Kırıkkale’de Emine Bulut’un 10 yaşındaki kızının yanında eski eşi tarafından vahşice öldürülmesi Safranbolu Belediye Başkanı Elif Köse tarafından düzenlenen etkinlikte protesto edildi.
Misak-ı Milli Meydanı’nda toplanan kalabalık eski eşi tarafından 10 yaşındaki kızının yanında öldürülen Emine Bulut’un katledilmesini ve kadına şiddeti protesto etti. “Ölmek istemiyorum, Lütfen ölme anne”, “Bir kişi daha eksilmeyeceğiz Emine Bulut” ve “Kadına şiddete hayır” gibi yazılı dövizlerle protesto eden kalabalık adına konuşan Safranbolu Belediye Başkanı Elif Köse, “Emine Bulut cinayeti bir kadın cinayetidir. Ölmek istemeyen bir kadının feryadını, hayatı boyunca o anları unutmayacak çocuğun yalvarışını tüm Türkiye izledi. Bu feryat, bu çığlık sadece Temmuz ayında öldürülen 31 kadının çığlığıydı” dedi. Hemen hemen her gün kadına yönelik bir şiddet, bir kadın cinayeti haberiyle sarsıldıklarını ifade eden Başkan Köse, “İsimler değişse de yazgıları aynı olan kadınların hikâyelerinde aynı detaylar var. Bu kadın cinayetlerinin yüzde 85’i eşler, sevgililer, eski eşler, ayrılmak istedikleri sevgililer tarafından işleniyor. En son Kırıkkale’de 38 yaşındaki Emine Bulut 4 yıl önce boşandığı Fedai Baran tarafından öldürüldü. Öldürüldüğünde yanlarında 10 yaşındaki kızları vardı. 10 yaşındaki kızın ‘Anne lütfen ölme’ sözleri, annesinin ‘Ölmek istemiyorum’ çığlığına karıştı. Emine Bulut’un sözleri bu kaderi paylaşan tüm kadınların çığlığıdır. Türkiye’de kadın cinayetleri durmak, azalmak bilmezken sadece 2019 yılının ilk 6 ayında ulusal ve yerel gazete verilerine göre 214 kadın hayattan koparıldı. 2003 yılından bugüne kadın cinayetlerindeki artış oranı ise yaklaşık % 400. Erkeklerin yaşam hakkı ne kadar kutsalsa, kadınların yaşam hakkı da o ölçüde kutsaldır. Kadınların can güvenliğini tehdit eden, istismara ve tecavüze neden olan hiçbir koşula müsamaha gösterilemez” diye konuştu.
Yaşam hakkı ve savunma hakkı elinden alınıp ötekileştirilen kadınların bu kararlar karşısında daha da savunmasız ve çaresiz duruma düştüğünü kaydeden Köse, “Devlet, toplum vicdanı açısından bu konulara dikkat çekmelidir. Kadınların huzurla ve güven içinde yaşadığı bir toplum için gerekenleri yapmak hepimizin sorumluluğudur. Kadına yönelik ayrımcılığın, şiddetin son bulduğu, kadın erkek eşitliğinin toplumun her alanında yaşanabildiği adil, eşit ve özgür Türkiye’ye yine kadınlar hayat verecektir. Emine Bulut’a rahmet diliyor, tüm benliğimizle kadına şiddete hayır diyoruz” ifadelerini kullandı.
Konuşmanın ardından atılan sloganlarda bazı kadınlar gözyaşlarına hakim olamadı.


Safranbolu, Emine Bulut’u unutmadı
İDDİA EDİYORUM, TOPLAYIN BİR SALONDA, ÖNLERİNE KAĞIT KALEM KOYUN…
Ön seçim demokrasinin gereği iken, CHP ısrarla ve yıllarca, Millet Vekili ve Belediye Başkanı adaylarını Genel Merkezde (PM de) belirledi. Çoğunlukla da genel başkan bu isimlere, biraz da etki altında kalarak tek başına karar verdi.
Halkın tepkisine rağmen, CHP seçmeninde karşılığı olmayan isimler aday gösterildi.
2015 yılına kadar bazı illerde kısmen de olsa bir ön seçim yapılıyordu. 2015 tarihinden itibaren ön seçimi tamamen kaldıran Kılıçdaroğludur. Millet vekili ve belediye başkanlarını atama usulü ile aday gösteren ve seçtiren de bu zat’ı muhteremdir. O dönemlerde attığı tohumların buğün meyvesini verdiğini görmekten kimbilir nasıl da mutludur şimdi.
Mersin’de 5. Sıradan CHP den milletvekili olan, sonra AKP ye geçen tipi hatırlayın. TV lerde günlerce ben yörüğüm, şöyle yiğidim böyle yiğidim diye ortalığı inletiyordu. Bu yiğidi(!) , Topuklayan Efe Özlem Çerçioğlunu, Burcu Köksalı ve CHP ye ihanet eden daha bir çok ismi vekil yapan, belediye başkanı seçtiren Kılıçdaroğludur. Gerçek Kemalistleri, CHP nin öz evlatlarını partiden ihraç eden de bu beyefendidir.
31 Mart 2024 yerel seçimlerinden bu yana biri büyükşehir, biri il, 12’si ilçe, ikisi belde olmak üzere CHP’li 16 belediye başkanı AKP’ye geçti.
Yıllarca, belediye başkanı ve milletvekili adayları parti genel merkezinde değil, bölgelerinde ön seçimle belirlersin diye yırtındık. Önseçimler sadece delegelerin değil o ildeki bütün parti üyelerinin katılımıyla yapılmalıdır. CHP önseçim yapmadan bu tür atamalar yaparsa daha böyle çok ihanet yaşar.
CHP yönetimi yaşananlardan ders çıkartarak, gerekli tüzük değişikliğini ilk kurultayda yapmak zorunda.
Sırf partiye bağış yaptığı için ne idüğü belirsiz isimlerin garanti yerlerden aday gösterilmesi yanlışından da dönülmeli.
Bu uygulama CHP de yeni değil.
Önder Sav’ın partide hakim olduğu yıllarda da vardı.
Değerli dostum, yarım asırlık CHP li, emekli askeri hakim Mustafa Necati Nalıncı ne güzel hatırlatmış; “Genel seçimlerde ECEVİT liderliğindeki CHP’nin birinci parti olduğu iki seçim 1973 ve 1977 genel seçimleridir. Bunların ilkinde CHP, yüzde 33.3 oy ve 185 vekil, ikincisinde ise yüzde 41.4 oy ve 213 vekil çıkarmasına rağmen tek başına iktidar olamamış ve ikincisi AP’ den istifa eden 13 vekile bakanlık verilmesiyle oluşan kısa süreli iki kez koalisyon hükümeti kurmuştur.
1973 ve 1977 seçimlerinde CHP’den seçilen 398 vekil önseçimden gelmişti. Bunlardan biri bile maddi onca teklife rağmen başka bir partiye geçmedi. Oysa bu süreçte AP’den seçilen başta Hilmi İŞGÜZAR, Mete TAN ve Tuncay MATARACI olmak üzere 14-15 vekil partilerinden istifa etmişler ve bakan olup ECEVİT hükümetine destek vermişlerdi.
Önseçimden gelen bir vekilin parti değiştirmesi çok zordur. İstese de kolay kolay bunu yapamaz. Ona oy veren binlerce delegeden çekinir. Bunların oyuyla vekil olan biri partisinden ayrılıp hele tam karşıt bir partiye geçerse sokakta bile yürüyemez. Adamın yüzüne tükürürler. Dünyayı ona zindan ederler. Yani böyle seçilen birinin hem aidiyet duygusu çok yüksektır, hem de hesap vermek zorunda olduğu binlerce kişinin manevi baskısı vardır.
Ayrıca, ön seçim demokrasinin gereğidir.” diyor.
Bundan sonraki mahalli ve genel seçimlerde adaylar şimdiki gibi belirlenecekse, daha böyle çok ihanetler yaşanır. Özellikle kararsız seçmenin CHP’ ye güven konusunda ciddi tereddütleri olur. Bu şekilde de iktidar olunamaz. 31 Mart 2024 seçimlerinde alınan yüzde 37.7 oy şu an 30′ lar seviyesine bu yüzden inmiştir.
Siyaset mühendisliktir. Her detay ince ince hesaplanmak zorundadır. Siyasette hataya yer yoktur.
CHP’nin kurucu değerleri, Mustafa Kemal Atatürk tarafından belirlenen ve Altı Ok (Altı İlke) olarak ifade edilen Kemalizm ideolojisinin temel sütunlarına dayanır. Bu değerler; cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, laiklik ve inkılapçılık (reformizm) olarak sıralanır.
Bu değerler, Milli Mücadele’den Cumhuriyet’e uzanan tarihsel mirasın ve çağdaşlaşma vizyonunun temel yapı taşları olarak kabul edilir.
İDDİA EDİYORUM !
CHP nin Milletvekillerini, Belediye Başkanlarını, hatta parti yönetimindekileri toplayın bir salonda. Girişte cep telefonlarını alın ellerinden. Önlerine kağıt kalem koyun. CHP nin kuruluş değerleri olan bu 6 ilkeyi yazmalarını isteyin.
Yarıdan çoğu doğru düzgün yazamaz.
CHP ülkenin kurucu partisidir tam 103 yıl önce Atatürk ve arkadaşları tarafından “Halk Fırkası” ismiyle kurulmuş, 1935 yılında “Cumhuriyet Halk Partisi” ismini almıştır.
1927 Kongresinde Cumhuriyetçilik, Halkçılık, Laiklik ve Milliyetçilik ilkeleri kabul edildi.
1931 Kongresinde Devletçilik ve İnkılapçılık ilkelerinin eklenmesiyle ilkeler “altı ilke” halini aldı.
5 Şubat 1937 tarihinde yapılan değişiklikle bu 6 ilke resmî olarak Anayasa’ya girdi.
Partinin yol haritası, kılavuzu bu temel ilkelerde belirlenmiştir. CHP kurucu değerlerine sıkı sıkı sarılmak zorundadır, Kuvai milliye ruhunun partide tekrar hakim kılınması zorunludur. Bu partide bu ruhu taşımayan insanlara yer yoktur.
Benden söylemesi, menfaat arsızları temizlenmeden, parti özüne dönmeden iktidar mümkün değil!
İlyas Erbay


