Reklam
Reklam
prof dr caglayan feto mensuplari her ne kadar liderleri olduyse de bos durmamaktadir A3TFSswG
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Temmuz, 2025 04:15 tarihinde yayınlandı
0

Prof. Dr. Çağlayan: “FETÖ mensupları her ne kadar liderleri öldüyse de boş durmamaktadır”

SAMSUN (İHA) – Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kaya Tuncer Çağlayan, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti, gevşemeden FETÖ ile uğraşında kararlılığını korumalıdır. Takiyyede kimsenin yarışamayacağı FETÖ mensupları, her ne kadar başkanları öldüyse de boş durmamaktadır. Millet ve devlet düşmanlarına hakkettikleri temkin ve önlemi almakta Türk Devleti teyakkuz halini korumalıdır” dedi.

Tarihi Süreç Açısından 15 Temmuz Paneli Samsun Müzesi’nde geniş iştirakle yapıldı. Samsun Valiliği ile ÖMÜ tarafından düzenlenen panelde OMÜ Atatürk Prensipleri ve İnkılap Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü, Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kaya Tuncer Çağlayan ile İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Faruk Sancar konuşmacı olarak yer aldı. Hürmet duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının akabinde Çağlayan ve Tuncer kendi uzmanlık alanlarındaki sunumlarını gerçekleştirdi.

“FETÖ mensupları her ne kadar önderleri öldüyse de boş durmamaktadır”

FETÖ’nün tarihi sürecinden bahseden Prof. Dr. Çağlayan, “Türkiye’de devletin başta TSK, yargı, emniyet, eğitim ve üniversiteler olmak üzere bütün devlet kurumlarına kanunî yasa dışı sistemlerle yerleşerek paralel devlet yapılanmasına giden örgüt 15 Temmuz’da gerçek yüzünü bütün Türkiye’ye gösterdi. O gece başlatılan kanlı darbe teşebbüsünü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın daveti ile meydanlarda toplanan Türk halkı iradesiyle, kanıyla, canıyla engelledi. Mülkiyeti Türk milletine ilişkin olan uçaklar, tanklar, tüfekler ile halkın üzerine ateş açan, TBMM’ni, Külliyeyi, Emniyet Genel Müdürlüğünü, Genelkurmay Başkanlığı binası, Boğaziçi Köprüsü üzere kritik kurum ve yerleri bomba ve mermilerle denetim altına almaya çalışan gururlu Türk ordusunun üniformalarını gasp etmiş hainleri Ömer Halis Demir üzere kahraman ordu mensuplarımız ve iradesine sahip çıkan Türk Milleti bertaraf etmiştir. 15 Temmuz milletin zaferi ile sonuçlanmıştır. Devletimiz, kılcal damarlarına kadar sızan paralel yapıdan KHK ve öbür yasal formüllerle uğraş ederek 15 Temmuz’da 251 şehidimizin ve 2740 gazimizin hesabını sormuştur. Yalnızca 15 Temmuz’da değil, öncesinde çalınmış imtihan soruları ile hakları yenilenlerin, düzmece iddianamelerle sivil-askeri kurumlardan uzaklaştırılan vatandaşlarımızın, devletin mahremlerini satanların, Necip Hablemitoğlu ve Muhsin Yazıcıoğlu üzere cinayetlerin hesabını devletimiz sormuştur ve sormaya devam etmektedir. Bundan sonrası için Türkiye Cumhuriyeti Devleti gevşemeden FETÖ ile uğraşında kararlılığını korumalıdır. Takiyyede kimsenin yarışamayacağı FETÖ mensupları her ne kadar önderleri öldüyse de boş durmamaktadır. Millet ve devlet düşmanlarına hakkettikleri temkin ve önlemi almakta Türk Devleti teyakkuz halini korumalıdır. Aziz Atatürk’ün emaneti Türkiye Cumhuriyeti’nin payidar ve Türk Milleti’nin hür kalması bunu gerektirmektedir” diye konuştu.

“Bu ihanet hareketinin doktriner yerini temelli bir formda kıymetlendirmek gerekmektedir”

15 Temmuz darbe teşebbüsünün öbür darbe teşebbüslerinden farklı olduğunu tabir eden Prof. Dr. Sancar ise, “15 Temmuz darbe teşebbüsü, Cumhuriyet tarihinde yaşanan öteki darbe teşebbüslerinden farklı özellikler göstermektedir. Öbür darbe teşebbüsleri silahlı kuvvetler içinden bir takımın devlet yönetimini ele geçirmek üzere gerçekleştirdiği bir hareketken, 15 Temmuz kalkışması bunlardan farklı olarak direkt sivil bir küme tarafından sevk ve yönetim edilen lakin yanı vakitte silahlı kuvvetler içinde yuvalanmış bir kümenin eliyle gerçekleştirilen bir kalkışmadır. Her darbe teşebbüsünün kendisine ilişkin bir motivasyonu olduğu üzere 15 Temmuz isyan teşebbüsünü destekleyenleri de motive edici bir dinamik kelam mevzusudur. Bu sebeple FETÖ’nün tehdit kapasitesini büyük oranda yitirdiği bir süreçte bu ihanet hareketinin doktriner yerini asıllı bir formda pahalandırmak gerekmektedir. Bu soruna bakışımız yalnızca darbe ve terör aksiyonlarına karışan kişi ve yapıları engelleme yahut demokratik rejimi muhafaza refleksiyle sınırlanmamalıdır” halinde konuştu.

Panele Samsun Valisi Orhan Tavlı’nın yanı sıra OMÜ Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın, Kıyı Güvenlik Karadeniz Bölge Kumandanı Tuğamiral Ahmet Bahadır, Vilayet Jandarma Kumandanı Tuğgeneral Mustafa Bahçepınar, Vilayet Emniyet Müdürü Ahmet Arıbaş, kurum müdürleri, gaziler, şehit yakınları ve vatandaşlar katıldı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
5d54e2fd 22a6 4ce3 91b0 2d586b60491d
Mustafa Akgün Avatarı
Mustafa Akgün tarafından
30 Mayıs, 2026 14:43 tarihinde yayınlandı
0

Gerede Çayı İçin Haykırış

Gerede Çayı’nda uzun yıllardır devam eden çevre kirliliğine dikkat çekmek amacıyla düzenlenen protesto gösterisinde yüzlerce vatandaş bir araya geldi.

Gerede Çayı Temiz Aksın Platformu öncülüğünde gerçekleştirilen eylemde, sanayi kaynaklı kirliliğin bölge halkının sağlığını ve doğal yaşamı tehdit ettiği vurgulandı.

Ellerinde pankart ve dövizlerle alanda toplanan vatandaşlar, Gerede Çayı’ndaki kirliliğin artık yalnızca çevresel bir sorun olmaktan çıktığını, halk sağlığını doğrudan etkileyen ciddi bir mesele haline geldiğini ifade etti. Platform üyeleri tarafından yapılan açıklamada, çayın yıllardır sanayi atıkları nedeniyle ciddi kirliliğe maruz kaldığı ve sorunun çözümüne yönelik verilen sözlerin yerine getirilmediği öne sürüldü.

288 KİLOMETRELİK HAVZA ETKİLENİYOR

Platform adına yapılan açıklamada, Gerede Çayı’ndaki kirliliğin yalnızca Gerede ilçesini değil, yaklaşık 288 kilometrelik su havzası boyunca birçok yerleşim yerini etkileyerek Karadeniz’e kadar uzanan geniş bir alanı tehdit ettiği belirtildi.

Açıklamada, “Bu yalnızca bir dere meselesi değil, suyun geçtiği tüm bölgelerin geleceği meselesidir” ifadelerine yer verilerek sorunun ulusal ölçekte değerlendirilmesi gerektiği savunuldu.

“TÜM YOLLARI DENEDİK”

Gösteri sırasında konuşan vatandaşlar, yıllardır çeşitli kurumlara başvurduklarını, hukuki süreçleri işlettiklerini ve kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla girişimlerde bulunduklarını belirtti.

Katılımcılar, dilekçe verdiklerini, dava açtıklarını, su analizleri yaptırdıklarını ve konuyu basın aracılığıyla gündeme taşıdıklarını ifade ederek sorunun çözümü için somut adımlar beklediklerini dile getirdi.

Bazı vatandaşlar ise Gerede Çayı’ndan aldıkları kirli su örneklerini bidonlarla alana getirerek mevcut durumu gözler önüne serdi.

“İNSAN HAYATI PARADAN DAHA DEĞERLİ”

Eylemde çocuklar ve ailelerin taşıdığı “İnsan hayatı paradan daha değerlidir” yazılı pankartlar dikkat çekti. Katılımcılar, sanayi faaliyetlerine karşı olmadıklarını ancak çevreye zarar vermeyen ve sürdürülebilir üretim anlayışının benimsenmesini istediklerini belirtti.

TEMİZ SU TALEBİ

Gösterinin ilerleyen saatlerinde yol kenarında toplanan vatandaşlar sloganlar atarak seslerini duyurmaya çalıştı. Eylem nedeniyle bölgede zaman zaman araç yoğunluğu yaşanırken, çevrede bulunan bazı vatandaşların da protestoya destek verdiği görüldü.

“Temiz su istiyoruz” ve “Çocuklarımıza yaşanabilir bir gelecek bırakmak istiyoruz” sloganları atan katılımcılar, Gerede Çayı temizlenene kadar mücadelelerini sürdüreceklerini ifade etti.

YETKİLİLERE ÇAĞRI

Platform tarafından yapılan açıklamada, çevre ve halk sağlığını ilgilendiren bu sorunun çözümü için ilgili kurumların daha etkin ve kararlı adımlar atması gerektiği vurgulandı.

Vatandaşlar, yetkililerin bölgeye gelerek Gerede Çayı’ndaki mevcut durumu yerinde incelemelerini talep ederken, “Gerede Çayı temiz akana kadar mücadelemiz sürecek” mesajını verdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin