi böyle bir demeç vermemelidir, vermez. Türkiye güvenli değil Türkiye gitmeyin, diye Alman dergisine demeç veriyor. Beyefendi siz Türkiye’nin ana muhalefet partisi misiniz, Türkiye’ye muhalefet partisi misiniz? Lütfen Türkiye ana muhalefet partisi gibi hareket edin. Türkiye’ye muhalefet eden bir ana muhalefet partisi olmayın” dedi.
“ABD’NİN DÜŞMANLIĞI MI TEHLİKEDİR, MÜTTEFİKLİĞİMİ TEHLİKELİDİR”
FETÖ terör örgütünden tutuklanarak cezaevinde yatanların itirafçı olmaması ve çözülmemesi için rüya yalanlarıyla hala kandırılmaya çalışıldığını da ifade eden Şahin, “Gerçek hayatın dışında bir hayatı bunlara yaşatmak için bunları oyalayıp duruyorlar. İtiraf etmesinler, itirafçı olmasınlar, terör örgütü büsbütün çözülmesin diye bunları yapıyorlar. Ama yakında rüyadan uyanacaklar. Kandırdıkları, beyinlerini infial ettikleri bu insanların vebalini Pensilvanya’daki zat nasıl ödeyecek. Perişan ettin bunların ailelerini, çocuklarını. Hiçbir pişmanlık duymuyor. Pişmiş kelle gibi hala konuşmaya devam ediyor. ABD maalesef görevini yapmıyor. Bu kadar dosya verildi, bu zatı Türkiye’ye iade etmeliydi. Açılan her davada birinci sanık bu zattır. FETÖ örgütünün lideridir. ABD’nin düşmanlığı mı tehlikedir, müttefikliği mi tehlikelidir? Böyle bir müttefik ABD. İşte Suriye’de oradaki PYD’yi sınırımız boyunca, müstakil bir devlet en azından otonom bir devlet haline getirmek için bin 500 tıra yakın silah yardım etti. Güya bizimle müttefik” diye konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
xa2
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
24 Mart, 2026 10:38 tarihinde yayınlandı
0
0

PARADOKSAL BİR ŞEKİLDE DERİN BİR İLETİŞİMSİZLİK YAŞIYORUZ

İletişim çağında, dijitalleşmenin sağladığı sınırsız imkânlara rağmen, paradoksal bir şekilde derin bir iletişimsizlik yaşıyoruz. Elektronik cihazlar uzakları yakınlaştırsa da, yüz yüze iletişimi azaltarak en yakınımızdakileri (aile, dostlar) bizden uzaklaştırıyor. Bilgi akışı çok hızlı olsa da, duygusal derinlik ve gerçek etkileşim azalıyor.

Bir bayramı daha geride bıraktık. Uzakta olan Arkadaşlarımızın, dostlarımızın, akrabalarımızın bayramlarını elimizdeki telefonlarla aramak yerine bilindik cümlelerle toplu mesajlar çekerek güya kutladık.
Bazılarımıza en yakın bildiklerimizden o mesajlar da gelmedi.

İletişimin en zor olduğu çocukluk ve gençlik yıllarımızda bugünkünden çok daha güçlü iletişim kuruyorduk. O yıllarda mektup ve bayram kartları vardı. PTT bunları bir haftada adresine ulaştırırdı. Saklardık koklardık onları, defalarca okurduk. Samimiyet, sıcaklık, içtenlik kokardı o kağıt parçaları.

İnsanı değerlerimizi o kadar hızlı yitirdik ki, ne eski dostluklar kaldı, ne samimiyet ne de vefa kaldı.

Oysaki, vefa, dostluğun ve insanlık onurunun en kıymetli hazinesi, sevgiyi kalıcı kılan sadık bir bağlılıktır. Sözünde durmayı, zor günde yanında olmayı ve iyilikleri unutmamayı ifade eden vefa, vefasızın meclisinde aranmayacak kadar ağır bir yüktür.

Bizim çocukluk ve gençlik yıllarımız; Komşuluk. Arkadaşlık, Dostluk. gibi kavramların gerçekten anlam bulduğu yıllardı. Sözün senet olduğu, insanların birbirine güven duyduğu yıllardı.

Kredi kartlarımız, internetimiz, cep telefonlarımız, bilgisayarlarımız, evlerimizde kombilerimiz yoktu. Televizyonla bile çok sonra tanıştık. Fakat çok mutluyduk.
Hayallerimiz vardı, yarınlardan umutluyduk.
Ülkemiz, ailemiz ve çocuklarımızın geleceği için kaygılarımız yoktu.,…

Şarkı sözleri bile bambaşkaydı;
“Nasılda koşuşurduk bahçelerde.
Şarkı söylerdik mehtaplı gecelerde.
Sen bana, ben sana komşu evlerde…
Kök sarmaşıklar gibi sarıldık o yaz…”

“Okul yolu sensiz ölüm kadar sessiz…
Eylül’de gel okul yoluna
Konuşmadan yürüyelim.
Gireyim koluna…
Görenler dönmüş, hemde mutlu desinler.
Ağaçlar sevinçten başımıza konfeti gibi yaprak dökecekler
Yaprak dökecekler…”
Ne güzel sözler değil mi?

Şimdi öyle mi?
“Tadı yok ne baharın ne yazın.
Kalmadı tesellisi ne şarkının ne sazın…”
Yaşam artık, Muzaffer İlkan’ın bu hicaz bestesindeki gibi…
Savaşlar, depremler, afetler, ruhunu yitirmiş beton şehirler. Tüm bunlara rağmen yaşama tutunmaya çalışan insanlar…

Ne oldu bize böyle? Artık anılar da teselli etmiyor…

İlyas Erbay