Profesörden Eyyam-ı Bahur uyarısı: Yaşlı, kalp ve akciğer hastaları için ölümcül olabilir - Karabük Haber Postası
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
01 Ağustos, 2024 12:45 tarihinde yayınlandı
0
0

Profesörden Eyyam-ı Bahur uyarısı: Yaşlı, kalp ve akciğer hastaları için ölümcül olabilir

Göğüs Hastalıkları Uzm. Prof. Dr. Şevket Özkaya, Ağustos ayının ilk haftalarında etkili olması beklenen Eyyam-ı Bahur sıcakları karşısında uyarak, “Ağustos ayının ilk haftasından ikinci haftasına kadar süren bu sıcak hava dalgası özellikle yaşlı, kalp ve akciğer hastalarını ölümcül sonuçlar doğurabilecek kadar etkileyebileceğini biliyoruz” dedi.

Türkiye’de bu yaz hava sıcaklıkları mevsim normalleri üstünde seyrediyor. Yetkililer Ağustos’un ilk haftalarından itibaren Eyyam-ı Bahur sıcaklarının yurtta etkili olacağını hatırlattı. Göğüs Hastalıkları Uzm. Prof. Dr. Şevket Özkaya ise sıcaktan dolayı yoğun bakıma yatan hastalarını olduğunu belirterek uyarıda bulundu.

“Ölümcül sonuçlar doğurabilecek kadar etkileyebilir”

Profesör Dr. Özkaya şunları söyledi:

“Ağustos ayının ilk haftasında çöl sıcakları olarak da bilinen Eyyam-ı Bahur sıcaklarının ülkemizi etkileyeceğini biliyoruz. Ağustos ayının ilk haftasından ikinci haftasına kadar süren bu sıcak hava dalgası özellikle yaşlı, kalp ve akciğer hastalarını ölümcül sonuçlar doğurabilecek kadar etkileyebileceğini biliyoruz. Bu sıcak hava dalgasından sonra özellikle 2000’li yıllardan sonra Avrupa’da çok sayıda insanın kalp ve akciğer hastalıkları nedeniyle kaybedildiğini biliyoruz. Vatandaşlara sesleniyoruz. Eğer kalp ve akciğer hastasıysanız bu sıcak havalarda özellikle dikkat etmelisiniz. Çok sıcak saatlerde dışarıya çıkmamalısınız. Mümkün olduğunca başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere yetkililerin uyarılarına kulak vermenizi istiyoruz. Sıcak havalar sadece hasta ve yaşlı kişileri değil normal insanları da etkileyecek. Aşırı stres, anksiyete, saldırganlık gibi içgüdüsel dürtülere de yol açabilir.”

“Cinnet ve saldırganlık olaylarının zemininde bu sıcak ve soğuk değişimi var”

Özkaya, “Ülkemizde yaşanan cinnet ve saldırganlık olaylarının zemininde bu sıcak ve soğuk değişiminin olduğunu biliyoruz. Önümüzdeki günlerde yaşanacak bu sıcak hava dalgası ile yaşlı, kalp ve akciğer hastalarımızın, normal vatandaşlarımızın en az etkilenmesini istiyoruz. Ölümcül sıcakların geldiğini bu 2 haftalık dönemde özellikle akciğer ve kalp hastalarının ilaçlarının düzenli kullanmalarını istiyoruz. Mutlaka bir yakınlarının yanında iletişim halinde olmalarını tavsiye ediyoruz. Oluşacak bir atak ile hastalarımız yoğun bakıma düşebilir” ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
swwsws
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
23 Nisan, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
0
0

RTÜK GÖREVİNİN GEREĞİNİ YAPIYOR MU ?

Televizyon kanallarında yayınlanan bazı diziler ve gündüz kuşağı programları; çarpık ilişkiler, şiddet ve ahlaki erozyona yol açan sahnelerle toplumsal yapıyı tehdit ediyor.
Bu içeriklerin meşrulaştırılması, özellikle çocukların ve gençlerin değerlerinden kopmasına sebep oluyor.
Sanırım toplum olarak bu konuda hemfikiriz.

Bir şeyleri düzeltmek istiyorsak işe buradan başlayabiliriz. Zira TV ler ve telefonlar yoluyla ulaştığımız kontrolsüz ve denetimsiz yayınlar, toplum sağlığını ve ahlaki yapıyı ciddi şekilde tehdit ediyor.

Tehlikenin farkında olan sağduyulu vatandaşlardan RTÜK’e yoğun şikâyetler gittiğini biliyoruz. Buna rağmen bu tür yayınlar devam ediyor.

Ahlaksızlığı özendirdiği için şikayet konusu olan yayınları,
* Toplumsal değerlerin yozlaşması, iffetsizliği sıradanlaştıran ve meşrulaştıran, aile yapısını zayıflatan diziler.
* Toplumun manevi yapısını bozan, şiddet ve suç temalarını işleyen programlar.
* İnanç ve ahlak değerleri hedef alarak, İslam’ı sembolize eden kişileri “kötü karakter” olarak gösteren programlar olarak sıralayabiliriz.

Toplumda, bu tür içeriklere karşı RTÜK’ün yetersiz kaldığı, nadiren ceza uyguladığı görüşü hakim.
Şiddet sahneleri içeren dizilerin genç izleyiciler üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmaz bir gerçek.
Bu yapımlara dair eleştiriler, öz değerlerden kopuşu ve aile yapısının dinamitlenmesini gerekçe göstermektedir. En tehlikelisi de, genç kuşakların dizi karakterlerini rol model alarak şiddete özenmesidir.

RTÜK NE İÇİN VAR?
RTÜK ÜYELERİ TV İZLEMİYOR MU?

RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen 9 üyeden oluşuyor. RTÜK Türkiye’deki radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini (internet platformları dahil) düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip tarafsız(!) bir kamu kurumudur.

Kurumun temel varlık nedenleri ve görevleri şunlardır:
Yayın Denetimi: Yayınların kanunlara ve toplumsal değerlere uygunluğunu kontrol eder.
Medya kuruluşlarının yayın yapabilmesi için gerekli olan yayın izin ve lisanslarını tahsis eder.
BURAYA DİKKAT !
Çocukların ve gençlerin gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklere karşı koruyucu tedbirler (akıllı işaretler gibi) alır.
Yayın ilkelerine aykırı hareket eden kuruluşlara uyarı, para cezası veya program durdurma gibi cezalar verir.
Toplumu ve kamu düzenini koruma gerekçesiyle kritik durumlarda yayın yasağı kararları alabilir veya duyurabilir.

RTÜK’ü tek sorumlu olarak göremeyiz. Toplumda şiddetin artması, insanların birbirine olan saygısının azalması, tabiiki tek bir nedene bağlı değil. Bu, toplumsal, teknolojik ve psikolojik birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir durumdur.
* Teknoloji, insanları ekranlara bağlarken gerçek dünyadaki etkileşimlerini kısıtlıyor. Sosyal medyada anonim kimliklerin arkasına sığınan bireyler, daha sabırsız ve saygısız davranışlar sergileyebiliyor.
* Temel nezaket kurallarının ve görgü kurallarının zamanla unutulması, saygısız davranışların artmasına neden olabiliyor.
* Ekonomik zorluklar, bireylerin stres seviyesini artırarak birbirlerine karşı tahammülsüz ve saygısız davranmalarına yol açabiliyor.
* İnsanların birbirine güvenmemesi, iyi niyetin azalması ve empati kurma yeteneğinin zayıflaması saygıyı azaltan önemli faktörlerdendir.
* Kendine saygısı olmayan bireyler, iç dünyalarındaki huzursuzluğu ve öfkeyi çevrelerine yansıtarak başkalarına saygı duymakta zorlanabiliyor.
* Bireysel farklılıkları (inanç, düşünce, yaşam tarzı) kabul etme konusundaki eksiklikler, toplumsal huzuru bozuyor ve çatışmayı artırıyor.

Saygının yok olması, toplumda birlik ve beraberliği sağlayan manevi değerlerin kaybolmasına, nesiller arası çatışmalara ve insanların birbirini ezdikleri, huzursuz bir ortama yol açıyor.

Toplum ahlakını yeniden tesis etmek, bireysel bilinçlenmeden kurumsal yapıların iyileştirilmesine kadar uzanan çok boyutlu bir süreçtir.

Ahlakın temeli ailede atılır. Çocuklara küçük yaşta sorumluluk bilinci, haya ve adalet duygusu aşılanmalıdır.
Kitle iletişim araçlarının yozlaştırıcı etkilerine karşı farkındalık oluşturulmalı ve kamu yayıncılığında ahlaki değerler ön plana çıkarılmalıdır.

Zordur yitirileni yerine koymak.
İşimiz hiç kolay değil.

İlyas Erbay