Reklam
Reklam
rekto2
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
01 Mart, 2025 13:14 tarihinde yayınlandı
0

Rektör Kırışık’tan Yenilikçi Çözümleri Geliştirme Çağrısı

Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsünün ilk ders etkinliğine çevrim içi olarak katılan Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık SOSYALFEST’in önemine değinerek lisansüstü öğrencilerine yenilikçi çözümler geliştirme çağrısı yaptı.

Rektör Prof. Dr. Fatih Kırışık, konuşmasında Karabük Üniversitesinin bilim ve sosyal sorumluluk alanındaki projelerinden bahsederek, SOSYALFEST, KBÜFEST ve SAĞLIKFEST gibi etkinliklerin akademik gelişime katkısını vurguladı. Öğrencilere hitaben yaptığı konuşmada Kırışık, yeni fikirler üretmenin ve özgün yaklaşımlar geliştirmenin önemine dikkat çekti.

“Başkalarını takip ederek en fazla ikinci olabiliriz. Oysa biz gelişmiş analizler yaparak, dünyada ilk olan, kapsamlı sosyal modeller üretmeliyiz. Böylece başkaları bizi takip eder” diyen Kırışık, öğrencilerin sosyal bilimler ve mühendislik alanında çözüm odaklı düşünmeleri gerektiğini belirtti.
Sosyal bilimlerin toplumla iç içe olması gerektiğini vurgulayarak, akademik çalışmaların toplumun ihtiyaçlarına yönelik şekillenmesi gerektiğini söyleyen Kırışık, şunları söyledi:
“Necip Fazıl Kısakürek’in dediği gibi, ‘Gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmak’ doğru değildir. Toplumun hangi sorunlarla uğraştığını, hangi çözümlere ihtiyaç duyduğunu bilmeden bilim üretmek sağlıklı sonuç vermez.”

Bu bağlamda, lisansüstü öğrencilerin araştırmalarını toplumsal ihtiyaçlara göre şekillendirmesi gerektiğini aktaran Kırışık, sanayi kuruluşlarıyla iş birliği yaparak ihtiyaçların tespit edilmesi ve çözümler üretilmesi gerektiğini ifade etti.

Konuşmasında bilimsel gelişimin sürekli ilerlemesi gerektiğinin altını çizen Kırışık, öğrencilerin mevcut bilgiyi yeterli görmemesi gerektiğini kaydetti.

Kırışık, “Dünyanın bilimin geldiği seviyeyi sıfır noktası olarak kabul etmeliyiz. Bundan daha öteye gitmek, daha kapsamlı akademik üretimler yapmak zorundayız. ‘Bu ulaşılmış son zirvedir’ demek, bilimsel gelişimi durdurur. Daha iyi, daha gelişmiş, insanlığa daha fazla katkı sağlayan yaklaşımlar üretmeliyiz” dedi.
Lisansüstü öğrencilerine seslenen Kırışık, başarının kararlılıkla mümkün olduğunu vurgulayarak, proje çalışmalarının ve araştırmaların sürekliliğine önem verilmesi gerektiğini söyledi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
ilyaserbayyeni
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
06 Mayıs, 2026 09:40 tarihinde yayınlandı
0

ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLEYEN BÜYÜK İHANET!

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, pazarda, dün, yaşlı bir üretici ile sohbet ettim. Davutlar yoluna cepheli 8 dönüm arazisinde; şeftali, mandalina, portakal ve limon üretiyor. Binbir zahmetle ürettiği meyveleri pazarda satarak geçimini sağlıyor.
“Yakın bir gelecekte, sebzeyi ve meyveyi para ile de alamayacağız. Bizden sonrakiler nasıl beslenecekler merak ediyorum” dedi. “Neden?” dedim. Örnekler vererek uzun uzun anlattı. Arkadaşları, komşuları; sebze ve meyve tarımı yaptıkları arazilerini villa karşılığı inşaat şirketlerine satmışlar. Aldıkları villaları satarak yada kiralayarak tarımdan kazandıklarından kat kat fazla gelir elde ediyorlarmış. Buna direnen bir kaç kişi kalmışlar. Arazisine müteahhitler 16 villa teklif etmişler. Bu yüzden çocuklarıyla arası açılmış. “Ben öleyim, bir gün beklemez satarlar bahçeleri” diyor. Arkadaşına bir kaç yıl önce, 10 dönüm arazisine karşılık 20 villa vermişler. “Zengin olunca ne oldum delisi oldu. Elindeki varlık bitmeyecek zannetti, har vurup harman savurdu. Şimdi elinde 2 villası kaldı. Yakındır onlarıda satması” dedi. Toprak geleceğimizdir, candır, hayattır hiç satılır mı? diye de ekledi.

Çok değil, 15-20 yıl önce Kuşadasından Güzelçamlı ya kadar yolun iki tarafı uçsuz bucaksız meyve ve sebze bahçeleri ile kapliydı. Şimdi gidin bakın, beton tarlaları göreceksiniz.

Davutlar ve Güzelçamlı bölgesinde, özellikle ana yol kenarlarındaki tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması, bölgedeki ekolojik denge ve tarımsal üretim için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Son gelişmeler, bu alanların geri dönülmez bir şekilde betonlaştığı yönündeki endişeleri haklı çıkarmaktadır.

Tarım arazilerinin inşaata açılması, sadece “yeşil alan kaybı” değil, bir ülkenin geleceğini tehdit eden çok boyutlu bir krizdir. Bu durumun yol açtığı başlıca büyük tehlikeler şunlardır:

1. Gıda Güvenliğinin Yok Olması; en temel tehlike, beslenme kaynağımızın kurumasıdır. Birinci sınıf tarım arazilerinin betonlaşması, tarımsal üretimi düşürür. Bu da gıda arzında azalmaya, dışa bağımlılığın artmasına ve mutfak enflasyonunun kontrol edilemez hale gelmesine neden olur.

2. Geri Dönüşü İmkansız Toprak Kaybı; 1 santimetre kalınlığında verimli toprağın oluşması için doğada yaklaşık 100 ila 1000 yıl gerekir. Üzerine beton dökülen toprak “ölü toprak” haline gelir. İnşaat yapıldıktan sonra o arazinin tekrar tarıma kazandırılması binlerce yıl sürer; yani bu kayıp kalıcıdır.

3. Yeraltı Su Kaynaklarının Kuruması; tarım arazileri, yağmur sularını emerek yeraltı su depolarını (akiferleri) besleyen doğal süngerlerdir. Betonlaşma bu emilimi engeller; su yer altına sızamaz, yüzey akışına geçer ve sele dönüşür. Bu da hem su kıtlığına hem de afetlere davetiye çıkarır.

4. Ekosistemin ve Biyoçeşitliliğin Bozulması; tarım alanları birçok canlı türüne ev sahipliği yapar. Betonlaşma; tozlaşmayı sağlayan arılardan faydalı mikroorganizmalara kadar tüm ekosistemi yok eder. Bu dengenin bozulması, tarımsal zararlıların artmasına ve doğal döngünün kopmasına neden olur.

5. Mikroklima Değişikliği ve Isı Adaları; beton ve asfalt ısıyı hapseder. Geniş tarım arazilerinin yerini binaların alması, o bölgenin yerel iklimini (mikroklima) değiştirerek sıcaklığı artırır. Bu durum hem enerji tüketimini artırır hem de kalan tarım alanlarındaki verimliliği düşürür.

6. Ekonomik Kırılganlık; kendi kendine yetemeyen bir ekonomi, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı savunmasız kalır. Çiftçinin topraktan kopup kente göç etmesi, işsizlik ve çarpık kentleşme gibi sosyal sorunları da beraberinde getirir.Özetle: Tarım arazisine yapılan her bina, gelecek nesillerin ekmeğinden ve suyundan çalınan bir bedeldir.

Yaşam kaynaklarımızı yok ediyoruz, can damarlarımızı kesiyoruz. Dünyanın en cahil toplumlarında bile böylesi bir ihanet göremezsiniz.

İlyas Erbay