Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
06 Mayıs, 2016 08:23 tarihinde yayınlandı
0

PFDK, Karabükspor’a Cezayı Kesti 

Uçan Tekme Atan Elazığlı Tom’a 2 Maç Ceza Verildi

Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu, Kardemir Karabükspor – Vartaş Elazığspor maçında yaşanan saha olayları nedeni ile kırmızı-mavili kulübe 4 maç seyircisiz oynama ve para cezası verdi.
Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK) bugün yaptığı toplantı sonrası alınan kararları açıkladı. Karabükspor Kulübü, Elazığspor maçındaki saha olayları nedeni ile 4 maç seyircisiz oynama ve 40 bin TL para cezası aldı. Aynı müsabakada Karabüksporlu oyuncu Osman Çelik’e kafa atan Elazığsporlu Binya’ya 3 maç, taraftara ve güvenlik görevlisine uçan tekme atan Tom’a ise 2 maç men cezası verildi.
PFDK’dan açıklanan ve Türkiye Futbol Federasyonu’nun sitesinde yer alan cezalar şu şekilde:
“Kardemir Karabükspor Kulübü’nün, 30.04.2016 tarihinde oynanan Kardemir Karabükspor – Vartaş Elazığspor PTT 1. Lig müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle takdiren 4 resmi müsabakayı kendi sahasında seyircisiz oynama cezası ile cezalandırılmasına, aynı müsabakada Kardemir Karabükspor Kulübü’nün, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ve bu eylemin aynı sezon içinde ev sahibi kulüp olduğu müsabakada 4. kez gerçekleştirilmesinden dolayı 40 bin TL para cezası ile cezalandırılmasına, FDT’nin 53/2. Maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta bulunan kapalı tribüne giriş yapan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki ev sahibi müsabakaya girişlerinin engellenmesine,
Vartaş Elazığspor Kulübü sporcusu Binya Augustin Gilles’in, 30.04.2016 tarihinde oynanan Kardemir Karabükspor – Vartaş Elazığspor PTT 1. Lig müsabakasında, rakip takım sporcusuna yönelik şiddetli hareketi nedeniyle takdiren 3 resmi müsabakadan men ve 6 bin 500 TL para cezası ile cezalandırılmasına, aynı müsabakada Vartaş Elazığspor Kulübü sporcusu Wellington Brito Da Silva’nın, rakip takım taraftarına yönelik saldırısı nedeniyle takdiren 2 resmi müsabakadan men ve 2.600 TL para cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir.”

Bizi sosyal medyadan takip edin
xa 1
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay tarafından
07 Mayıs, 2026 14:51 tarihinde yayınlandı
0

MÜJDE, ULTRA ZENGİN SAYIMIZ 4208 OLMUŞ !

Türkiye’de gelir dağılımı adaletsizliği, son yıllarda belirgin bir şekilde derinleşmiş durumda. Güncel verilere göre Türkiye, Avrupa’da gelir eşitsizliğinin en yüksek olduğu ülke konumunda. En yüksek gelire sahip %20’lik grup, toplam gelirin yaklaşık %48’ini alırken; en düşük gelire sahip %20’lik kesim toplam gelirden yalnızca %6,4 pay alabilmekte. En zengin %10’luk kesimin geliri, en yoksul %10’luk kesimin gelirinden yaklaşık 15 kat daha fazla. Gelir dağılımı eşitliğini ölçen Gini katsayısı Türkiye’de 0,461 seviyesinde. Avrupa Birliği ortalaması 0,29

ULTRA ZENGİN SAYIMIZ SON 5 YILDA %93.5 ARTMIŞ

İngiliz gayrimenkul danışmanlık şirketi Knight Frank’ın The Wealth Report 2026 verilerine göre Türkiye’de 30 milyon dolar üzeri servete sahip kişi sayısı son 5 yılda %93.5 artmış.2174 ten 4208’e çıkmış. Milyarder sayımızın aynı dönemde 35 ten 46 ya çıkacağı öngörülüyor.
Milyonlarca insan açlık ve yoksulluk mücadele ederken, milyarderlerimizin sayısı hızla artıyor.

GELİR DAĞILIMI ADALETSİZLİĞİNİ ÖNLEME ÇABALARI YETERSİZ

Dünya Bankası verilerine göre Türkiye, gelir eşitsizliği bakımından 130 ülke arasında 28. sırada yer alarak birçok gelişmekte olan ülkeden daha kötü bir tablo sergiliyor. Bu adaletsizlik, orta sınıfın zayıflamasına ve halkın büyük bir kesiminin ( yaklaşık her 10 kişiden 6’sı ) borçlu bir şekilde yaşamını sürdürmesine neden olan sosyoekonomik bir krizin temel taşlarından biridir.

Gelir dağılımdaki adaletsizliği önlemek için devletler tarafından uygulanan en temel yöntem, maliye politikası araçlarını kullanarak geliri piyasada oluştuğu halinden (birincil dağılım) daha adil bir seviyeye (ikincil dağılım) taşımaktır.
Bu adaletsizliği önlemek için kullanılan başlıca stratejiler şunlardır:

– Yüksek gelir gruplarından daha yüksek oranda vergi alınarak, toplanan kaynağın alt gelir gruplarına aktarılmasıdır.

– Düşük gelirliler üzerindeki vergi yükünü azaltmak amacıyla asgari ücretten vergi alınmaması veya temel gıdada vergi indirimleri yapılmasıdır.

– Gelirin ötesinde, birikmiş servet üzerinden alınan vergilerle servet yoğunlaşmasının önlenmesi hedeflenir.

– Yoksulluk sınırı altındaki ailelere yönelik doğrudan nakdi transferler ve sosyal güvenlik ödemeleridir.

– Sağlık, eğitim ve barınma gibi temel hizmetlerin devlet tarafından ücretsiz veya sübvansiyonlu sunulması, alt gelir gruplarının harcamalarını azaltarak dolaylı gelir artışı sağlar.

– Asgari ücretin yaşam standartlarını karşılayacak düzeyde belirlenmesi, Gini katsayısını (eşitsizlik ölçütü) düşüren doğrudan bir araçtır.

– Eğitim ve mesleki eğitim politikalarıyla düşük nitelikli işgücünün verimliliği artırılarak daha yüksek ücret alabilmeleri sağlanır.

– İşsizliğin azaltılması, hanehalkı gelirlerini doğrudan artırarak eşitsizliği azaltan en kritik faktörlerden biridir.

– Vergi kaçakçılığının önlenmesi ve çalışanların sosyal güvenlik şemsiyesi altına alınması gelir dağılımını iyileştirir.

– Eğitim ve sağlığa erişimde adaletin sağlanması, bireylerin ekonomik basamakları tırmanma şansını (sosyal mobilite) artırır.

Bu konularda bir takım çalışmalar olsa da gelir dağılımı adaletsizliğini önlemede son derece yeteresiz.

Ne yazık ki, yoksulla zengin arasındaki makas her geçen gün daha da açılıyor.
24 yılın sonunda geldiğimiz durumun özeti budur.

İlyas Erbay

Bizi sosyal medyadan takip edin