Reklam
Reklam
Yusuf Korkmaz Avatarı
Yusuf Korkmaz tarafından
19 Eylül, 2023 09:00 tarihinde yayınlandı
0

Predatör Böcekler İş Başında

Biyolojik mücadele kapsamında Ormana zarar veren Göknar Kabuk Böceği ve Çam Kabuk Böceği zararlısına karşı onun parçalayıcısı olan predatör böcekler doğaya bırakıldı.

Orman zararlılarına karşı biyolojik mücadele çalışmaları devam ediyor. Ormanlara verdiği zarar nedeniyle “alevsiz yangın” olarak nitelendirilen zararlı böceklere karşı predatör böcekler doğaya bırakıldı.

Ormanların en büyük düşmanlarından biri olan zararlı böceklere karşı Orman Bölge Müdürlüğü tarafından özellikle çevreye zararsız olan biyoteknik ve biyolojik mücadeleye önem verilirken,  her yıl biyolojik mücadele çalışmaları artarak devam ediyor. Bu kapsamda Biyolojik Mücadele çalışmalarına  bir yenisi daha eklenerek doğaya faydalı böcekler salınmaya devam edildi.

Konuyla ilgili açıklama yapan Orman Bölge Müdürü  Faruk Bayraktaroğlu yapmış”Biyolojik mücadele kapsamında Ormana zarar veren Göknar kabuk Böceği ve Çam kabuk Böceği zararlısına karşı onun parçalayıcısı olan predatör böcekleri laboratuarda üretip doğaya bırakıyoruz.

Bölge Müdürlüğümüze bağlı Karabük ve Gökçebey Orman Zararlılarıyla Mücadele Laboratuarımızda ürettiğimiz predatör (yırtıcı) dediğimiz faydalı böcekleri zararlıların yayılış gösterdiği ormanlara salıyoruz.

Unutulmamalıdır ki, Orman yangınları kalp krizi gibi anlık zarar verirken, böcek zararları ise kanser gibi yıllarca mücadele yapmayı gerektirir. Böceklerle mücadele oldukça masraflı ve zahmetlidir. Bölge Müdürlüğü olarak artık kimyasal mücadele dediğimiz zehirli ilaçlarla mücadele yapmıyoruz. Çevreye zararsız olan biyoteknik, biyolojik ve mücadeleye daha çok önem veriyoruz. Bu kapsamda her yıl biyolojik, biyoteknik ve mekanik mücadele çalışmalarını artırmakta, böceklerle mücadele çeşitli yöntemler uygulamaktayız.

2023 yılında; 5.450 hektar alanda 37 Adet Biyolojik Mücadele Projesi, 992 hektar alanda 10 adet Biyoteknik Mücadele Projesi ve 555 hektar alanda ise 10 adet Mekanik Proje yapmak suretiyle toplamda 6.997 hektar alanda 57 adet orman zararlılarıyla mücadele projesi yaparak uygulama yaptık.

Thanasimus formicarius üretimi çalışmalarına 1 Marttan itibaren doğadan erginleri toplayarak başlamış olup, 500 adet böcek üretim programımıza karşılık bu güne kadar 710 adet yumurta alınarak bu yumurtalardan 750 adet larva üretimi gerçekleştirilmiş olup Safranbolu ormanlarına salımı yapılmıştır.

Üretilen bu larvalar Göknar Kabuk Böceği ve Çam Kabuk Böceklerinin yoğun olduğu arazilere salınmaktadır. Salınan bu böcekler, ormanlarımıza zarar veren böceklerle mücadelemizde bizim en büyük yardımcılarımızdır” dedi. (Yusuf Korkmaz)

 

Bizi sosyal medyadan takip edin
prof dr gurdal yilmaz hanta virusu yeni bir salgin degil K5v6eWSQ
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
07 Haziran, 2026 16:37 tarihinde yayınlandı
0 0

Prof. Dr. Gürdal Yılmaz: “Hanta virüsü yeni bir salgın değil”

Dünyada yeniden gündeme gelen hanta virüsü vakaları endişe oluştururken, uzmanlar hastalığın yeni bir salgın olmadığını ve uzun yıllardır görüldüğünü belirtiyor.

Özellikle bir gemide ortaya çıkan toplu vakaların dikkat çekmesiyle yeniden konuşulan hanta virüsünün farklı türlerinin bulunduğunu belirten uzmanlar, Türkiye’deki vakaların gemide görülen türle aynı olmadığını vurguluyor.

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr Gürdal Yılmaz, gemide görülen vakaların kısa sürede ortaya çıkması dikkat çekse de hanta virüsü dünyanın birçok bölgesinde uzun zamandır bilinen bir enfeksiyon hastalığı olduğunu hatırlattı.

Türkiye’de daha çok böbrek tutulumuyla seyreden ve böbrek yetmezliğine neden olabilen formların görüldüğünü kaydeden Yılmaz, bu türlerin tedaviye yanıt verme ihtimalinin daha yüksek olduğunu gemide görülen vakaların ise daha çok akciğerleri etkileyerek solunum sıkıntısına yol açan ve ölüm oranı daha yüksek türler olduğunu belirtti.

Hanta virüsünün de Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) gibi viral bir enfeksiyon olduğunu kaydeden Yılmaz, özellikle İskandinav ülkeleri, Almanya, Kuzey Avrupa ve Amerika’da görülen tiplerin daha fazla öne çıktığını, Türkiye’de görülen formların ise Balkanlar ve Karadeniz bölgesinde rastlanan, daha hafif seyirli tipler olduğunu ifade etti.

“Hanta virüsü salgını aslında daha önceden bu yana görülen bir salgın”

Dünyada bildirilen hanta virüsü salgınının daha önceden bu yana görülen bir salgın olduğunu belirten Yılmaz, “Yani yeni bir salgın değil. Geminin içinde olmasıyla birlikte etkilenen kişiler bir anda ortaya çıktı. Ancak hanta virüsü her yerde görülebiliyor. Bizde de eskiden beri hanta virüsü vardı ve tanı koyuyorduk. Ancak bizde görülen hanta virüsü, o gemide görülen türle aynı değil. Bizde daha çok böbrek tutulumuyla seyreden, böbrek yetmezliğine yol açabilen ancak tedavi edilme ihtimali daha yüksek olan formlar görülüyor. Oradaki vakalar ise daha çok akciğeri tutup solunum sıkıntısıyla ilerleyen ve daha öldürücü tiplerdi. O da bir virüstür. KKKA nasıl bir virüsse, hanta virüs enfeksiyonları da viral bir enfeksiyondur. Dünyayı tehdit eden noktasında, İskandinav ülkelerinde, Almanya’da, Kuzey Avrupa’da ve Amerika’da görülebilen tipleri öne çıkıyor. Bizdeki form ise Balkanlar ve Karadeniz’de görülen, daha hafif seyreden formlardır” dedi.

“Viral enfeksiyonlar her zaman birer tehdit”

Viral enfeksiyonların her zaman bir tehdit olduğunu belirten Yılmaz, ancak büyük bir salgına neden olabilecek bir hastalık olmadığını kaydederek, “Viral enfeksiyonlar her zaman bir tehdittir. Ancak böyle büyük bir salgına neden olabilecek bir hastalık değildir. Ebola virüsü de var. Ebola, Afrika kökenli bir hastalıktır ve daha tehlikelidir. Çünkü yakalandığında yüzde 90’lara varan ölüm oranları vardır. Özellikle oralara seyahat eden kişiler açısından önem arz eder. Dünya artık küçük, herkes her yere gidebiliyor. Oradan kişiler buraya gelebilir” diye konuştu.

Enfeksiyon hastalıklarından korunmanın yolları

Enfeksiyon hastalıkları, virüsler ve bakterilerden korunmanın yolları ile ilgili olarak ise Yılmaz “Kalabalık yerlerde maske kullanımı ve el yıkama çok önemlidir. Toplu bir yere girerken ’bana bir şey bulaşır mı’ sorusunu kendimize sormamız bile önlem almak açısından yeterlidir. Bu virüsler ülkemize her an gelebilir. Örneğin Batı Nil ensefaliti daha önce ülkemizde yoktu, sonradan görülmeye başlandı. Özellikle Batı Anadolu ve Marmara bölgelerinde görülüyor. Batı Nil ensefaliti de bir virüstür ve artık ülkemizde de görülmeye başladı” şeklinde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin