Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
19 Aralık, 2017 14:23 tarihinde yayınlandı
0

Safranbolu’da Türk Halk  Müziği Gecesi

Safranbolu Fethi Toker Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi tarafından Türk Halk Müziği konseri verildi.

Safranbolu Fethi Toker Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi’nde gerçekleşen konserde Müzik Bölümü Türk Halk Müziği Ana Sanat Dalı öğrencilerinden oluşan koro ve orkestra, Öğretim Görevlisi Gülcan Ertan Hacısüleymanoğlu yönetiminde seslendirdikleri türküleri izleyicilerin beğenisine sundu.

Konseri dinleyenler arasında Rektör Prof. Dr. Refik Polat ile Romanyalı konuğu Andrei Şaguna Üniversitesi’nin Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. Aurel Papari de yer aldı. Konsere Safranbolu Kaymakamı ve Belediye Başkanı Fatih Ürkmezer, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ali Güneş ve Prof. Dr. Mustafa Yaşar, Fethi Toker Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Ragıp Karaş ile çok sayıda davetli misafir, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

İki perde halinde gerçekleşen konserde İzmir, Konya, Gaziantep, Erzincan, Yozgat, Erzurum, Mersin, Şanlıurfa, Giresun, Afyon, Eskişehir, Trabzon, Hatay, Kırşehir, Van, Bitlis, Hakkari, Kars ve Azerbaycan yörelerine ait türkülere yer verildi. Konserde Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Güneş de istek üzerine sahneye gelerek Sivas yöresine ait ‘Yeşil Ördek Gibi Daldım Göllere” türküsünü seslendirdi.

İzleyenlerin büyük beğenisini kazanan konserin sonunda Rektör Prof. Dr. Refik Polat ile Romanyalı konuğu Prof. Dr. Aurel Papari, orkestra şefi Öğretim Görevlisi Gülcan Ertan Hacısüleymanoğlu’na çiçek takdim etti. Safranbolu Kaymakamı ve Belediye Başkanı Fatih Ürkmezer tarafından da şef Hacısüleymanoğlu’na teşekkür belgesi verildi. Ardından, Fethi Toker Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Ragıp Karaş ise orkestrada görev alan bağlamada Hüseyin Özpınar ve Mehmet Duman ile nefeslilerde Okt. Can Doğan ve kemanda Yasin Yıldız’a teşekkür belgelerini takdim etti.

Bizi sosyal medyadan takip edin
e 2
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
11 Haziran, 2026 09:46 tarihinde yayınlandı
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

BU TEZGAH CHP Yİ BİTİRİR Mİ, YOKSA BÜYÜTÜR MÜ?

CHP tarihin en büyük siyasi operasyonuyla dağılmanın eşiğine kadar geldi.
Özgür Özel’in yeni bir parti kurması durumunda; yargı müdahaleleriyle CHP’yi bölme ve ana muhalefeti zayıflatma odaklı bir siyasi operasyon yapıldığını varsayarsak, bu operasyon büyük oranda amacına ulaşmış olur.

Türkiye genelinde 81 il ve 900’den fazla ilçede örgütlenmek, binalar kiralamak, donatmak, bürokrasiyi yönetmek ve teşkilatları fonlamak çok büyük bir ekonomik kaynak ve lojistik güç gerektirir.

Muhalif seçmenin, CHP içindeki bu “çift başlılık” ve bölünme görüntüsünden dolayı sandığa küsme riskini de unutmayalım.
İmamoğlu ve Özel’in ortak hareket etmesi durumunda Türkiye genelindeki örgütlenme hızı belki katlanarak artabilir; ancak, İmamoğlu’nun CHP içinde kalmayı tercih etmesi halinde Özel’in yeni partisi dar kadrolu bir harekete dönüşme riskiyle karşı karşıya kalır. Özgür Özel her ne kadar resmi açıklamalarında ⁠”Yeni bir parti kurma durumumuz yok, Atatürk’ün partisine sahip çıkacağız” diyerek kurultay mücadelesini işaret etse de, Kılıçdaroğlu yönetiminin disiplin ve ihraç mekanizmalarını çalıştırması durumunda, bu yeni parti ve hızlı örgütlenme senaryosu kaçınılmaz bir B planı olarak şimdilik masada duruyor.

KASIM 2026 TARİHİNDE BASKIN SEÇİM RİSKİ

Kasım 2026’da olası bir baskın seçim ihtimali de var. Siyasi Partiler Kanunu uyarınca yeni bir partinin seçime katılabilmesi için illerin en az yarısında (41 ilde) seçim gününden 6 ay önce örgütlenmesini tamamlamış ve büyük kongresini yapmış olması gerekiyor. Sıfırdan bir parti kurup bu süreyi yakalamak çok büyük bir risk. Bu nedenle, Özgür Özel cephesinin sıfırdan parti kurmak yerine, mevcut ve seçime girme yeterliliği olan bir partiyi devralma stratejisine (yedek parti formülü) daha sıcak baktığını düşünüyorum.

Özgür Özel’in yeni bir parti kurması durumunda, Türkiye genelinde örgütlenme riski, teşkilat tabanının bölünmesi nedeniyle CHP için oldukça yüksektir. Ancak, yeni kurulacak parti için, yasal süre kısıtlamaları ve sıfırdan lojistik ağ kurma zorunluluğu nedeniyle operasyonel olarak da risklidir.

CHP’de 38. Olağan Kurultay’a yönelik verilen “mutlak butlan” kararı ve ⁠Kemal Kılıçdaroğlu’nun mahkeme kararıyla fiilen geri dönmesi, parti içindeki ⁠liderlik krizini en üst noktaya taşıdı. Siyasi kulislerde Özgür Özel ve ekibinin Ağustos ayında “İstiklal Partisi” adıyla yeni bir oluşuma gidebileceği ya da seçime girme yeterliliği olan hazır bir partiyi devralabileceği senaryoları da ⁠ciddi şekilde tartışılıyor.

Böyle bir senaryoda; ortaya çıkacak Türkiye geneli örgütlenme riskleri ve dinamiklerini şöyle sıralayabiliriz;

* Özgür Özel, başta ⁠Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş olmak üzere çok sayıda büyükşehir ve ilçe belediye başkanı ile yerel örgütün desteğine sahiptir. Yeni bir parti kurulması halinde, CHP’nin mevcut il ve ilçe örgütlerinin ⁠büyük bir kısmı istifa ederek Özel’in partisine geçme eğilimindedir. Bu durum, CHP’nin mevcut yerel ağını çökertebilir.

* TBMM Grubu içinde Özgür Özel’e sadık çok sayıda milletvekili var. Yeni partinin kurulmasıyla birlikte CHP meclis grubu bölünecek ve ana muhalefet partisi sıfatı ile meclisteki temsil gücü doğrudan zayıflayacaktır.

* Yeni Kurulacak Parti İçin, örgütlenme; baskın seçim olasılığını düşündüğümüzde zaman baskısı ile yetişmeyebilir. Finansal ve lojistik zorlukları da unutmayalım.

Özgür Özel, CHP’den tek başına ayrılıp geleneksel bir lider partisi kurarsa başarısı sınırlı kalabilir. Ancak Ekrem İmamoğlu’nun siyasi vizyonu ve Mansur Yavaş’ın desteğiyle “CHP’nin meşru/seçilmiş ilerici kanadı” olarak kitlesel bir harekete dönüşürse, mevcut CHP’yi geride bırakarak Türkiye’nin birinci veya ikinci büyük partisi olma başarısını yakalayabilir.

Özgür Özel ve arkadaşlarının işi gerçekten çok zor.
Toplumsal meşruiyete ve büyükşehir belediyelerinin desteğine sahip olsalar da, önlerindeki hukuki ve kurumsal barajları aşamazlarsa, CHP içindeki güçlerini kaybedebilirler. Başarılı olup olamayacaklarını, bu yargı kuşatmasına karşı geliştirecekleri siyasi strateji ve olası bir erken seçim sürecinde halk desteğini arkalarına alıp alamayacakları belirleyecektir.

İlyas Erbay