Reklam
Reklam
HA2
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mart, 2025 13:03 tarihinde yayınlandı
0

Safranbolu’da 195 Yıllık Tarihi Cami Halvet Odalarıyla Dikkat Çekiyor

UNESCO Dünya Miras Listesinde yer alan Karabük‘ün Safranbolu ilçesindeki 195 yıllık Hamidiyye Camii, halvet odalarının yoğun olduğu tek cami özelliğiyle dikkat çekiyor.

“Osmanlı’nın parmak izi”, “Açık hava müzesi”, “En iyi korunan kent” ve “Korumanın başkenti” gibi unvanlarla anılan ilçedeki Hamidiyye Camii, Safranbolu’daki dini yaşamı ve Türk İslam anlayışını derinlemesine yansıtan bir yapı olarak öne çıkıyor.

Hem Türkistan’dan Anadolu’ya bir yolculuğun hikayesini hem de Şaban-ı Veli’nin öğretilerini yaşatan bu cami 18 adet halvet odaları ile dikkat çekiyor.

Tarihçi-Yazar Mehmet Kütükçüoğlu, İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine yaptığı açıklamada, “Türklerin, Türkistan’dan Anadolu’ya bir yolculuk hikayesi vardır. Hamidiyye Camii bize gizlice bunu fısıldamaktadır. Ahmet Yesevi anlayışının aslında Safranbolu’da bir izdüşümünü görüyoruz. Halvet odalarıyla özel bir camiyi görüyoruz. Caminin 1835 yılında yapıldığını girişindeki padişah 2. Mahmut tuğrasının altındaki tarihten öğrenmiş oluyoruz ama dışındaki kitabeden de 1884 yılında minik bir onarım geçirerek ve bazı eklemeler yapılarak bir tarih daha atıldığını görüyoruz” dedi.

İlk başlarda küçük bir mescitten ibaret olan Hamidiyye Camii’nin halk arasında ‘Muhtar Camii veya mescidi’, ‘Zülmiye Camii veya mescidi’ olarak anıldığını aktaran Kütükçüoğlu, kitabesinde ise Hamidiyye veya İhsaniye isimlerinin yer aldığını söyledi.

“Şaban-ı Veli kolunun özel camisi olarak bugün hala ayakta”

Kütükçüoğlu, caminin bir diğer özelliğinin ise Şaban-ı Veli kolunun bir parçası olarak geniş bir coğrafyada etkisini göstermesi olduğunu kaydederek şu ifadelere yer verdi: “Bu cami, Şaban-ı Veli kolunun feyizlerini Bulgaristan’a kadar yaymıştır. Her yıl Bulgaristan’dan bu camiye gelerek halvete girmek isteyen müminler vardı. Daha sonra Mehmet Emin Efendi’nin postu Nevrekop’a gidiyor. Orada şeyhlik devam ediyor. Bu sefer de Safranbolulular, Bulgaristan halvete girmek üzere gittiğini görüyoruz. Ne yazık ki, Balkan Savaşları sırasında buradaki mescit Bulgarlar tarafından yakılıp, yıkılsa da Safranbolu’daki Hamidiyye Camii Şaban-ı Veli kolunun özel camisi olarak bugün hala ayakta ve büyük bir manevi değer taşımaktadır.”

“Halvette terbiye ve ahlak eğitiminden geçiyorlar”

“Camimizde 18 tane halvet odası var” diyen Kütükçüoğlu, “Bu caminin girişinde tabhane dediğimiz bir oda var. Bu tabhane odasında aslında yemekler yapılır. Fakir fukara, medrese öğrencileri, bir zaviye mantığıyla gelirler, burada kalanlar, karınlarını doyururlar. Halvetten çıkanlarda temel ihtiyaçları karşılamak üzere buralardan yararlanırlardı. Halvetilikte, Şaban-ı Veli kolunda ‘az uyku, az yemek, çok zikir, çok fikir’ anlayışı vardır. Tabuta benzetebileceğimiz o ufak odalarda aslında hayatın zevklerinden arınarak nefislerine biraz zulmederek, doğru ve düzgün bir insan olmaya kendilerini adıyorlar. Hayatlarının belki bir haftasını, belki 40 gününü, belki de kendilerinin uygun gördüğü aralıkları burada halvette geçirerek bir terbiye ve ahlak eğitiminden geçiyorlar” şeklinde konuştu.

Kütükçüoğlu, Hamidiyye Camii’ni özel kılan sebeplerden birinin Safranbolu’da halvet odaları yoğun olan tek cami olduğunu, Tekke ve Zaviyeler Kanunu’ndan sonra çoğu yerden kaldırılan halvet odalarının orijinal halinin burası olduğunu ifade etti.

Camiyi çevreleyen tarihi mekanlardan birinin de 1867 yılında yapılan türbe olduğunu anlatan Kütükçüoğlu, türbede şeyh Mehmet Emin Efendi ve ailesinin bulunduğunu belirtti.

Bizi sosyal medyadan takip edin
bakan gurlek aciklamisti 20 yillik faili mechul olayi zanlilari adliyede EGUsR1dC
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
05 Haziran, 2026 08:07 tarihinde yayınlandı
0 0

Bakan Gürlek açıklamıştı: 20 yıllık faili meçhul olayı zanlıları adliyede

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in, 2006 yılından bu yana faili meçhul kalan bir kadın cesedinin kimliğinin tespit edildiğini ve olayla ilgili 3 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildiğini açıklamasının ardından, Samsun’un Bafra ilçesinde 20 yıllık cinayet dosyası kapsamında gözaltına alınan şüpheliler adliyeye sevk edildi.

Samsun’un Bafra ilçesinde 14 Mart 2006 tarihinde Ozan Çayı’nda bulunan ve uzun yıllar kimliği tespit edilemeyen kadın cesedine ilişkin faili meçhul cinayet dosyasında dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Bafra Cumhuriyet Başsavcılığı, 4 Mayıs 2026 tarihinde Samsun İl Jandarma Komutanlığı’na gönderdiği yazıda, JASAT personelinden özel bir ekip kurulmasını istedi. Yazıda, Ozan Çayı’nda bulunan cesedin 25 yaşlarında bir kadına ait olduğunun değerlendirildiği, ölümün ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı meydana geldiği ve dosyada bugüne kadar herhangi bir gelişme kaydedilemediği belirtildi.

Yalova’da 2004 yılından bu yana kayıp olarak aranan Gülcan Yazıcı

Soruşturmanın yeniden derinleştirilmesiyle birlikte JASAT ekipleri, 2005-2006 yılları arasında kayıp ihbarı verilen kadınlara ilişkin daraltılmış çalışma yaptı. Yapılan analizlerde, cesedin Yalova’da 2004 yılında kayıp olarak aranan Gülcan Yazıcı’ya ait olabileceği değerlendirildi.

Bu kapsamda Gülcan Yazıcı’nın kızı Sultan Orta’dan DNA örneği alındı. Bafra Sulh Ceza Hakimliği’nin kararıyla buluntu cesetten elde edilen DNA profili ile kızından alınan biyolojik örnekler karşılaştırıldı. Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan raporda, kimliği meçhul cesedin DNA profili ile SO kodlu kişinin DNA profili karşılaştırıldı. Raporda, kimliği meçhul şahsın yüzde 99,99 ihtimalle SO kodlu kişinin biyolojik annesi olabileceği tespit edildi. Böylece 2006 yılında Ozan Çayı’nda bulunan kadın cesedinin, kayıp olarak aranan Gülcan Yazıcı’ya ait olabileceği yönündeki değerlendirme DNA raporuyla güçlendi.

17 Kasım 2005’te kızının doğum günü için Bafra’ya gelmiş

Dosyada yer alan araştırma ve analiz tutanağına göre, Gülcan Yazıcı’nın 17 Kasım 2005’te kızının doğum günü için Bafra’ya geldiği, çocukları Sultan ve Selim’i ziyaret ettiği, bir süre sonra köyden ayrıldığı, kızına bir telefon numarası verdiği ve daha sonra kendisinden bir daha haber alınamadığı belirtildi.

JASAT ekiplerinin yaptığı çalışmada, Ozan Mahallesi ile Boğazkaya ve Darboğaz Mahallelerinin birbirine yakın olduğu, Gülcan Yazıcı’nın son görüldüğü yer ile cesedin bulunduğu bölge arasında bağlantı kurulduğu ifade edildi.

Soruşturma kapsamında, dosyada adı geçen N.Y., B.A. ve O.O. isimli şahısların “olası şüpheli” olarak değerlendirildiği, bu kişilerin ikametlerinde arama yapılması ve eş zamanlı olarak gözaltına alınmaları için işlem başlatıldığı öğrenildi.

Zanlılar Bafra Adliyesi’nde

Savcılığın talimatı doğrultusunda, şüphelilerin adreslerinde 2 Haziran günü saat 07.00 ile 12.00 arasında yapılan aramalar sonucunda 3 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınan şahıslar, geniş güvenlik önlemleri altında Bafra Adliyesi’ne sevk edildi.

Yaklaşık 20 yıldır faili meçhul olarak kalan cinayet dosyasında, DNA raporları ve JASAT ekiplerinin yürüttüğü çalışmalarla önemli delillere ulaşıldığı belirtilirken, soruşturmanın çok yönlü olarak sürdürüldüğü öğrenildi.

Bizi sosyal medyadan takip edin