blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
06 Eylül, 2024 12:30 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 3dk
Yorum: 0

Prof. Dr. Cumhur Aydemir; “Topuk kanı testi reddedilirse bebeklerin sağlığı ciddi risk altında”

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cumhur Aydemir, topuk kanı testinin reddedilmesi halinde bebeklerin sağlığının risk altında olduğunu ifade etti.
Geçen 20 Ağustos’ta Kars Aile Mahkemesi "Topuk kanı almanın çocuğun Anayasa ile korunan yaşam ve sağlık hakkı üzerinde yapacağı olumlu sonuçlarının tıbbi otoritelerce ispatlanmamış olması ve muhtemel bir teşhis ve tedavinin de tıp otoritelerince hala tartışmalı olması" gerekçesiyle aile lehinde hüküm verdi. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cumhur Aydemir; son dönemde bazı ailelerin bu testi reddetme eğiliminde olduklarına dikkat çekerek, bunun bebeklerin sağlığı üzerinde ciddi riskler oluşturduğunu belirtti. Ancak Aydemir, topuk kanı alımının esas amacının biyotinidaz eksikliği, kistik fibrozis, hipotiroidi ve SMA (Spinal Müsküler Atrofi) gibi önemli rahatsızlıkların teşhisinde önemli rol oynadığına dikkat çekti. Topuk kanı tarama testi, yeni doğan bebeklerde doğumdan sonraki ilk günlerde uygulanan, zorunlu ulusal tarama sistemlerinden biri olarak biliniyor.

Prof. Dr. Aydemir, bu testin nasıl yapıldığını şöyle açıkladı:
"Ulusal tarama sistemimizde yeni doğan bebeklerde doğumdan sonraki ilk günler içerisinde zorunlu olan testlerden biri topuk kanı taraması. Yeni doğan bebeklerin doğdukları hastanede topuğundan birkaç damla kan alınarak kurutma kağıdına damlatılıp yapılan bir test. Ulusal tarama sistemi içerisinde ülkemizde altı adet hastalık taranmakta. Topuk kanı damlatılarak yapılan kurutma kağıtlarındaki testler Sağlık Bakanlığının tek bir merkezine bu çalışmalar yapılmakta ve çok uzun yıllardır baştan tek hastalıkla başlayıp şu an en son güncel altı hastalıkla topuk kanat araması yapılmakta. Fenilketonüri, Konjenital Hipotiroidi, Kistik Fibrozis, Biyotinidaz Eksikliği, Konjenital Adrenal Hiperplazisi en son olarak da güncel hastalık olarak da SMA dediğimiz kas hastalığı bu topuk kanı taramasına eklenmiş durumda" dedi.

Testin amacı erken tanı ve tedavi
Aydemir, alınan birkaç damla kanın ilerleyen yaşlarda çocuklarda oluşabilecek ağır hastalıkların erken teşhis edilmesine imkan sağladığını belirterek, bu testin önleyici olmaktan çok, erken teşhis ve tedaviye başlamayı amaçladığını ifade etti. Aydemir, şunları ekledi:
"Ulusal tarama sistemimizdeki bu hastalıklarda topuk kanı alınmasının esas amacı hastalıkların erken tanısının sağlanması ve tek bir damla topuktan kan alınarak bebeklerin ileri dönemde çok ağır hastalıklar olabilecek bu hastalıkları erken dönemde tanınıp tedaviye imkan sağlamak. Hastalıkları önleyici olmaktan ziyade buradaki amacımız erken tanıyıp topuk kanında tespit ettiğimiz hastalığın erken tedavisine başlayabilmek. Yani bu hastalıklar hem hormon sisteminin hem ileri dönemdeki beyin gelişiminin hem de çocuğun genel anlamda gelişimini etkileyen hastalıklar olduğu için erken tanıdığımız zaman bebeklerin ileride büyümeleri, gelişmeleri, nörolojik ve hastalanma sıklığını etkilemesi açısından sık hastalanmaları da etkilemesi açısından erken dönemde tedaviye başlanabilmesi çok önemli olmakta."

"Topuk kanı testini reddetmek bebeklerin geleceğini tehlikeye atıyor"
Son dönemlerde bazı alternatif tıp ile ilgilenenler tarafından doğru olmayan bilgilendirmelerin yayıldığını söyleyen Aydemir, bunun tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini vurguladı. Prof. Dr. Aydemir, bu gibi doğru olmayan bilgilendirmelerin geçmişte aşılara karşı oluşan çekinceler gibi bir etki oluşturabileceğini dikkat çekti ve bu durumun da ilerleyen yıllarda çocukların sağlıklı gelişimi üzerinde ciddi olumsuz etkiler oluşturabileceğini söyledi. Zonguldak bölgesindeki mahkemelerden kendilerine bilirkişi vasfıyla çok fazla sayıda topuk kanı reddi geldiğini aktaran Aydemir sözlerini şöyle tamamladı:
"Son yıllarda özellikle son altı ay içerisinde maalesef ülkemizde bazı alternatif uzmanları tarafından ortaya atılan ve tıbbi hiçbir gerekçesi olmayan, ülkemizde tıbbi olarak yeterliliği bulunmayan, hekimlik yapma yetkisi, kabiliyeti olmayan insanların birtakım yalan yanlış hiçbir tıbbi gerekçesi olmayan bilgilerle topuktan kan alındığında bazı hormonları etkilediğine dair hiçbir bilimsel gerekçelerle aileler farklı kanallardan bu bilgilere ulaşıp topuk kanı almayı reddetmekte maalesef. Son özellikle altı ay içerisinde bize de birçok kendi bölgemizdeki mahkemelerden bilirkişi vasfıyla çok fazla sayıda topuk kanı reddi gelmekte. Tıpkı eski yıllarda ve günümüzde giderek artan aşı reddi gibi topuk kanını maalesef bu eğer buna engel olmazsak bebeklerimizin ileri dönemdeki sağlıklı gelişimine ciddi oranda yan etkiler oluşturacak ve ciddi sağlık sorunlarıyla karşılaşmaya başlayacağız."
Aydemir, yenidoğan bebeklerde topuk kanı taramasının yapılmayıp ileriki süreçlerde yapılmasının teşhiste zorluklara yol açabileceğini de sözlerine ekledi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
20 Kasım, 2025 11:21 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

KBÜ’de Sağlık Yönetiminde İnsan Kaynağı Planlaması Ele Alındı

Karabük Üniversitesi (KBÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi tarafından "Sağlık Hizmetlerinde İnsan Kaynaklarının Planlanması" konulu seminer düzenlendi.

Karabük Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi tarafından düzenlenen seminerde, sağlık hizmetlerinde insan kaynaklarının planlanması; alanın profesyonelleri tarafından personel yönetimi, idari işleyiş ve görev dağılımı çerçevesinde değerlendirildi.

15 Temmuz Şehitler Konferans Salonu'nda düzenlenen etkinliğe; Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Müslüm Kuzu, Fakülte Dekan Yardımcısı ve Hemşirelik Yönetimi Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Tuğba Güngör, akademik ve idari personel ile öğrenciler katıldı. Seminerde konuşmacı olarak, Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Erkan Doğan ile Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü Müyesser Demir yer aldı.

Açılış konuşmasında Dr. Öğr. Üyesi Tuğba Güngör, sağlık kurumlarında insan kaynağı planlamasının kritik bir yönetsel sorumluluk olduğunu belirterek, "Kamu sağlık hizmetlerinde talepler ile mevcut kaynakları uyumlu hale getirmek yöneticiler açısından kritik bir sorumluluk. Bugün bu sürecin sahadaki uygulamalarını yöneticilerimizden dinleyeceğiz" dedi.

Açılış konuşmasını yapan Fakülte Dekan Yardımcısı ve Hemşirelik Yönetimi Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Tuğba Güngör, sağlık kurumlarında insan kaynağı planlamasının önemine değindi. Güngör, "Kamu sağlık hizmetlerinde talepler ile mevcut kaynakları uyumlu hale getirmek yöneticiler açısından kritik bir sorumluluk. Bugün bu sürecin sahadaki karşılığını yöneticilerimizden dinleyeceğiz" ifadelerini kullandı.
Seminerde sunum yapan Başhekim Doç. Dr. Erkan Doğan, sağlık hizmetinin 7 gün 24 saat kesintisiz sürdüğünü vurgulayarak yöneticilerin çok boyutlu bir sorumluluk üstlendiğini ifade etti. Doğan, ekip çalışmasının, adaletin ve vicdanın sağlık yönetiminin temelini oluşturduğunu vurguladı.
Doğan, ayrıca sağlık hizmetinin kesintisiz yapısına dikkat çekerek, "Sağlıkta tatil yok. Burada sadece üç tane saç ayağı var; hekim, sağlık hizmetleri ve diğer alt birimler. Bu süreçte hakkaniyet, adalet ve vicdan çok önemli. Çalışanın hakkının yanında hastanın ve kamunun hakkını da korumak zorundasınız" diye konuştu.

Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü Müyesser Demir ise sunumunda özellikle hastanenin fizikî yapısı ve işleyişiyle ilgili bilgiler aktardı. Hastanenin çok geniş bir alana yayılan modern bir sağlık kompleksi olduğunu belirten Demir, yapının büyüklüğü ve 7 gün 24 saat hizmet sürdürülebilirliği göz önünde bulundurulduğunda insan kaynaklarının doğru planlanmasının kritik önem taşıdığını söyledi. Demir ayrıca, "Sağlık hizmeti durmaz; bu nedenle doğru personel planlaması hayati bir gereklilik" dedi.

Programda ayrıca yeni mezun hemşirelerin saha adaptasyonu, birimlerdeki iş yükü, acil servis ve yoğun bakım gibi kritik alanlarda görev almanın sorumlulukları da ele alındı. Konuşmacılar, mesleğin zorluklarının yanı sıra insan hayatına dokunan yönünün güçlü bir motivasyon kaynağı olduğunu dile getirdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin