Safranbolu İlçe Gıda,Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü tarafından Safranbolu’da özellikle köylerde yaşayan ve bayram da köylerine gidecek olan vatandaşların keneye karşı dikkatli olmaları gerektiği bildirildi.
Sağlık Bakanlığının Orta Anadolu, Orta Karadeniz, Kelkit Vadisi başta olmak üzere Gümüşhane, Tokat, Sivas, Amasya, Çorum, Yozgat, Kastamonu, Karabük ve Çankırı’da kene riskinin yüksek olduğunu bildirmesi üzerine Safranbolu İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü, Safranbolu’da özellikle köylerde yaşayan ve bayramda köylere gidecek olan vatandaşları uyardı.
Safranbolu İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü tarafından yapılan uyarı da “Öncelikle bilinmesi gereken Kene her türlü şartlarda çok üreyen ve her türlü şartlarda sağa sola gidebilen bir böcektir. Kene arazide gezen evcil hayvanlar, ormanlarda gezen yabani hayvanlar, kaplumbağa gibi bazı sürüngen hayvanlar ile Yaban kuşları vasıtası ile onların vücutlarına yapışarak yer değiştirebilen bir canlıdır. Yine tavukların kene düşmanı olduğu bilinse de tavukların boynu ve gözleri çevresi kenenin korunabileceği yerleridir. Şehirde oturup pikniğe giden, köylere ziyaretlere giden vatandaşlarımız da dönüşlerinde üzerlerini kontrol etmelerini öneriyoruz. Yine , vücudunun bir yerine kene yapışmış olan vatandaşımız ,keneye fazla müdahale etmeden en yakın sağlık birimine gitmelidir. Kendilerinin yapacağı müdahale sırasında (Koparma,sigara bastırma,çakmak tutma,alkol veya kolonya dökme ) kenenin vücut içine zehirli sıvı salgılamasına. dolayısıyla ölüme sebebiyet verebilir” denildi.


Safranbolu’da Kene Uyarısı
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


