Reklam
Reklam
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
18 Ocak, 2024 04:12 tarihinde yayınlandı
0

’Pelerinli’ buzağı görenleri şoke etti

Kastamonu’nun Küre ilçesinde vücudunda pelerini andıran bir dokuyla doğan buzağı görenleri şaşırttı.

Kastamonu’nun İnebolu ilçesinde ikamet eden Veteriner Hekim Muhammed Coduroğlu, bir ineğin doğumu için Küre ilçesine bağlı Çiçekyazı köyüne gitti. Doğan buzağının vücudunda pelerini andıran bir doku olduğunu gören Coduroğlu, şoke oldu. Meslek hayatında ilk defa böyle bir olayla karşılaştığını ifade eden Coduroğlu, durumu patoloji bölümü ve cerrahi alanındaki uzmanlarla paylaştı. Konu ile ilgili araştırma yaptıklarını ifade eden Coduroğlu, yaptıkları çalışmalarda buna benzer bir vakayla karşılaşmadıklarını kaydetti.

“Meslek hayatımda ilk defa karşılaştım”

İlk defa böyle bir durumla karşılaştığını belirten Muhammed Coduroğlu, “Üç doğum vakasına müdahale ettim. İkinci doğumda doğan buzağımızda böyle bir anormallik gördük. Meslek hayatımda ilk defa karşılaştım. Bu olguya internet ve literatürlerde hiç rastlamadım. Karşımızda boyun derisinin bağ dokusundan köken aldığını düşündüğüm pelerinli bir buzağı var. Aynı sürüdeki akrabalık genlerinin yakın olduğu bir boğadan elde edilmiş” dedi.

Buzağının tedavi edilmesi gerektiğini kaydeden Coduroğlu, “Patoloji bölümü ve cerrahi bölümü hocalarımla istişare ettik. Spina bifida olmasının yüksek ihtimali var. Aynı zamanda üst damak kısmı tam şekillenmemiş ve üst damak yarığı mevcut. Palotoschisi olarak isimlendirilen üst damak yarığı şekillenen hayvanlar süt içerken bu kısımdan süt ya da gıda maddeleri akciğerlere kaçarak, aspirasyon pnomonisi şekillenebilmektedir. Yaşama şansı tedavi edilmezse maalesef çok azdır” diye konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin