Prof. Dr. Ersan Başar, Antarktika’nın dünyanın kara kutusu olduğunu belirterek “Eğer dünyanın geçmişini, insanlığın tarihini öğrenmek istiyorsanız Antarktika’yı çözmeniz gerekiyor. Bu buzun her katmanındaki yapıyı tespit etmeniz gerekiyor” dedi.
8. Ulusal Antarktika Bilim Seferi’ne de katılan Prof. Dr. Ersan Başar, Avrasya Üniversitesi’nde “Küresel Isınma ve Kutuplar” konulu söyleşi programına katıldı. Ömer Yıldız Yerleşkesi konferans salonunda gerçekleşen programda konuşan Prof. Dr. Ersan Başar, “Antarktika öyle bahtsız bir yer ki 2 milyon yıldır yağmur yağmamış kuru bir kıta. Antarktika o kadar büyük bir yer ki Türkiye’nin 17 katı ve Avrupa’nın yaklaşık bir buçuk katı büyüklüğünde bir kıtadan bahsediyorum. Siz dünya haritasına baktığınızda ülkenizin 17 katı büyüklüğünde bir kıtanın dünyanın altında bulunduğunu fark ettiniz mi? Öyle bir kıta ki üzerinde bulundurduğu yapı itibariyle 2 bin metre ortalama yer kürenin üzerinde buz var ve bu buz yaklaşık 24 milyon kilometreküplük bir buzula tekabül ediyor. Dünya tatlı su rezervi burası; dünyadaki tatlı suyun yüzde 92’sine karşılık geliyor. Antarktika bir kara kutu, dünyanın kara kutusu. Eğer dünyanın geçmişini, insanlığın tarihini öğrenmek istiyorsanız Antarktika’yı çözmeniz gerekiyor. Bu buzun her katmanındaki yapıyı tespit etmeniz gerekiyor” diye konuştu.
“Yukarıda yani kuzey kutbunda ise buzul yok; yukarıda deniz buzu var, kıta yok” diyen Başar “Orada deniz donuyor ve buz oluşuyor. Arktik ve Antarktika’yı karşılaştıracak olursak, Antarktika var olduğundan beri hiçbir zaman bir halk yaşamamıştır. Hâlen yaşayan kimse yok; burada sadece bilim insanları ve lojistik personeli var. Türkiye’nin 17 katı büyüklüğünde bir kıtada maksimum yaz döneminde 4 bin, kış döneminde ise bin kişi bulunuyor. Arktik’te ise İnuitler, Eskimolar gibi çeşitli halklar yaşamaktadır. Penguen Antarktika’nın olmazsa olmazıdır. Penguenlerle kutup ayıları arasında ilginç bir denge vardır: Penguenler yukarı çıkmıyor, kutup ayıları aşağı inmiyor. Antarktika çok ciddi mineraller, birçok element ve maden barındırıyor. Uzaydan elde edebileceğimiz bazı madenleri Antarktika’da bulabiliyoruz. Bunlar uzay çalışmalarında, askeri çalışmalarda ve elektronikte çok önemli malzemeler. Arktik’e baktığımızda ise burada kıyıdaş devletler var. Bu devletlerin kıta sahanlıkları, ekonomik münhasır alanları bulunuyor. Bu bölgede buzun altında çok ihtiyaç duyulan madenlere ulaşabiliyorlar. Ayrıca çok ciddi petrol ve doğalgaz yatakları mevcut ve bunlara ulaşabiliyorlar. Antarktika’da ise nükleer çalışmalar, hidrokarbon, petrol ve doğalgaz faaliyetleri, madencilik çalışmaları ve araştırmaları tamamen yasaktır” ifadelerini kullandı.


Prof. Dr. Ersan Başar: “Antarktika dünyanın kara kutusu”
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

