SAĞDAN SIYRILIYOR, SOLDAN DALIYOR, YETMİYOR, KÖR NOKTAYA GİRİYOR !
Şehir içi trafiğinde motosiklet ve scooter sürücülerinin yaptığı tehlikeli manevralar, kör nokta kazaları ve trafik kurallarına uymanın hayati önemi ele alınıyor.

Şehir içi trafiğinde artık neredeyse sıradanlaşan bir görüntü var.
Trafik kilitlenmiş, otomobiller ağır ağır ilerliyor…
Bir motosiklet ya da elektrikli scooter geliyor.
Sağdan sıyrılıyor.
Soldan dalıyor.
İki otomobilin arasındaki birkaç santimlik boşluğu kendisine yol biliyor.
Yetmiyor…
Otomobilin kör noktasına giriyor.
Bir anda aynada beliriyor, bir anda kayboluyor.
Sanki trafik kuralları herkes için var da onun için yok!
"Ben geçerim."
Peki ya geçemezsen?
Asıl soru bu.
Çünkü motosikletin küçük olması, taşıdığı riskin de küçük olduğu anlamına gelmiyor.
KÖR NOKTA, HAYATIN EN TEHLİKELİ YERİ OLABİLİR
Otomobil sürücüsü aynasına bakıyor.
Sinyalini veriyor.
Şerit değiştirmeye hazırlanıyor.
Ama motosiklet tam kör noktada…
Sürücü onu göremiyor.
Direksiyon hafifçe kırılıyor.
Ve bir saniye içinde her şey değişiyor.
Sonra klasik soru geliyor:
"Kim hatalı?"
Elbette kazanın hukuki sorumluluğu olayın koşullarına göre belirlenir.
Ama biz kazadan önceki davranışı da konuşmak zorundayız.
Bir otomobilin kör noktasına neden girilir?
İki aracın arasından neden yüksek hızla geçilir?
Kırmızı ışıkta neden araçların arasından slalom yapılarak öne geçilmeye çalışılır?
Bunun adı sürüş becerisi mi?
Yoksa gereksiz cesaret mi?
YOLUN SAHİBİ YOK!
Şunu özellikle belirtelim:
Kurallara uyan motosiklet ve scooter kullanıcılarını hedef almıyorum.
Hızını yol koşullarına göre ayarlayan, sinyal kullanan, görünür olmaya çalışan, otomobillerle yolu paylaşmayı bilen sürücülere saygımız var.
Sorun başka.
Sorun, trafik kurallarını kendisi için "tavsiye" olarak gören anlayış.
Araçların arasından zikzak yaparak geçen…
Kör noktaya giren…
Bir anda önünüze çıkan…
Sinyal vermeden yön değiştiren…
Sonra da bütün bunları "Motosiklet böyle kullanılır" diye savunan anlayış.
Hayır, böyle kullanılmaz!
Motosiklet de otomobil de aynı yolun, aynı kuralların ve aynı sorumluluğun parçasıdır.
BEŞ DAKİKA KAZANMAK İÇİN BİR ÖMÜR KAYBEDİLMEZ
Soruyorum:
Araçların arasından geçerek kaç dakika kazanıyorsunuz?
İki dakika?
Üç dakika?
Beş dakika?
Peki bu birkaç dakikanın karşılığında neyi riske atıyorsunuz?
Bir kolu…
Bir bacağı…
Bir hayatı…
Belki de bir ailenin geleceğini.
Trafikte birkaç dakika kazanmak için hayat ortaya konulmaz.
Motosiklet kullanmak cesaret gösterisi değildir.
İki aracın arasından geçebilmek de ustalık madalyası değildir.
Asıl ustalık, tehlikeyi önceden görüp o tehlikeye hiç girmemektir.
OTOMOBİL SÜRÜCÜSÜ DE DİKKATLİ OLMAK ZORUNDA
Elbette otomobil sürücülerinin de sorumluluğu var.
Aynaya bakmayan…
Sinyal vermeyen…
Telefonuyla ilgilenen…
Motosikletliyi küçümseyen…
Dikkatsiz davranan sürücüler de ciddi tehlike yaratıyor.
Ancak bir başkasının hatası, kendi riskli davranışınızın mazereti olamaz.
"O da dikkat etsin!" diyerek hayatınızı şansa bırakamazsınız.
Çünkü trafikte herkesin bir kusur yapma ihtimali vardır.
İyi sürücü, yalnızca kendi doğru davranışına güvenmez.
Başkalarının hatasını da hesaba katar.
TRAFİKTE KAHRAMANLIK YOKTUR
Motosiklete binince özgüven artabilir.
Ama trafik kurallarının üzerine çıkamazsınız.
Scooter küçük olabilir.
Fakat görünmez değildir.
İki otomobilin arasına sığabilirsiniz.
Ama o iki otomobilin sürücüsünün sizi gördüğünü garanti edemezsiniz.
Ve unutmayın:
Bir otomobil sürücüsünün bir saniyelik hatasının bedelini, motosiklet sürücüsü bedeniyle ödeyebilir.
O nedenle daracık boşlukları fırsat değil, tehlike olarak görün.
Kör noktaları avantaj değil, uzak durulması gereken alanlar olarak kabul edin.
Trafiği yarış olarak değil, ortak yaşam alanı olarak görün.
Çünkü herkesin evde kendisini bekleyen biri var.
Herkesin dönmek zorunda olduğu bir ev var.
Ve hiç kimsenin birkaç dakika erken gitmek uğruna kendi hayatını da başkasının hayatını da riske atmaya hakkı yok.
Trafik yarış pisti değildir.
Yollar kimsenin kişisel oyun alanı değildir.
Motosiklet de scooter da otomobil de aynı kuralların içindedir.
Ve artık şu gerçeği kabul etmenin zamanı geldi:
İki aracın arasına girmek cesaret değildir.
Kör noktaya girmek ustalık değildir.
Kuralları hiçe saymak özgürlük değildir.
Çünkü bazen iki aracın arasından geçmeye çalışırken…
Hayatın kendisi arada kalabilir.
Ve unutmayın:
İKİ ARACIN ARASINA GİRMEK BİRKAÇ SANİYE KAZANDIRABİLİR; AMA O SANİYELER, BİR ÖMRE MAL OLABİLİR.
İlyas Erbay
İlgili Haberler
Yorumlar
Henüz yorum yok.
İlk yorumu sen yaz, tartışmayı başlat.


