Saatlik çalışma ücretleri 2 bin TL - Karabük Haber Postası
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
23 Ağustos, 2023 10:27 tarihinde yayınlandı
0
0

Saatlik çalışma ücretleri 2 bin TL

Ordu’da geçen haftalarda hasadına başlanan ve harmanlara getirilen fındıkta patoz mesaisi devam ediyor. Yılda yaklaşık 1,5 ay çalışan patozcular, bir saatlik çalışma ücretinin 2 bin TL olduğunu belirtiyor.

Karadeniz Bölgesi’nin en önemli geçim kaynaklarından birisi olan fındık, resmi olarak sahil kesimlerinde 12 Ağustos tarihinde toplanmaya başlandı. Orta ve yüksek kesimlerde hasat devam ederken, fındıklarını harmana getirip kurutan üreticilerin kabuğundan ayırmak için patoz mesaisi sürüyor.

Zorlu çalışma şartları olan ve her yıl ortalama bir buçuk ay kadar gece-gündüz çalışan, diğer günlerde farklı işler ile uğraşan patozcular için de mesai yoğun bir şekilde sürüyor. Güneşli hava ve işlerinin gereği toz içerisinde çalışan patozcular, geçen yıl bin TL olan saatlik çalışma ücretini, bu yıl 2 bin TL olarak belirledi.

Yılda sadece 1,5 ay çalışıyorlar: Saatlik ücretleri 2 bin TL

“Sezon mesaimiz yılda bir buçuk ay sürüyor”

İsmail Yini isimli patoz sahibi bu yıl rekoltenin düşük olduğunu söyledi. Mahsul az olduğu için üreticinin memnun olmadığını, harmanlarda daha az çalıştıkları için kendilerinin de sezondan beklentilerini alamadıklarını ifade eden Yini, “Fiyatlarda oynamak zorunda kaldık, daha uyguna çalışıyoruz. Şuanda maliyetler karşısında 2 bin 500 TL’den aşağı makine kurmamamız gerekiyor. Yaklaşık 25 gün daha mesaimiz devam eder, gece-gündüz uyku olmadan çalışıyoruz” diye konuştu.

Yılda sadece 1,5 ay çalışıyorlar: Saatlik ücretleri 2 bin TL

“Randıman geçen yıla göre zayıf”

Fındık üreticisi Yılmaz Akçay ise sezonun fındığını kazasız bir şekilde toplayıp patoz işlemini de tamamladıklarını belirterek, “İnşallah gelecek sezonda da nasip olur. Hava sıcaklıkları iyi gidiyor, çabuk kuruturuz. Randıman geçen yıla göre zayıf ama buna da şükür. Hızlı bir şekilde kurutup çuvallara koyduktan sonra depomuzda bekletiriz” ifadelerine yer verdi.  (İHA)

Bizi sosyal medyadan takip edin
8fa904a0 0c3b 4268 af5e a3a5ea46ac51
İsmail AKCA Avatarı
İsmail AKCA
10 Nisan, 2026 09:53 tarihinde yayınlandı
0
0

Zemin mi çöküyor, yoksa akıl mı..?

Karabük’te yaşananlar artık bir “zemin sorunu” değil.

Bu, açık ve net bir yönetim zaafıdır.

Yeşil Mahalle Taşkent Caddesi’nde başlayan süreç aslında hepimizin bildiği o klasik hikâyenin yeni bir versiyonu: Önce bir inşaat başlar, sonra çatlaklar oluşur, ardından “inceleme başlatıldı” açıklamaları gelir…

Ve en sonunda iş ciddiye bindiğinde tahliyeler başlar.

Nitekim öyle de oldu.

Karabük Valisi Oktay Çağatay’ın ikamet ettiği Valilik Konutu boşaltılıyor. Bu, sıradan bir gelişme değildir.

Bu, “tehlike artık görmezden gelinemiyor” demektir.

Şimdi soralım:
Devletin en üst yerel yöneticisinin kaldığı bina bile risk altındaysa, bu şehirde kim güvende?

Asıl mesele şu: Bu noktaya nasıl gelindi?
Heyelan riski taşıdığı bilinen bir bölgede nasıl olur da yeni bir konut projesine onay verilir?
Zemin etütleri gerçekten yapıldı mı, yoksa prosedür tamamlamak için mi hazırlandı?
Ve en kritik soru: Bu izinleri verenler bugün neredeler?

Üstelik tehlike tek bir binayla sınırlı değil.

Aynı bölgede Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü bulunuyor.

Hemen üst kesimlerde KYK Yurtları var.

Yani risk, sadece bir yapıyı değil; birden fazla kamu kurumunu ve koskoca bir mahalleyi ilgilendiriyor.

Ama biz ne yapıyoruz?
Önce izin veriyoruz.
Sonra çatlakları izliyoruz.
Ardından “önlem alıyoruz.”

Bu bir yönetim refleksi değil, bu gecikmiş paniktir.

Her şey olup bittikten sonra devreye giren denetim mekanizmasının kimseye faydası yok.

Denetim, felaket kapıya dayandığında değil; ilk kazma vurulmadan önce yapılır.

Bugün Valilik Konutu boşaltılıyor. Yarın ne olacak?
Bir okul mu? Bir yurt mu? Bir apartman mı?

Bu soruların cevabını kimse bilmek istemez.

Ama bu soruların sorulması bile aslında gerçeği ortaya koyuyor:
Ortada ciddi bir ihmal ihtimali var.

Bu şehir kaderine terk edilemez.
Bu sorular cevapsız bırakılamaz.
Ve en önemlisi, bu iş “oldu bitti”ye getirilemez.

Çünkü mesele sadece çatlayan toprak ya da asfalt değil…