Safranbolu'daki ağaç tüneli hayran bırakıyor - Karabük Haber Postası
SAFRAN jpg
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
20 Nisan, 2024 13:42 tarihinde yayınlandı
0
0

Safranbolu’daki ağaç tüneli hayran bırakıyor

Karabük’ün Safranbolu ilçesindeki ağaç tüneli, ilkbahar mevsiminde, yeşilin tonlarıyla görenleri hayran bırakıyor.
Safranbolu ilçesini Bartın’a bağlayan yolun 5 kilometrelik bölümünde bulunan ağaçlar, adeta doğal bir tünel oluşturuyor. Kışın karla kaplanan sonbaharda ise kırmızının tonlarına hakim olan ağaç tünelli yol, ilkbaharın gelişiyle yeşilin tonlarıyla güzergahı kullananları karşılıyor.
Karayolunun iki tarafını çevreleyen ağaçlar, sürücülerin yanı sıra düğün sezonunda da fotoğraf çektirmek isteyen gelin ve damatların büyük ilgisini görüyor.
İlkbaharın gelişi, doğanın da canlanmasıyla birlikte yeşilin her rengine sahip olan yol dron ile görüntülendi.

Haber videosu için TIKLAYINIZ!

Bizi sosyal medyadan takip edin
e
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
12 Nisan, 2026 13:55 tarihinde yayınlandı
0
0

PUTİN BU TARİHİ FIRSATI İYİ DEĞERLENDİRECEKTİR !

Sovyetler Birliği’nin (SSCB) dağılmasında ABD’nin hem doğrudan hem de dolaylı olarak önemli bir rolü vardır.
Rusya Federasyonu’nun mevcut dış politikası, özellikle Vladimir Putin yönetimi altında, SSCB’nin 1991’deki dağılmasıyla kaybedilen küresel gücü geri kazanmayı ve ABD’nin o dönemden beri süren tek kutuplu dünya düzenine meydan okumayı hedeflemektedir.

Rusya’nın eylemleri, SSCB sonrası dönemde zayıflayan Rusya’nın, ABD liderliğindeki Batı’ya karşı yeniden küresel bir aktör olarak sahneye dönme ve eski etki alanlarını savunma stratejisi olsa da, asıl amaç 1991 deki dağılmanın intikamını ABD den almaktır.

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB), 1922-1991 yılları arasında Avrasya’da varlığını sürdüren, 15 birlik cumhuriyetinden oluşan federal bir devletti. 1991’deki dağılma ile bu cumhuriyetlerin her biri bağımsız devlet haline geldi.

SSCB’yi oluşturan 15 Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti (SSCB) şunlardı:
Rusya (Rusya SFSR)
Ukrayna (Ukrayna SSR)
Belarus (Beyaz Rusya SSR)
Özbekistan (Özbekistan SSR)
Kazakistan (Kazakistan SSR)
Gürcistan (Gürcistan SSR)
Azerbaycan (Azerbaycan SSR)
Litvanya (Litvanya SSR)
Moldova (Moldova SSR)
Letonya (Letonya SSR)
Kırgızistan (Kırgızistan SSR)
Tacikistan (Tacikistan SSR)
Ermenistan (Ermenistan SSR)
Türkmenistan (Türkmenistan SSR)
Estonya (Estonya SSR)

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ise, 50 eyalet ve bir federal bölgeden (Washington, D.C.) oluşan federal bir cumhuriyettir. 48’i birbirine bitişik, 2’si (Alaska ve Hawaii) ayrı olmak üzere 50 eyalet; kendi anayasalarına, valilerine ve yasama organlarına sahip, iç işlerinde kısmen bağımsız yönetim birimleridir.
Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri yapılanması ile ABD deki eyalet sisteminin benzerliğine dikkatinizi çekerim!

MEN DAKKA DUKKA

Politikaları ile SSCB nin dağılmasına neden olan Mihail Sergeyeviç Gorbaçov, Sovyetler Birliği’nin sekizinci ve son lideridir. 1985’ten 1991’e kadar iktidarda kalarak Soğuk Savaş’ın sona ermesinde ve Sovyet sisteminin köklü değişiminde kilit rol oynamıştır.

Gorbaçov Sovyetler Birliği’ni modernize etmek amacıyla iki ana politika başlatmıştı;
* Glasnost (Açıklık): Basın özgürlüğü, ifade hürriyeti ve şeffaf yönetim anlayışını getirdi.
* Perestroika (Yeniden Yapılanma): Ekonomik ve siyasi sistemi piyasa ekonomisine ve demokrasiye yaklaştırmayı hedefleyen köklü bir reform süreci başlattı.
Gorbaçov Batılı liderlerle (özellikle ABD Başkanı Ronald Reagan) kurduğu yakın diyalog sayesinde nükleer silahsızlanma anlaşmalarına imza atmış ve Doğu Avrupa’daki komünist rejimlerin çöküşüne (Berlin Duvarı’nın yıkılması dahil) müdahale etmeyerek Soğuk Savaş’ı kansız bir şekilde bitirmiştir.
Doğu-Batı ilişkilerindeki gerilimi düşürme ve uluslararası barışa katkılarından dolayı 1990 yılında Nobel Barış Ödülü’ne layık görüldü.
Gorbaçov Reformlarla sistemi kurtarmayı amaçlasa da, bu süreç merkezi kontrolün zayıflamasına ve milliyetçilik akımlarının güçlenmesine yol açtı. 1991 yılı sonunda Sovyetler Birliği’nin resmen dağılmasıyla görevinden istifa etti.

Gorbaçov, Batı’da dünyayı değiştiren cesur bir barış insanı olarak görülürken; Rusya’da bir kesim tarafından süper güç olan Sovyetler Birliği’ni dağıtan ve ülkeyi ekonomik kaosa sürükleyen kişi olarak eleştirilmeye devam etmektedir.

SSCB dağıldıktan hemen sonra, bir iş gezisi için o topraklarda idim. Koca imparatorluk parçalanmış. Ülkede büyük bir kaos, şaşkınlık, endişe ve yokluk hakimdi.
Sokaklarda yakası bağrı açık rütbesiz, sarhoş sovyet askerlerinin generallere omuz attıklarına tanık olmuştum.
Konuştuğum hemen herkes ( özellikle yaşlı beyaz Ruslar) Gorbaçov’a büyük öfke duyuyor ve lanet ediyordu.

TRUMP & GORBAÇOV

Gorbaçov, barışı korumak adına devasa bir imparatorluğun (SSCB) dağılmasına göz yumabilecek kadar idealist bir tutum sergilemişti. Trump ise her zaman “kazanmak” ve gücü elinde tutmak üzerine bir marka inşa etmiş, seçim sonuçlarını reddetme gibi hamleleriyle otoritesini koruma önceliğini göstermiştir.
Gorbaçov, şiddeti tırmandırmamak için Doğu Bloku’ndaki isyanlara askeri müdahalede bulunmamayı seçmişti. Trump ise siyasi rakiplerine karşı sert bir dil kullanmayı ve çatışma odaklı bir siyaset yürütmeyi tercih ediyor.
Gorbaçov: Köylü bir aileden gelmiş, partide yükselerek lider olmuştur. İdeolojik olarak sosyal demokrasiye evrilen, hümanist ve barışçıl bir yaklaşımı benimsemiştir.
Trump: Varlıklı bir ailede doğmuş, hayatını gayrimenkul ve medya sektöründe şekillendirmiştir. Değerleri daha çok başarı, zenginlik ve milliyetçilik etrafında toplanmıştır.
Her ne kadar karakterleri farklı olsa da, her iki lider de kendi ülkelerinin “yerleşik düzenine” (establishment) karşı çıkmış ve sistemde köklü değişiklikler vaat ederek iktidara gelmişlerdir. Bazı analistler, Trump’ın ABD üzerindeki etkisini, Gorbaçov’un Sovyetler üzerindeki “sistemi temelinden sarsan” etkisine benzetmektedir.

Rusya aradan geçen 35 yılda özellikle Putin liderliğinde yeniden eski gücüne kavuştu.
Eski bir KGB ajanı olan Putin SSCB nin dağılma sürecinde ABD nin etkisini en iyi bilenlerden. Ruslar kincidir, unutmazlar, ergeç intikam alırlar.

Son gelişmeler Rusya ve Çin için büyük bir fırsat sunuyor.

Amerika Birleşik Devletleri Trump liderliğinde tarihinin en zayıf ve aciz dönemini yaşıyor.
Putin’in bu fırsatı iyi değerlendireceğini düşünüyorum.

İlyas Erbay