Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, Kastamonu Üniversitesi’nin bu yıl da yüksek tercih edilme oranlarıyla artık tercih edilen bir üniversite olduğunu kaydetti.
Kastamonu Üniversitesi, 2024-2025 eğitim-öğretim yılı için hazırlıklarını tamamladı. Türkiye’nin en çok tercih edilen üniversitelerinden biri olan Kastamonu Üniversitesi, 23 Eylül 2024 tarihinde yeni akademik yılına başlangıç yapacak.
Kastamonu Üniversitesi’nde 199 ön lisans ve lisans programı ile 101 lisansüstü programında eğitim görecek 28 bini aşkın öğrenci ders başı yapmaya hazırlanıyor. Bu yıl YKS yerleştirme sonuçlarına göre Kastamonu Üniversitesi, lisans programlarında yüzde 96,70, ön lisans programlarında ise yüzde 100 doluluk oranına ulaşarak tercih edilen üniversiteler arasında önemli bir yer edindi.
Sadece akademik açıdan değil, öğrencilerin sosyal, kültürel ve sportif beklentilerini de karşılamayı hedefleyen Kastamonu Üniversitesi, araştırma ve uygulama merkezleri, TÜRKAK akreditasyonuna sahip Merkezi Araştırma Laboratuvarı, öğrenci laboratuvarları, Teknoloji Transfer Ofisi ile Ay Yıldız Spor ve Yaşam Merkezi gibi imkanlarla kapsamlı bir deneyim sunuyor. Bu imkanlar, öğrencilerin akademik başarılarının yanı sıra kişisel gelişimlerine, sosyal etkileşimlerine ve kariyer hedeflerine ulaşmalarına katkı sağlamayı amaçlıyor. Ayrıca, Kastamonu Üniversitesi’nin yeşil kampüs ortamı, öğrencilere doğa ile iç içe dinlenme ve keyifli vakit geçirme fırsatı sunarak üniversite yaşamlarını zenginleştiriyor.
Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, yeni akademik yıl öncesinde yaptığı açıklamada, Kastamonu Üniversitesi’nin başarılarını ve hedeflerini vurguladı.
Rektör Topal, Kastamonu Üniversitesi’nin sadece Türkiye’de değil, uluslararası alanda da güçlü bir konum elde etmeyi hedeflediğini belirterek, “Öğrencilerimizin akademik başarıları, sosyal gelişimleri ve kariyerlerine yön verecek niteliklerde donanımlı bireyler olarak mezun olmaları bizim en büyük gurur kaynağımızdır” dedi.
Kastamonu Üniversitesi’nin bu yıl da yüksek tercih edilme oranlarıyla dikkat çektiğini belirten Rektör Topal, “Bu başarı, Üniversitemizin sunduğu nitelikli eğitim, donanımlı akademik kadromuz ve öğrencilerimizin gelişimini destekleyen geniş imkanlarımızın bir sonucudur. Öğrencilerimize en kaliteli eğitimi sunmak ve kariyer hedeflerine ulaşmaları için tüm imkanlarımızı sağlamak en büyük önceliğimizdir” şeklinde konuştu.
Rektör Topal, ayrıca Kastamonu Üniversitesi’nin güçlü bir akademik altyapıya sahip olmasının yanı sıra, yeşil kampüs vizyonuyla da öğrencilerine doğayla iç içe bir yaşam alanı sunduğunu ifade etti.
Rektör Topal, “Yeni eğitim-öğretim yılına başlarken tüm öğrencilerimize başarılar diliyor, onlarla birlikte yeni başarı hikâyeleri yazacağımıza inanıyorum” dedi.


Rektör Topal, Kastamonu Üniversitesi artık tercih edilen bir üniversite oldu
Sağlıklı zayıflamanın sırrı: Bütüncül yaklaşım
Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Feyzi Gökosmanoğlu, bütüncül yaklaşım olmadan sadece ilaçla kilo vermenin kas kaybına yol açtığını söyledi.
Son dönemde popülaritesi hızla artan yeni nesil obezite ilaçlarının hekim kontrolü dışında kullanılmasının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirten uzmanlar, doğru bir zayıflama sürecinde protein alımı ve fiziksel aktivitenin hayati önem taşıdığına dikkat çekti. Obezite tedavisinde dünya çapında yaygınlaşan yeni nesil zayıflama iğnelerinin (Monjaro, Wegovy, Ozempic) doğru kullanılmadığında vücutta kalıcı deformasyonlara neden olabileceğini ifade eden Medicana International Samsun Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Feyzi Gökosmanoğlu, sürecin mutlaka bir hekim, diyetisyen, psikolog ve fizyoterapist eşliğinde, bütüncül bir yaklaşımla yürütülmesi gerektiğini vurguladı.
“Sadece ilaçla kilo vermeye çalışırsanız; kas, yağ ve kemik dokusu kontrolsüzce gidiyor”
Obezite ilaçlarının çalışma mekanizması ve sosyal medyadaki yanlış algılar hakkında bilgi veren Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Feyzi Gökosmanoğlu, “Bu ilaçlar midenin boşalmasını yavaşlatarak sürekli tokluk hissi veriyor ve beyindeki açlık merkezini baskılıyor. Kalp damar sağlığı üzerinde de olumlu etkileri net bir şekilde gösterilmiş durumda. Ancak en büyük mücadelemiz bu ilaçların kulaktan dolma bilgilerle, reçetesiz olarak doğrudan eczanelerden alınıp kullanılması. Eğer sadece ilaçla kilo vermeye çalışırsanız; kas, yağ ve kemik dokusu kontrolsüzce gidiyor. Sonucunda sosyal medyada sıkça görülen süzülmüş, iki büklüm, sağlıksız bir insan profili ortaya çıkıyor. Bizim hedefimiz bu değil, fit ve sağlıklı bir kilo verme sürecidir. Bunun için de haftada 3 gün yürümek, 2 gün direnç egzersizi yapmak ve kas dokusunu çalıştırmak gerekiyor” dedi.
“Kas kaybı iğneye değil, hızlı kilo vermeye bağlıdır”
Kilo verme süreçlerinde kas kaybının kaçınılmaz bir risk olduğunu, ancak bunun iğneden kaynaklanmadığını belirten Doç. Dr. Feyzi Gökosmanoğlu, “Normal diyetlerde de kaybedilen kilonun ortalama yüzde 25’i kas dokusudur. Obezite cerrahisi geçirenlerde ise bu oran yüzde 30’lara çıkıyor ve hastalar bir yılda 10 kiloya yakın kas kaybedebiliyor. Demek ki kas kaybı ilaca değil, hızlı kilo vermeye bağlı bir durumdur. Bunun önüne geçmek için protein alımına odaklanmalıyız. Sağlıklı bir insan günde kilogram başına 1 miligram protein alırken, kilo veren hastalarda bu miktar 1.2 ya da 1.5 miligrama çıkmalı; yani ortalama 70 ila 130 gram protein tüketilmelidir. Beslenmeyle karşılanamıyorsa dışarıdan whey veya bitkisel protein takviyesi yapılmalıdır. Kas kaybedersek vücudun çatısını ayakta tutan direnç kaybolur, halsizlik başlar ve enerjimiz düşer” diye konuştu.
“3-5 kilo için metabolik hafızanızı bozmayın”
İnsan beyninin ve metabolizmasının her zaman hayatta kalmaya programlandığını hatırlatan Doç. Dr. Feyzi Gökosmanoğlu, zayıflama ilaçlarının bilinçsiz kullanımı konusunda uyarılarda bulunarak, “Vücudumuz yaşadığı her açlık ve kıtlık dönemini hafızasına kaydeder. Örneğin Ramazan’ın ikinci gününden sonra çok rahat oruç tutabilmemizin nedeni, metabolik hafızanın eski kayıtları devreye sokarak vücudu korumaya alması ve metabolizma hızını yavaşlatmasıdır. Bu yüzden 3-5 kilo fazlası olanların bu ilaçları kullanmasını kesinlikle istemiyoruz. Bu ilaçla çok çabuk kilo verirsiniz ancak eski yaşam tarzınıza döndüğünüzde metabolizma yavaşladığı için verdiğiniz kiloları yağ olarak geri alırsınız. Üstelik aradan yıllar geçip tekrar bu ilacı kullanmak istediğinizde gram kilo veremezsiniz; çünkü metabolik hafıza o yolağı tamamen kapatmıştır. İlacı bırakırken de aniden kesmek yerine, kilo sabitlenene kadar en düşük dozda hatırlatma dozları uygulanarak kademeli bir geçiş yapılmalıdır. Atılan taş, ürkütülen kurbağaya değmelidir” şeklinde konuştu.
İlaçların kesinlikle kullanılmaması gereken hasta gruplarına da değinen Doç. Gökosmanoğlu, ayrıca şunları söyledi:
“Ailesinde çok nadir görülen medüller tiroid kanseri öyküsü olanlar, şiddetli mide boşalma sorunu (gastroparazi) yaşayanlar, hamileler, emziren anneler ve daha önce akut pankreatit atağı geçirmiş olanlar bu ilaçları kesinlikle kullanmamalıdır. Ayrıca ilaç başlarken veya doz artırırken bulantı, kusma, hazımsızlık gibi yan etkiler görülebilir. Bunları önlemek için küçük porsiyonlarla beslenmeli, kızartma ve şekerli gıdalardan uzak durmalı, yemekleri çok çiğnemeli ve en önemlisi böbrek hasarını önlemek için bol su içmeliyiz. Piyasada zayıflatıcı adı altında satılan, içeriği belirsiz zayıflama çaylarından ise kesinlikle uzak durulmalıdır; bunlar karaciğer yetmezliğine yol açabilir.”

