Safranbolu ilçesinde bulunan Osmanlı mimarisinin ve 100 yıl önceki Türk yaşantısını çok iyi yansıtan tarihi konaklar yüzyıllardır ayakta. Temeli kayaya ulaşıncaya kadar kazılan Safranbolu evleri, birbirinden bağımsız yapılan bölümleri ve ‘çatkı’ denilen sistemle inşa edilme özellikleri sayesinde yüzyıllardır her türlü doğal afete karşı ayakta kalıyor. 18 ve 19. yüzyıl ile 20. yüzyıl başlarında inşa edilen bu konaklar sağlam bir mimari ile kuruldu.
Tarihi konaklarda binlerce yılın verdiği deneyimler ve bilgilerle oluşan ustalığın kullanıldığını anlatan Araştırmacı Gazeteci Yazar Aytekin Kuş, şu bilgileri paylaştı: “Tarihi mimari korumada önemli bir yer alan Safranbolu’nun tarihi konaklar akıllı yaşamın ipuçlarını gösteren bir kanıttır. Zemin kat taştan, coğrafi yapıya uygun hale getirildikten sonra, diğer katlar ahşap şekilde yapılmıştır. Dikme, dökme, çatkı gibi ayrıntılarla hem depremlere hem de diğer olumsuz koşullara karşı yüzyıllardır ayakta kalmıştır. Ülkemizde birçok deprem olmuş, ancak bu tür yapılar hep ayakta kalmıştır. Çünkü, bu evlerde çatkı sistemi çok iyi düşünülmüş. Safranbolu konakları gibi geleneksel Türk evleri, en yüksek şiddetteki depreme bile dayanır. Depremin çok şiddetli olduğu bazı ülkeler, çelik kullanarak bizim evlerimizdeki çatkı sistemini binalarında uyguluyorlar.”
YANGINLARA KARŞI YANGIN DUVARI
Aytekin Kuş, bazı evlerde ise yangına karşı yangın duvarları oluşturulduğunu belirterek, “Mescit sokağında bulunan bir evin özelliği ise sadece depremlere karşı ayakta durmasını sağlamasının yanı sıra temelden çatıya kadar bir taş duvarın olması. Bu taş duvar, birlikte yaşamanın sosyal projesine bir örnek. Üst kısımlarda meydana gelebilecek bir yangın olayına karşılık evin bir kısmını kurtarır, eğer alt kısımdan bir yangın meydana gelirse mahalledeki evlerin daha az zarar görmesini sağlamak için yapılmıştır. Bu tür evleri Safranbolu’nun bazı tarihi evlerinde görebiliriz.” diye konuştu.
ÇATKI SİSTEMİ DEPREME KARŞI GÜVENCE
Reha Günay’ın “Türk Ev Geleneği ve Safranbolu Evleri” kitabında belirtildiği gibiSafranbolu evlerinin temeli genellikle bir kayaya rastlanıncaya kadar kazılmış, taş duvarlar ise balık kılçığı yöntemiyle yapılmış. Taş duvarların arasında ‘sar’ denilen ahşap hatlar yerleştirilen konaklarda, ahşap kısmında köşelerde yanlamalar, duvarlarda ise 70 santimetre aralığında dikmeler kullanılmış. Ahşap çatkı sistemi, hem yatay kuvvetlere karşı dayanıklı olması hem de hafifliği nedeniyle daha güvenilir olmasından dolayı tercih edilmiş.
MEYİLLİ ARAZİDEKİ EVLERDE ŞAKÜL
Öte yandan düz toprakların tarım arazisi olarak kullanılmasını sağlamak için Safranboluda bazı evler ise meyilli arazi üzerine yapılmış. Meyilli arazi üzerine yapılan bazı şakül sistemi yapılmış. Safranbolu’nun 1. derecede deprem bölgesinde olması nedeniyle ev sahibi tarafından evin odasına 2 adet eksantrik dikey şakül yaptırılmış. Bu şaküller normal zamanda çok rahat dönüyor. Ama evin temelinde veya evde herhangi kayma, oynama olduğu zaman şaküller dönmüyor. Böylece ev sahibi tehlikeyi önceden haber almış oluyor. Bu sistemin Fatih Sultan Mehmet zamanında camilerde kullanıldığı biliniyor.


Safranbolu Evleri Zamana ve Afetlere Meydan Okuyor
Tokat’ta aşırı yağış kirazı vurdu
Tokat’ta son günlerde etkili olan yağışlar tarım arazilerinde büyük zarara yol açtı. Sular altında kalan bahçelerde özellikle erkenci kiraz çeşitlerinde çatlama ve dökülmeler yaşandı.
Tokat Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı Emin Yılar, bazı bölgelerde kirazda hasarın yüzde 100’e ulaştığını belirtti.
Geçtiğimiz yıl yaşanan don felaketinin etkilerinin henüz atlatılamadığını belirten Yılar, “Geçen yıl devletimiz çiftçiye dönüm başına destek vererek önemli bir katkı sağladı. Bu destek üreticiyi ayakta tuttu. Ancak bu yıl da özellikle Tokat’ta kiraz üreticileri çok ciddi bir afetle karşı karşıya kaldı. Bazı bölgelerde erkenci ve orta sezon çeşitlerde hasar yüzde 80 ila yüzde 100 arasında değişiyor. Ürünler tamamen çatladı ve pazarlanamaz hale geldi” dedi.
İhracata yönelik geç sezon kiraz çeşitlerinde ise umutların sürdüğünü ifade eden Yılar, yağışların sona ermesi halinde kalan ürünlerin ayıklanarak ihracata gönderilebileceğini belirtti. Ege Bölgesi’nde kiraz ihracatının başladığını hatırlatan Yılar, ürünlerin kilogram fiyatının 180-200 lira seviyelerinde olduğunu söyledi.
Kiraz üretimindeki kaybın binlerce tonu bulduğunu belirten Yılar, “Erkenci ve orta sezon çeşitlerde yaklaşık 2 bin tonluk zarar olduğunu düşünüyoruz. Eğer yağışlar durursa geç sezon ihracatlık çeşitlerden 3-4 bin ton ürün alınabilir. Ancak genel toplamda bu yıl Tokat’ta kirazda 8 ila 10 bin ton arasında ürün kaybı bekliyoruz” dedi.


