Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Rize-Artvin Havalimanı aydınlatma sisteminin daha kısıtlı görüş mesafelerinde uçakların iniş yapmasına imkân tanıyan CAT-2 seviyesine yükseltildiğini bildirdi.
Uçakların hassas bir şekilde piste yaklaşmasını sağlayan ILS cihazında da çalışmalar yaptıklarını kaydeden Bakan Uraloğlu, ikinci ILS cihazı kurulumunu Kasım ayı sonuna kadar gerçekleştireceklerini söyledi.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Rize-Artvin Havalimanı’nda gerçekleştirilen aydınlatma sistemi ve aletli iniş sistemi (ILS) çalışmalarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Rize-Artvin Havalimanı’nın coğrafi konumu gereği bulut tavanının düşük olmasının yanı sıra sis ve yoğun yağışlı bir bölgede olması sebebiyle uçakların güvenli iniş ve kalkış yapması adına çalışmalar yaptıklarını kaydeden Bakan Uraloğlu, havalimanı pistinde bulunan aydınlatma sisteminin daha kısıtlı görüş mesafelerinde uçakların inişine imkân tanıyan CAT-2 seviyesine yükseltildiğini bildirdi. Aydınlatma sisteminin montajının tamamlandığını belirten Uraloğlu, test çalışmalarının sürdüğünü ifade etti.
Bakan Uraloğlu, Rize-Artvin Havalimanı’nda gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında emniyetli iniş sağlamak için düşük görüş mesafesi olduğu zamanlarda uçakların hassas bir şekilde piste yaklaşmasını sağlayan mevcut ILS cihazına ek ikinci ILS cihazı kurulumunu da yapacaklarını bildirdi.
Kurulum için gerekli altyapı çalışmalarının tamamlandığını duyuran Uraloğlu, ikinci ILS cihazı kurulumunu Kasım ayı sonuna kadar gerçekleştireceklerini söyledi. Uraloğlu, “Havalimanlarımızı bulundukları coğrafi şartlar doğrultusunda modernize etmeye devam ediyoruz. ILS cihazları zorlu coğrafyalarda hizmet veren havalimanları için büyük kolaylık sağlayan bir sistemdir. Bu sistem sayesinde görüş faktörlerinin kötü olduğu hava şartlarında, uçağın alçak bir biçimde piste yaklaşmasını ve piste elektronik cihazlarla iniş yapmasını sağlıyoruz” şeklinde konuştu.


Rize-Artvin Havalimanı’na yeni pist aydınlatma sistemi
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

