Safranbolu’nun Koruma Kararı Alınışının 45. Yılı - Karabük Haber Postası
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
09 Ekim, 2021 08:48 tarihinde yayınlandı
0
0

Safranbolu’nun Koruma Kararı Alınışının 45. Yılı

UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan; tarihi evleri, hanları, hamamları, camileri, arnavut kaldırımları ile ünlü Safranbolu’nun Kültür ve Turizm Bakanlığı Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu Başkanlığı tarafından alınan “Koruma Kararı”nın 45. Yılı nedeniyle

bir mesaj yayımlayan Safranbolu Belediye Başkanı Elif Köse, “Bireysel korumacılıkla yola çıkarken; sürdürülebilir restorasyonlar, tarihi dokunun canlandırılabilmesi ve dünyaya sunulması, Safranbolu’yu dünyada en iyi korunan 20 kentinden biri, korumacılığın da başkenti haline getirmiştir.” dedi.

Başkan Köse şöyle devam etti: “Bugüne kadar bozulmadan gelen Türk kültürünün en önemli belgelerinden birisi konumundaki Safranbolu’nun mimarisi, dokusu ve doğal özellikleriyle bir bütün halinde korunmaya devam ediyor.

12 Haziran 1975’te Safranbolu Belediye Meclisi’nde, Kültür Bakanlığı Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu’nun da 8 Ekim 1976’da Safranbolu için ‘koruma kararı’ alınmasının ardından, Safranbolu tüm dünyanın dikkatini çekerek 1994 yılında UNESCO tarafından da Dünya Miras Listesi’ne dahil edildi.”

Safranbolu’nun tarihi değerlerini içinde yaşayarak tüm halkı ile birlikte koruduğunu ve bu mirası dünya ile paylaştığını ifade eden Başkan Köse, “Bireysel korumacılıkla yola çıkarken sürdürülebilir restorasyonlar, tarihi dokunun canlandırılabilmesi ve dünyaya sunulması Safranbolu’yu dünyada en iyi korunan 20 kentinden biri haline getirmiştir. Başarılı çalışmaların ardından korumacılığın da başkenti haline getirmiştir. Belediyemizin kentimizi koruma ve restorasyonlar ile gelecek kuşaklara aktarabilmek ile ilgili yaptığı yoğun çalışmalar her geçen gün ivme kazanmaktadır.” diye konuştu.

Alınan emaneti geleceğe bozulmadan bırakmak için var güçleri ile çalışacaklarını belirten Safranbolu Belediye Başkanı Elif Köse, “Bu güzel emaneti bizlere bırakan, Safranbolu’nun bu günlere gelmesinde emeği olan ve ebediyete intikal etmiş büyüklerimize Allah’tan rahmet, yaşayanlara sağlıklı bir ömür diliyor, sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
swwsws
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
23 Nisan, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
0
0

RTÜK GÖREVİNİN GEREĞİNİ YAPIYOR MU ?

Televizyon kanallarında yayınlanan bazı diziler ve gündüz kuşağı programları; çarpık ilişkiler, şiddet ve ahlaki erozyona yol açan sahnelerle toplumsal yapıyı tehdit ediyor.
Bu içeriklerin meşrulaştırılması, özellikle çocukların ve gençlerin değerlerinden kopmasına sebep oluyor.
Sanırım toplum olarak bu konuda hemfikiriz.

Bir şeyleri düzeltmek istiyorsak işe buradan başlayabiliriz. Zira TV ler ve telefonlar yoluyla ulaştığımız kontrolsüz ve denetimsiz yayınlar, toplum sağlığını ve ahlaki yapıyı ciddi şekilde tehdit ediyor.

Tehlikenin farkında olan sağduyulu vatandaşlardan RTÜK’e yoğun şikâyetler gittiğini biliyoruz. Buna rağmen bu tür yayınlar devam ediyor.

Ahlaksızlığı özendirdiği için şikayet konusu olan yayınları,
* Toplumsal değerlerin yozlaşması, iffetsizliği sıradanlaştıran ve meşrulaştıran, aile yapısını zayıflatan diziler.
* Toplumun manevi yapısını bozan, şiddet ve suç temalarını işleyen programlar.
* İnanç ve ahlak değerleri hedef alarak, İslam’ı sembolize eden kişileri “kötü karakter” olarak gösteren programlar olarak sıralayabiliriz.

Toplumda, bu tür içeriklere karşı RTÜK’ün yetersiz kaldığı, nadiren ceza uyguladığı görüşü hakim.
Şiddet sahneleri içeren dizilerin genç izleyiciler üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmaz bir gerçek.
Bu yapımlara dair eleştiriler, öz değerlerden kopuşu ve aile yapısının dinamitlenmesini gerekçe göstermektedir. En tehlikelisi de, genç kuşakların dizi karakterlerini rol model alarak şiddete özenmesidir.

RTÜK NE İÇİN VAR?
RTÜK ÜYELERİ TV İZLEMİYOR MU?

RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen 9 üyeden oluşuyor. RTÜK Türkiye’deki radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini (internet platformları dahil) düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip tarafsız(!) bir kamu kurumudur.

Kurumun temel varlık nedenleri ve görevleri şunlardır:
Yayın Denetimi: Yayınların kanunlara ve toplumsal değerlere uygunluğunu kontrol eder.
Medya kuruluşlarının yayın yapabilmesi için gerekli olan yayın izin ve lisanslarını tahsis eder.
BURAYA DİKKAT !
Çocukların ve gençlerin gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklere karşı koruyucu tedbirler (akıllı işaretler gibi) alır.
Yayın ilkelerine aykırı hareket eden kuruluşlara uyarı, para cezası veya program durdurma gibi cezalar verir.
Toplumu ve kamu düzenini koruma gerekçesiyle kritik durumlarda yayın yasağı kararları alabilir veya duyurabilir.

RTÜK’ü tek sorumlu olarak göremeyiz. Toplumda şiddetin artması, insanların birbirine olan saygısının azalması, tabiiki tek bir nedene bağlı değil. Bu, toplumsal, teknolojik ve psikolojik birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir durumdur.
* Teknoloji, insanları ekranlara bağlarken gerçek dünyadaki etkileşimlerini kısıtlıyor. Sosyal medyada anonim kimliklerin arkasına sığınan bireyler, daha sabırsız ve saygısız davranışlar sergileyebiliyor.
* Temel nezaket kurallarının ve görgü kurallarının zamanla unutulması, saygısız davranışların artmasına neden olabiliyor.
* Ekonomik zorluklar, bireylerin stres seviyesini artırarak birbirlerine karşı tahammülsüz ve saygısız davranmalarına yol açabiliyor.
* İnsanların birbirine güvenmemesi, iyi niyetin azalması ve empati kurma yeteneğinin zayıflaması saygıyı azaltan önemli faktörlerdendir.
* Kendine saygısı olmayan bireyler, iç dünyalarındaki huzursuzluğu ve öfkeyi çevrelerine yansıtarak başkalarına saygı duymakta zorlanabiliyor.
* Bireysel farklılıkları (inanç, düşünce, yaşam tarzı) kabul etme konusundaki eksiklikler, toplumsal huzuru bozuyor ve çatışmayı artırıyor.

Saygının yok olması, toplumda birlik ve beraberliği sağlayan manevi değerlerin kaybolmasına, nesiller arası çatışmalara ve insanların birbirini ezdikleri, huzursuz bir ortama yol açıyor.

Toplum ahlakını yeniden tesis etmek, bireysel bilinçlenmeden kurumsal yapıların iyileştirilmesine kadar uzanan çok boyutlu bir süreçtir.

Ahlakın temeli ailede atılır. Çocuklara küçük yaşta sorumluluk bilinci, haya ve adalet duygusu aşılanmalıdır.
Kitle iletişim araçlarının yozlaştırıcı etkilerine karşı farkındalık oluşturulmalı ve kamu yayıncılığında ahlaki değerler ön plana çıkarılmalıdır.

Zordur yitirileni yerine koymak.
İşimiz hiç kolay değil.

İlyas Erbay