Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
04 Kasım, 2021 11:44 tarihinde yayınlandı
0

Pandemi Kurallarına Uymayanlara Yaptırım Geliyor

Salgın Denetim Ekipleri toplantısı Vali Fuat Gürel Başkanlığında yapıldı. Toplantıda konuşan Vali Gürel; “Özellikle işyerleri, kapalı mekânlar ve toplu taşıma araçlarının yoğun olarak kullanıldığı saatlerde, etkin denetim faaliyetlerini artıracağız. Maske, mesafe ve temizlik kurallarına uyulması yönünde sürekli ikazlarımızı yapacağız ve bu kurallara uymayanlara yaptırım uygulayacağız” dedi

COVİD-19 salgını sürecinde son günlerde Karabük’teki  vaka artışının nedenleri, vaka sayıları, yapılan denetimler ve alınacak tedbirlerin görüşüldüğü “Pandemi Denetim Ekipleri ve Genel Değerlendirme Toplantısı” Vali Fuat Gürel Başkanlığında yapıldı.

Valilik Toplantı Salonunda gerçekleştirilen toplantıya; Vali Fuat Gürel, İl Emniyet Müdürü Sırrı Tuğ, İl Jandarma Komutanı Albay Garip Gümüş, Karabük Belediye Başkan Yardımcısı Seher Berker ile kurum müdürleri katıldı.

İl Sağlık Müdürü Dr. Ahmet Sarı tarafından gerçekleştirilen sunumda, Karabük’teki vaka sayıları, vakaların yaşlara göre dağılımı, il merkezi ve ilçelerdeki vaka sayıları, aşı çalışmaları, il geneli aşılama oranları ve vakaların en çok görüldüğü yerler hakkında Vali Fuat Gürel ve katılımcılara veriler eşliğinde bilgiler verildi.

Salgın sürecinde son zamanlarda belirlenen tedbirlere uymada aksama görüldüğü ve vakaların bu doğrultuda arttığını ifade eden Vali Fuat Gürel, “Sağlık personelimiz başta olmak üzere tüm kurumlarımızla birlikte etkin bir mücadele gösteriyoruz. Ancak bu mücadeleye rağmen son zamanlarda kural ve önlemlere uymada aksamalar tespit ediyoruz ve bu durum ilimizdeki vaka sayılarının artmasına sebep olmakta. Sağlık Bakanlığımızın açıkladığı haftalık verilere göre yüz binde görülen vaka sayısı olarak hiç de istemediğimiz bir yerde yer alıyoruz. Bugünden itibaren özellikle işyerleri, kapalı mekânlar ve toplu taşıma araçlarının yoğun olarak kullanıldığı saatlerde, etkin denetim faaliyetlerini artıracağız. Maske, mesafe ve temizlik kurallarına uyulması yönünde sürekli ikazlarımızı yapacağız ve bu kurallara uymayanlara yaptırım uygulayacağız.

Aşı bizim en önemli silahımız, aşılama faaliyetlerine hız verilmesi amacıyla tüm okullarda çalışma yürütülerek resmi ve özel öğrenci yurtlarında kalan tüm öğrencilerimizin aşı konusunda teşvik edilmeleri ve gönüllü olan öğrencilere yerinde aşı uygulaması yapılmasını sağlayacağız. Köy muhtarları ile iletişim halinde olarak köylerde yaşayan vatandaşlarımızın aşılanmasına gerçekleştireceğiz. Virüsle mücadele ancak topyekûn yapılabilirse başarıya ulaşılabilir. Tüm Karabüklü vatandaşlarımızın desteği ile inşallah hep birlikte başaracağız.” diye konuştu.

İl genelinde uygulanacak denetimler ve çalışmaların değerlendirildiği toplantı görüş ve önerilerin alınması ile sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
ilyaserbayyeni
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
06 Mayıs, 2026 09:40 tarihinde yayınlandı
0

ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLEYEN BÜYÜK İHANET!

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, pazarda, dün, yaşlı bir üretici ile sohbet ettim. Davutlar yoluna cepheli 8 dönüm arazisinde; şeftali, mandalina, portakal ve limon üretiyor. Binbir zahmetle ürettiği meyveleri pazarda satarak geçimini sağlıyor.
“Yakın bir gelecekte, sebzeyi ve meyveyi para ile de alamayacağız. Bizden sonrakiler nasıl beslenecekler merak ediyorum” dedi. “Neden?” dedim. Örnekler vererek uzun uzun anlattı. Arkadaşları, komşuları; sebze ve meyve tarımı yaptıkları arazilerini villa karşılığı inşaat şirketlerine satmışlar. Aldıkları villaları satarak yada kiralayarak tarımdan kazandıklarından kat kat fazla gelir elde ediyorlarmış. Buna direnen bir kaç kişi kalmışlar. Arazisine müteahhitler 16 villa teklif etmişler. Bu yüzden çocuklarıyla arası açılmış. “Ben öleyim, bir gün beklemez satarlar bahçeleri” diyor. Arkadaşına bir kaç yıl önce, 10 dönüm arazisine karşılık 20 villa vermişler. “Zengin olunca ne oldum delisi oldu. Elindeki varlık bitmeyecek zannetti, har vurup harman savurdu. Şimdi elinde 2 villası kaldı. Yakındır onlarıda satması” dedi. Toprak geleceğimizdir, candır, hayattır hiç satılır mı? diye de ekledi.

Çok değil, 15-20 yıl önce Kuşadasından Güzelçamlı ya kadar yolun iki tarafı uçsuz bucaksız meyve ve sebze bahçeleri ile kapliydı. Şimdi gidin bakın, beton tarlaları göreceksiniz.

Davutlar ve Güzelçamlı bölgesinde, özellikle ana yol kenarlarındaki tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması, bölgedeki ekolojik denge ve tarımsal üretim için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Son gelişmeler, bu alanların geri dönülmez bir şekilde betonlaştığı yönündeki endişeleri haklı çıkarmaktadır.

Tarım arazilerinin inşaata açılması, sadece “yeşil alan kaybı” değil, bir ülkenin geleceğini tehdit eden çok boyutlu bir krizdir. Bu durumun yol açtığı başlıca büyük tehlikeler şunlardır:

1. Gıda Güvenliğinin Yok Olması; en temel tehlike, beslenme kaynağımızın kurumasıdır. Birinci sınıf tarım arazilerinin betonlaşması, tarımsal üretimi düşürür. Bu da gıda arzında azalmaya, dışa bağımlılığın artmasına ve mutfak enflasyonunun kontrol edilemez hale gelmesine neden olur.

2. Geri Dönüşü İmkansız Toprak Kaybı; 1 santimetre kalınlığında verimli toprağın oluşması için doğada yaklaşık 100 ila 1000 yıl gerekir. Üzerine beton dökülen toprak “ölü toprak” haline gelir. İnşaat yapıldıktan sonra o arazinin tekrar tarıma kazandırılması binlerce yıl sürer; yani bu kayıp kalıcıdır.

3. Yeraltı Su Kaynaklarının Kuruması; tarım arazileri, yağmur sularını emerek yeraltı su depolarını (akiferleri) besleyen doğal süngerlerdir. Betonlaşma bu emilimi engeller; su yer altına sızamaz, yüzey akışına geçer ve sele dönüşür. Bu da hem su kıtlığına hem de afetlere davetiye çıkarır.

4. Ekosistemin ve Biyoçeşitliliğin Bozulması; tarım alanları birçok canlı türüne ev sahipliği yapar. Betonlaşma; tozlaşmayı sağlayan arılardan faydalı mikroorganizmalara kadar tüm ekosistemi yok eder. Bu dengenin bozulması, tarımsal zararlıların artmasına ve doğal döngünün kopmasına neden olur.

5. Mikroklima Değişikliği ve Isı Adaları; beton ve asfalt ısıyı hapseder. Geniş tarım arazilerinin yerini binaların alması, o bölgenin yerel iklimini (mikroklima) değiştirerek sıcaklığı artırır. Bu durum hem enerji tüketimini artırır hem de kalan tarım alanlarındaki verimliliği düşürür.

6. Ekonomik Kırılganlık; kendi kendine yetemeyen bir ekonomi, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı savunmasız kalır. Çiftçinin topraktan kopup kente göç etmesi, işsizlik ve çarpık kentleşme gibi sosyal sorunları da beraberinde getirir.Özetle: Tarım arazisine yapılan her bina, gelecek nesillerin ekmeğinden ve suyundan çalınan bir bedeldir.

Yaşam kaynaklarımızı yok ediyoruz, can damarlarımızı kesiyoruz. Dünyanın en cahil toplumlarında bile böylesi bir ihanet göremezsiniz.

İlyas Erbay