Zonguldak’ta babası ile bir markette görevli kasiyer arasında çıkan tartışmaya dahil olarak “Başımıza ne geldiyse bu kapalılardan geldi” diyen, polis memurlarına da “Kimi aldığınıza dikkat edin, hepinizi Hakkari’ye sürdürürüm” diyen müdür yardımcısı hakkında İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından idari tahkikat başlatıldı.
Dün Kozlu ilçesine bağlı Fatih Mahallesi’ndeki bir zincir markette iddiaya göre K.D. ile markette kasiyer olarak görevli Ö.B. arasında etiket ile kasa fiyatının farklı olduğu gerekçesiyle tartışma başladı. Tartışmaya K.D.’nin İlçe Halk Eğitim Merkezi Müdür Yardımcısı olan oğlu Onur D. de müdahil olunca tartışma kavgaya dönüştü. Polis ekipleri olay yerine gelerek taraflarla görüştü. Polisin K.D. ve Ö.B. ile görüştüğü sırada araya giren Onur D., polis ekiplerine “Kimi aldığınıza dikkat edin, hepinizi Hakkari’ye sürdürürüm” dedi. Amatör kameraya yansıyan olayda Onur D., bu kez de Ö.B.’yi kast ederek “Başımıza ne geldiyse bu kapalılardan geldi” diye bağırmaya başladı.
Zonguldak Adliyesi’ne sevk edilen Onur D., Ö.B.’den özür dileyip şeker hastası olduğunu ve bir anlık sinirle yaptıkları için pişman olduğunu söyledi. Ö.B. ise şikayetçi olmadığını söyledi. Polise mukavemet suçundan ve kamu görevlisine hakaret iddiasıyla Cumhuriyet Savcılığı’na çıkartılan şüpheli, ifadesinin ardından serbest bırakıldı.
Öte yandan Zonguldak İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün Onur D. hakkında idari tahkikat başlattığı öğrenildi.


Polisleri tehdit eden müdür yardımcısı hakkında idari tahkikat başlatıldı
BU TEZGAH CHP Yİ BİTİRİR Mİ, YOKSA BÜYÜTÜR MÜ?
CHP tarihin en büyük siyasi operasyonuyla dağılmanın eşiğine kadar geldi.
Özgür Özel’in yeni bir parti kurması durumunda; yargı müdahaleleriyle CHP’yi bölme ve ana muhalefeti zayıflatma odaklı bir siyasi operasyon yapıldığını varsayarsak, bu operasyon büyük oranda amacına ulaşmış olur.
Türkiye genelinde 81 il ve 900’den fazla ilçede örgütlenmek, binalar kiralamak, donatmak, bürokrasiyi yönetmek ve teşkilatları fonlamak çok büyük bir ekonomik kaynak ve lojistik güç gerektirir.
Muhalif seçmenin, CHP içindeki bu “çift başlılık” ve bölünme görüntüsünden dolayı sandığa küsme riskini de unutmayalım.
İmamoğlu ve Özel’in ortak hareket etmesi durumunda Türkiye genelindeki örgütlenme hızı belki katlanarak artabilir; ancak, İmamoğlu’nun CHP içinde kalmayı tercih etmesi halinde Özel’in yeni partisi dar kadrolu bir harekete dönüşme riskiyle karşı karşıya kalır. Özgür Özel her ne kadar resmi açıklamalarında ”Yeni bir parti kurma durumumuz yok, Atatürk’ün partisine sahip çıkacağız” diyerek kurultay mücadelesini işaret etse de, Kılıçdaroğlu yönetiminin disiplin ve ihraç mekanizmalarını çalıştırması durumunda, bu yeni parti ve hızlı örgütlenme senaryosu kaçınılmaz bir B planı olarak şimdilik masada duruyor.
KASIM 2026 TARİHİNDE BASKIN SEÇİM RİSKİ
Kasım 2026’da olası bir baskın seçim ihtimali de var. Siyasi Partiler Kanunu uyarınca yeni bir partinin seçime katılabilmesi için illerin en az yarısında (41 ilde) seçim gününden 6 ay önce örgütlenmesini tamamlamış ve büyük kongresini yapmış olması gerekiyor. Sıfırdan bir parti kurup bu süreyi yakalamak çok büyük bir risk. Bu nedenle, Özgür Özel cephesinin sıfırdan parti kurmak yerine, mevcut ve seçime girme yeterliliği olan bir partiyi devralma stratejisine (yedek parti formülü) daha sıcak baktığını düşünüyorum.
Özgür Özel’in yeni bir parti kurması durumunda, Türkiye genelinde örgütlenme riski, teşkilat tabanının bölünmesi nedeniyle CHP için oldukça yüksektir. Ancak, yeni kurulacak parti için, yasal süre kısıtlamaları ve sıfırdan lojistik ağ kurma zorunluluğu nedeniyle operasyonel olarak da risklidir.
CHP’de 38. Olağan Kurultay’a yönelik verilen “mutlak butlan” kararı ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun mahkeme kararıyla fiilen geri dönmesi, parti içindeki liderlik krizini en üst noktaya taşıdı. Siyasi kulislerde Özgür Özel ve ekibinin Ağustos ayında “İstiklal Partisi” adıyla yeni bir oluşuma gidebileceği ya da seçime girme yeterliliği olan hazır bir partiyi devralabileceği senaryoları da ciddi şekilde tartışılıyor.
Böyle bir senaryoda; ortaya çıkacak Türkiye geneli örgütlenme riskleri ve dinamiklerini şöyle sıralayabiliriz;
* Özgür Özel, başta Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş olmak üzere çok sayıda büyükşehir ve ilçe belediye başkanı ile yerel örgütün desteğine sahiptir. Yeni bir parti kurulması halinde, CHP’nin mevcut il ve ilçe örgütlerinin büyük bir kısmı istifa ederek Özel’in partisine geçme eğilimindedir. Bu durum, CHP’nin mevcut yerel ağını çökertebilir.
* TBMM Grubu içinde Özgür Özel’e sadık çok sayıda milletvekili var. Yeni partinin kurulmasıyla birlikte CHP meclis grubu bölünecek ve ana muhalefet partisi sıfatı ile meclisteki temsil gücü doğrudan zayıflayacaktır.
* Yeni Kurulacak Parti İçin, örgütlenme; baskın seçim olasılığını düşündüğümüzde zaman baskısı ile yetişmeyebilir. Finansal ve lojistik zorlukları da unutmayalım.
Özgür Özel, CHP’den tek başına ayrılıp geleneksel bir lider partisi kurarsa başarısı sınırlı kalabilir. Ancak Ekrem İmamoğlu’nun siyasi vizyonu ve Mansur Yavaş’ın desteğiyle “CHP’nin meşru/seçilmiş ilerici kanadı” olarak kitlesel bir harekete dönüşürse, mevcut CHP’yi geride bırakarak Türkiye’nin birinci veya ikinci büyük partisi olma başarısını yakalayabilir.
Özgür Özel ve arkadaşlarının işi gerçekten çok zor.
Toplumsal meşruiyete ve büyükşehir belediyelerinin desteğine sahip olsalar da, önlerindeki hukuki ve kurumsal barajları aşamazlarsa, CHP içindeki güçlerini kaybedebilirler. Başarılı olup olamayacaklarını, bu yargı kuşatmasına karşı geliştirecekleri siyasi strateji ve olası bir erken seçim sürecinde halk desteğini arkalarına alıp alamayacakları belirleyecektir.
İlyas Erbay


