Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
28 Aralık, 2021 13:57 tarihinde yayınlandı
0

Safranbolu’da Tarihi Bölge Araç Girişine Kapatılacak

Düzce Belediye Başkanı Faruk Özlü ve Meclis üyeleri Başkan Köse’den Safranbolu turizmini dinledi. Safranbolu Belediye Başkanı Elif Köse yaptığı açıklamada, çok ciddi kararlarla yeni turizm sezonuna başlayacaklarını  ve bu kararlardan en önemlisinin  de tarihi bölgeye araç girişinin yasaklanması olacağını söyledi.
Düzce Belediye Başkanı ve Batı Karadeniz Kalkınma Birliği Başkanı Dr. Faruk Özlü, 15 belediye meclis üyesiyle birlikte Safranbolu turizmini ele aldı.
Safranbolu Belediye Başkanı mimar Elif Köse ile bir araya gelen Başkan Özlü ve Belediye meclis üyeleri, Safranbolu turizmi ile ilgili bilgiler alarak Düzce’de turizm alanında yapacakları çalışmalar konusunda fikir alışverişinde bulundu.
Aynı zamanda Mimar olan, Safranbolu Belediye Başkanı Elif Köse, Safranbolu’nun nadide ve sıradan bir kent olmadığını ifade ederek, turizm anlamındaki problemlerin önüne geçmek için ilçe Kaymakamı öncülüğünde kurdukları komisyondan yeni turizm sezonunu önce ciddi karar alındığını ve bunun en önemlisinin ise tarihi çarşı bölgesinin araç trafiğine kapatılacağını anlattı.
“HER YERİN LOKUMCU DÜKKANI OLMASI SAFRANBOLU İÇİN TEHLİKE”
Evleri ile ünlü Dünya Miras Şehirleri Listesi’nde yer alan Safranbolu’da Osmanlı’dan kalma bazı sanatların bile unutulmaya başladığını anlatan Başkan Köse, “ Eski gelenek ve sanatların mutlaka korunması gerektiğini düşüyoruz. Örneğin Demirciler çarşısı bizim için çok önemli. Fakat gün geçtikçe lokum çok satıldığından her yerde lokum dükkanı açılmaya başladı ve o kadar denetimsiz ki. Demirciler çarşısı bile artık lokumcu olmaya başladı. Tarihi fırınımız bile lokumcu oldu. Bunlar aslında bizim için uzun vadede Safranbolu için büyük tehlike aslında. Günümüzü kurtaralım, gelecekte ne olursa olsun diye bakıyoruz. Safranbolu’nun uzun vadede bir planını yok ve yapılmamış maalesef. Bizim için en büyük eksiklik bu” dedi.
“TARİHİ BÖLGEYE ARAÇ GİRİŞİ YASAKLANACAK”
Köse, Safranbolu kültüründe eskiden loncalar olduğunu ve burada yer alan üst kurulun burada ne iş yapacak, bu işi yapmaya yetkilimi diye karar verdiğini ancak bu ahilik kültürünün ise günümüze taşınmadığını da kaydederek, “ Ahilik kültürünü ben çok önemsiyorum. Bütün iyi özellikleri ve esnafta olması gereken bütün insani duyguların yaşatılması gerekiyor. Bölgeye gelen turist bu yöreye ait ürünleri görmek ve almak istiyor. Suan sadece satabildiğimiz evlerimiz var. Günün birinde bunu da tüketmiş olacağız. O yüzden ciddi kararların alınması gerekiyor. Trafik ve otopark problemi çarşı bölgesinde ciddi bir sorun. Fotoğraf çekeceksiniz ve her şeyin önünde araba görüntüsü var. Bunların önüne geçilmesi gerekiyor. Biz bu problemlerin farkındayız ve Kaymakamımızın öncülüğünde komisyon kurduk. Çok ciddi kararlarla yeni turizm sezonuna başlayacağız ve bu kararlardan en önemlisi de tarihi bölgeye araç girişinin yasaklanması olacak. Yazın ve özellikle bayramlarda ciddi sıkıntılar yaşıyoruz. Bu nedenle çoğu insan park yeri bulamadığından transit geçip gidiyor. Bunların önüne geçmek gibi bizimde problemlerimiz var. O yüzden turizmde çok küçük düşünmemek, günü kurtarıcı projeler üretmemek, daha uzun vadeli projelere bakabilmek lazım. Daha önce turizm mastır planı Üniversite tarafından yapılmış ama uygulamaya konulmamış. Onunda birçok eksiklikleri var ve elden geçirilerek yeniden güncellenmesi gerekiyor. Zaten 2023’e kadar yapılmış mastır planmış ama 2023’e geldik artık neredeyse ve bu süreç içinde hiçbir şekilde uygulamaya bile konulmamış” ifadelerinde bulundu.
“DAHA AZ VE NİTELİKLİ TURİST GELMELİ VE HEDEFİMİZ ÖYLE OLMALI”
Şehre gelen turistin o kente özgü ürünleri görmek istediğini ve bunların ön plana çıkarılmasını gerektiğini de kaydeden Başkan Köse, “ Safranbolu’da konaklama yıllık 150 ile 200 bin civarında. Günü birlikçilerle bu rakam biraz yukarda ama Safranbolu’ya, gelen turist kalitesi her geçen yıl düşmeye başladı. Gelen turistlerin Safranbolu’ya kattığı çok fazla bir şey yok. O yüzden kültür turizminden anlayan alım gücü yüksek kitlelere hitap etmek gerekiyor bence. Safranbolu’ya 1 milyon kişi gelip ayak basacağına, bu bize zarar veriyor, çünkü bizim tarihi evlerimiz ile sokaklarımız o kadar kalabalığı kaldıracak yapıda değil. Bence daha az ve nitelikli turist gelmeli ve hedefimiz öyle olmalı diye düşünüyorum. Bugüne kadar kim gelirse gelsin diye bir anlayış olmuş. Safranbolu nadide bir kent ve sıradan bir kent değil. Anlayan insanın gelmesi lazım, anlamayan insan ise 2 kare fotoğraf çekip gidiyor. Safranbolu herhangi bir ekstra etkinlik yapmadan bile 3 gün gezseniz bitiremezsiniz. Biraz daha kalmaları için elbette etkinlik yapmamız lazım” diye konuştu.
Karşılıklı fikir alışverişinin ardından Belediye başkanları karşılıklı hediye takdiminde bulundu.
Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü ve beraberindeki meclis üyeleri Safranbolu’nun tarihi yerleri ile Konarı ve Yörük köylerini de gezdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
prof dr gurdal yilmaz hanta virusu yeni bir salgin degil K5v6eWSQ
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
07 Haziran, 2026 16:37 tarihinde yayınlandı
0 0

Prof. Dr. Gürdal Yılmaz: “Hanta virüsü yeni bir salgın değil”

Dünyada yeniden gündeme gelen hanta virüsü vakaları endişe oluştururken, uzmanlar hastalığın yeni bir salgın olmadığını ve uzun yıllardır görüldüğünü belirtiyor.

Özellikle bir gemide ortaya çıkan toplu vakaların dikkat çekmesiyle yeniden konuşulan hanta virüsünün farklı türlerinin bulunduğunu belirten uzmanlar, Türkiye’deki vakaların gemide görülen türle aynı olmadığını vurguluyor.

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr Gürdal Yılmaz, gemide görülen vakaların kısa sürede ortaya çıkması dikkat çekse de hanta virüsü dünyanın birçok bölgesinde uzun zamandır bilinen bir enfeksiyon hastalığı olduğunu hatırlattı.

Türkiye’de daha çok böbrek tutulumuyla seyreden ve böbrek yetmezliğine neden olabilen formların görüldüğünü kaydeden Yılmaz, bu türlerin tedaviye yanıt verme ihtimalinin daha yüksek olduğunu gemide görülen vakaların ise daha çok akciğerleri etkileyerek solunum sıkıntısına yol açan ve ölüm oranı daha yüksek türler olduğunu belirtti.

Hanta virüsünün de Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) gibi viral bir enfeksiyon olduğunu kaydeden Yılmaz, özellikle İskandinav ülkeleri, Almanya, Kuzey Avrupa ve Amerika’da görülen tiplerin daha fazla öne çıktığını, Türkiye’de görülen formların ise Balkanlar ve Karadeniz bölgesinde rastlanan, daha hafif seyirli tipler olduğunu ifade etti.

“Hanta virüsü salgını aslında daha önceden bu yana görülen bir salgın”

Dünyada bildirilen hanta virüsü salgınının daha önceden bu yana görülen bir salgın olduğunu belirten Yılmaz, “Yani yeni bir salgın değil. Geminin içinde olmasıyla birlikte etkilenen kişiler bir anda ortaya çıktı. Ancak hanta virüsü her yerde görülebiliyor. Bizde de eskiden beri hanta virüsü vardı ve tanı koyuyorduk. Ancak bizde görülen hanta virüsü, o gemide görülen türle aynı değil. Bizde daha çok böbrek tutulumuyla seyreden, böbrek yetmezliğine yol açabilen ancak tedavi edilme ihtimali daha yüksek olan formlar görülüyor. Oradaki vakalar ise daha çok akciğeri tutup solunum sıkıntısıyla ilerleyen ve daha öldürücü tiplerdi. O da bir virüstür. KKKA nasıl bir virüsse, hanta virüs enfeksiyonları da viral bir enfeksiyondur. Dünyayı tehdit eden noktasında, İskandinav ülkelerinde, Almanya’da, Kuzey Avrupa’da ve Amerika’da görülebilen tipleri öne çıkıyor. Bizdeki form ise Balkanlar ve Karadeniz’de görülen, daha hafif seyreden formlardır” dedi.

“Viral enfeksiyonlar her zaman birer tehdit”

Viral enfeksiyonların her zaman bir tehdit olduğunu belirten Yılmaz, ancak büyük bir salgına neden olabilecek bir hastalık olmadığını kaydederek, “Viral enfeksiyonlar her zaman bir tehdittir. Ancak böyle büyük bir salgına neden olabilecek bir hastalık değildir. Ebola virüsü de var. Ebola, Afrika kökenli bir hastalıktır ve daha tehlikelidir. Çünkü yakalandığında yüzde 90’lara varan ölüm oranları vardır. Özellikle oralara seyahat eden kişiler açısından önem arz eder. Dünya artık küçük, herkes her yere gidebiliyor. Oradan kişiler buraya gelebilir” diye konuştu.

Enfeksiyon hastalıklarından korunmanın yolları

Enfeksiyon hastalıkları, virüsler ve bakterilerden korunmanın yolları ile ilgili olarak ise Yılmaz “Kalabalık yerlerde maske kullanımı ve el yıkama çok önemlidir. Toplu bir yere girerken ’bana bir şey bulaşır mı’ sorusunu kendimize sormamız bile önlem almak açısından yeterlidir. Bu virüsler ülkemize her an gelebilir. Örneğin Batı Nil ensefaliti daha önce ülkemizde yoktu, sonradan görülmeye başlandı. Özellikle Batı Anadolu ve Marmara bölgelerinde görülüyor. Batı Nil ensefaliti de bir virüstür ve artık ülkemizde de görülmeye başladı” şeklinde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin