Ozon tedavisi ile gelen sağlık - Karabük Haber Postası
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
09 Ekim, 2023 16:36 tarihinde yayınlandı
0
0

Ozon tedavisi ile gelen sağlık

Ozon tedavisinin birçok farklı hastalığın tedavisinde kullanıldığı, özellikle erken tanı dönemindeki diyabet hastalarında erken tedaviyi başlanılması halinde ayaklarını kaybetmedikleri belirtildi.

Ülkemizde 1990’lı yıllardan beri uygulanan ozon tedavisi, doğal bir destek yöntemi olarak kullanılan ve birçok hastalığın tedavisinde etkili olabilen bir yöntem ancak yine çoğu hasta bu tedavi uygulamasından habersiz.

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Farabi Hastanesi Ozon terapi Ünitesi’nde bir çok hastalığa karşı uygulanan yöntem sayesinde hastalar şifa buluyor.

“Ülkemizde 1990’lı yıllardan beri birçok üniversite ve klinikte uygulanmaktadır”

Konuyla ilgili bilgi veren KTÜ Tıp Fakültesi Dahiliye Tıp Bilimleri Bölümü Genel Dahiliye Bilim Dalı Başkanı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şükriye Taşçı, ozon tedavisinin ülkemizde 1990’lı yıllardan beri birçok üniversite ve klinikte uygulandığını hatırlattı. Taşcı “Ozonu tanımlamak gerekirse, ozon, doğada bulunan doğal bir gazdır. Medikal ozon ise (O3), medikal dozda ve uygun metod ile hastaya uygulanmasıdır. Bu tedavi yönteminin doğadaki ozonla karıştırılmaması gerekir. Ozonun alternatif bir tedavi metodu olarak, Almanya’da 1900’lerin başından bu yana uygulanmaktadır. Ve birçok Avrupa ülkesinde (örneğin, İtalya, İspanya, Almanya) uzun yıllardır kullanılmaktadır. İtalya’da bilim kürsüsü olan ve etki mekanizması birçok çalışma ile aydınlatılmış bir tedavi metodudur. Ülkemizde ise 1990’lı yıllardan beri birçok üniversite ve klinikte uygulanmaktadır. Ozon tedavisi, bağışıklık sistemi üzerinde olumlu etkilere sahiptir ve direkt hücre içi antioksidan sistemini aktive eder, özellikle virüs salgını döneminde destek olarak kullanılabilecek en etkili tedavi yöntemlerinden biridir. Ayrıca, hastanın kendi kanı ile yapılan bir koruyucu tedavi metodu olduğu için allerji riski yoktur. Ozon tedavisi, akciğer ve periferik doku oksijenlenmesini artırır ve akciğerde gaz geçirgenliğini iyileştirir. Bu da özellikle akciğer kapasitesi azalmış hastalarda, efor ve akciğer kapasitesinin artmasını sağlar” dedi.

“Ozon tedavisi, hastanın durumuna ve hastalığına göre kişiselleştirilen bir tedavi yöntemidir”

Ozon tedavisinin hastanın durumuna ve hastalığına göre kişiselleştirilen bir tedavi yöntem olduğunu belirten Taşçı, “Hangi hastalıklarda kullanıyoruz? Ozon tedavisi, hastanın durumuna ve hastalığına göre kişiselleştirilen bir tedavi yöntemidir. Tedaviyi yönlendiren hekim, uluslararası ozon komitelerinde belirlenen doz aralıklarına göre tedaviyi uygular. Ozon tedavisi birçok farklı hastalık ve durumun tedavisinde kullanılabilir. Başlıca kullanım alanları şunlardır: Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi. Romatizmal hastalıklar. Damar hastalıkları, Fibromiyalji gibi kas hastalıkları. Diyabet ve diyabete bağlı yaraların tedavisi. Allerji tedavisi. Kronik yorgunluk sendromu. KOAH ve astım. Kronik inflamatuar ve enfeksiyöz hastalıklar (örneğin, kronik sistit). Viral enfeksiyonlar. Huzursuz bacak sendromu, Yara ve yanık tedavisi. Covid sonrası halsizlik, yorgunluk şikayetlerinde” diye konuştu.

Nasıl kullanılır?

Ozon tedavisinin farklı yöntemlerde uygulanabileceğini ifade eden Taşçı, “Ozon tedavisi farklı yöntemlerle uygulanabilir: Cillt üzerine uygulama/ torbalama: Yara, yanık, cilt lezyonları kozmetik amaçlı kullanılır. Majör Ozon terapi: Hastanın kendi kanı kullanılarak, kapalı steril sistem ile yapılan ozon tedavisidir. Başlıca ozon tedavi metodudur. Minör ozon terapi: Kas içi enjeksiyon yöntemidir. Allerjik reaksiyonlar ve bağışıklık sistemini desteklemek için kullanılır. İnsuflasyon: kapalı boşluklarına ozon uygulaması yapılır, örneğin kulak içi ve rektum gibi bölgeler.Direkt kas ve eklem içi uygulaması: Kas ve eklem problemlerini tedavi etmek için kullanılır” şeklinde konuştu.

Diyabetik Yaralarda Uygulama

Diyabetli hastalarda yara oluşumu daha kolay olduğunu kaydeden Taşçı, “Diyabetli hastalarda yara oluşumu daha kolaydır. Bu yaraların iyileşmesi de bir o kadar zordur. Diyabetik yara tedavisinde multidisipliner yaklaşım gerekir. Bu hastalarda yara oluşumuna zemin hazırlayan damar patolojilerinin, enfeksiyonun ve diyabet tedavisinin düzenlenmesi gerekir. Ozon tedavisi, diyabetik ayak tedavisinde etkili bir yöntem olarak kullanılır. Yüzeydeki enfeksiyonun tedavisine ve damarlardaki diyabetik ayak oluşumuna neden olan patolojik mekanizmaların iyileştirilmesine yardımcı olmaktadır” ifadelerini kullandı.

Erken dönemde tedaviye başlanılması önemli

Bu bağlamda hastaların erken dönemlerde tedaviye başlamasının önemine değinen Taşçı, gecikmiş tedavinin süreci uzattığı ve tedavi başarısını azalttığını ifade ederek “Sonuç olarak, ozon tedavisi doğal bir destek yöntemi olarak kullanılan ve birçok hastalığın tedavisinde etkili olabilen bir yöntemdir. Ozon tedavisi, hastaların tedavi sürecini hızlandırabilir ve bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalıklara karşı direnci artırabilir. Tedavinin nasıl uygulanacağı, hastanın durumuna ve ihtiyacına göre kişiselleştirilir. Bu nedenle tedaviye başlanmadan önce uzman bir hekime danışılarak hastaya göre tedavi planı yapılması ve tedavi takibi önemlidir” dedi.

Önce gelseydim ayak parmağımı kaybetmezdim

Gümüşhane ili Kürtün ilçesinden Farabi Hastanesi’ne tedaviye gelen Halit Bozkurt, diyabet yüzünden ayak parmağını kaybettiğini, ozon tedavisini Farabi Hastanesi’nde öğrendiğini belirterek “Ozon tedaviyi burada öğrendim. Ayak parmağımı diyabetten dolayı kaybetmiştim. Daha önce buraya gelseydim belki de parmağım yerinde duruyor olacaktı. Ozon tedavisinin çok faydasını gördüm şu anda gayet iyiyim. Keşke daha önceden duyup gelseydim o zaman parmağım yerinde duruyor olacaktı. 4- 5 ay birkaç doktora gittim başta mantar olmak üzere farklı şeyler söylediler. Benim gibi olanlara burada ozon tedavisi olmaları tavsiye ederim” diye konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
tasarim18
Aylin Sarıoğlu Avatarı
Aylin Sarıoğlu tarafından
03 Nisan, 2026 16:39 tarihinde yayınlandı
0
0

KUTLAMALARDA PROTOKOL VAR, HALK YOK

Karabük Demir Çelik Fabrikalarının temellerinin atılışı ve Karabük’ün kuruluş tarihi olan 3 Nisan, Yenişehir Atatürk Anıtında düzenlenen törenle kutlandı. Törene; sadece protokol üyeleri katılırken, halktan katılım olmadı3 Nisan Demir Çelik Fabrikalarının temellerinin atılışı ve Karabük’ün kuruluşunun 89. yıl dönümü etkinlikleri, Yenişehir Atatürk Anıtı’nda düzenlenen çelenk sunma töreniyle başladı. Törende, Kutlama Komitesi adına Vali Oktay Çağatay tarafından Atatürk Anıtı’na çelenk sunuldu. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından program konuşmalarla devam etti.

Kardemir Genel Müdürü Niyazi Aşkın Peker, konuşmasında Karabük’ün ve Kardemir’in Türkiye’nin ağır sanayi tarihindeki önemine dikkat çekti. Peker, “Türkiye’nin sanayileşmesi tarihinde çok özel bir anlam taşıyan Kardemir ve Karabük’ün kuruluşunun 89. yıl dönümünü idrak etmenin gururunu yaşıyoruz. 3 Nisan 1937’de Karabük’te yalnızca bir fabrikanın temeli atılmamış, aynı zamanda ülkemizin ağır sanayi hamlesinde tarihi bir adım atılmıştır. O gün yakılan ilk ateş bugün hala Karabük’ü ve ülkemizin üretim vizyonunu aydınlatmaya devam etmektedir” dedi.

Kardemir’in sadece bir üretim tesisi olmadığını belirten Genel Müdür  Peker, “Kardemir aynı zamanda bir okul, bir kültür ve bir hafızadır” dedi.

Peker, “Burada yetişen insan kaynağı ve oluşan bilgi birikimi ülkemizin dört bir yanına yayılmıştır. 1939 yılında ilk Türk demirinin burada dökülmesi, bir milletin kendi gücüyle ayağa kalkma iradesinin simgesidir” dedi.

Son yıllarda yapılan yatırımlarla üretim kapasitesinin 2,5 milyon tona yaklaştığını ifade eden genel Müdür  Peker, hedefin 3 milyon ton olduğunu söyledi. Peker, konuşmasında  Kardemir’in Türkiye’nin tek ray, demir yolu tekeri ve ağır profil üreticisi olduğunu hatırlatarak  “Bu güç yalnızca şirketimizin değil, ülkemizin yerli ve milli sanayi kabiliyetinin açık bir göstergesidir” şeklinde konuştu.

Karabük Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya, yaptığı konuşmada kentin Cumhuriyet dönemindeki sanayi atılımındaki önemine dikkat çekti. Çetinkaya, Türk ağır sanayisinin temellerinin atıldığı bu şehirde bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Karabük’ün kuruluşunda emeği geçen devlet büyüklerini ve işçileri rahmet ve minnetle andı.

Karabük’ün yalnızca sanayiyle anılmadığını da vurgulayan Çetinkaya, kentin sahip olduğu mirası daha ileriye taşımayı hedeflediklerini belirtti. Eğitim, turizm ve doğa alanlarında yapılacak çalışmalarla Karabük’ün çok yönlü bir kimliğe kavuşacağını ifade eden Çetinkaya, birlik ve beraberlik içerisinde şehri geleceğe hazırlamaya devam edeceklerini söyledi.

Vali Oktay Çağatay da konuşmasında 3 Nisan 1937’nin yalnızca bir temel atma tarihi olmadığını, aynı zamanda Türkiye’nin sanayileşme yolunda attığı en önemli adımlardan biri olduğunu vurguladı. Karabük’ün Cumhuriyetin vizyonuyla çeltik tarlalarından doğarak ülkenin sanayi gücünün simgesi haline geldiğini ifade eden Çağatay, kentin “kurtuluşunu değil kuruluşunu kutlayan şehir” olma özelliğiyle Türkiye’nin modernleşme sürecinde önemli bir yere sahip olduğunu belirtti.

3 Nisan’ın “Sanayi Günü” olarak ilan edilmesinin bu tarihi mirasın tescili anlamına geleceğini dile getiren Çağatay, Karabük’ün sanayi gücünü Safranbolu’nun kültürel mirası, Yenice, Ovacık ve Eflani’nin doğal zenginlikleri, Hadrianopolis Antik Kenti’nin tarihi değeri ve üniversitenin bilimsel katkılarıyla birlikte değerlendirdi.

Konuşmasının sonunda başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere emeği geçenleri rahmet ve minnetle anan Vali Çağatay, üretime katkı sunan işçilere, sanayicilere ve tüm Karabüklülere teşekkür etti.

Program, 3 Nisan etkinlikleri kapsamında düzenlenen yarışmalarda dereceye giren şiir ve kompozisyonların okunmasının ardından, öğrencilere ödüllerinin Vali Oktay Çağatay tarafından verilmesiyle sona erdi.

Törene; AK Parti Karabük Milletvekilleri Cem Şahin ve Ali Keskinkılıç, AK Parti Karabük İl Başkanı Ferhat Salt, Mehmet Ceylan Kardemir Enerji A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ceylan, Karabük İl Emniyet Müdürü Ahmet Canver, Karabük İl Jandarma Komutanı İsmail Gökçe, MHP Karabük İl Başkanı Cenk Gedikoğlu, CHP Karabük İl Başkanı Vedat Yaşar, İYİ Parti Karabük İl Başkanı Şaban Şahin, TSO Başkanı Fatih Çapraz, Çelik-İş Sendikası yönetimi, Karabük Gaziler Derneği üyeleri, Kardemir işçileri katıldı.

 

Bizi sosyal medyadan takip edin