Oto servisleri derneği uyardı: "Trafik kazasının ardından vekalet isteyen kişilere dikkat" - Karabük Haber Postası
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
05 Ekim, 2024 20:00 tarihinde yayınlandı
0
0

Oto servisleri derneği uyardı: “Trafik kazasının ardından vekalet isteyen kişilere dikkat”

Orta Karadeniz Oto Servisleri Derneği (OKSED) Başkanı Fatih Özkan, kaza sonrası farklı numaralardan sürücülerin arandığını belirterek, “Trafik kazasının ardından vekalet isteyen kişilere dikkat edin. Vekaleti sadece güvendiğiniz avukata verin” dedi.

Kazalarda tutulan tramer raporunun sisteme işlenmesiyle beraber bazı avukat veya kendini avukat olarak tanıtan kişiler, trafik kazalarına karışan sürücüleri arayıp vekalet istiyor. Kazanın şokunda olan sürücülerden bazıları düşünmeden vekalet ve beraberinde ücret verebiliyor. Bu durumda arayan kişiler ikna ederek aldıkları vekaletlerle, haksız kazançlar elde ediyorlar. Bazı kaza yapan sürücüler ise kaza yaptıktan sonra gittikleri oto servileri suçlayarak, ’neden benim numaramı farklı şirketlere verdiniz’ diyerek oto servislere tepki gösteriyor.

“Oto servisleri bu konuda çok sıkıntılı bir durumda”

Araç sahiplerinin servisi hedef aldığını söyleyen Başkan Özkan, “2 araç kullanıcısı kaza yaptığında, kusurlu olan kişinin ve haklı olan kişinin tramer sistemine raporu düştükten sonra avukatlık şirketleri arıyor. Hasar onarım merkezi adı altında araç kullananlar aranıyor. Haklı olmayan araç sürücülerine bile ‘Siz haklısınız’ diyerek vekalet istiyorlar. Vekalet vermek istemezse hakarete varan ifadeler kullanılabiliyor. Vekaleti sadece güvendikleri avukata versinler. Bu konuda araç sahipleri ‘niye benim telefon numaramı farklı şirketler verdiniz’ diyerek bizi eleştiriyorlar. Oto servisleri de bu konuda çok sıkıntılı bir durumda” diye konuştu.

Başkan Özkan, “Ben geldim size çarptım. Türkiye’de tutulan, polissiz, anlaşmalı tutanağımız var. Bu tutanak ile siz hak sahibi olarak servise gideceksiniz. Kendinizi haklı hissediyorsunuz. Servise gittiğinizde eksper çağırılıyor. Eksper geldikten sonra tramer sistemine işleniyor. Tramer sistemine işlendikten sonra macera başlıyor. Burada müşteriler zor bir süreç bekliyor. Kesinlikle dernek olarak müşterilerin çok uyanık olmalarını tavsiye ediyoruz. Kaza kusurlu çıkan bile aranarak ‘siz haklısınız deniliyor’ Vekalet vermek istemedikçe ısrar ediliyor” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
swwsws
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
23 Nisan, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
0
0

RTÜK GÖREVİNİN GEREĞİNİ YAPIYOR MU ?

Televizyon kanallarında yayınlanan bazı diziler ve gündüz kuşağı programları; çarpık ilişkiler, şiddet ve ahlaki erozyona yol açan sahnelerle toplumsal yapıyı tehdit ediyor.
Bu içeriklerin meşrulaştırılması, özellikle çocukların ve gençlerin değerlerinden kopmasına sebep oluyor.
Sanırım toplum olarak bu konuda hemfikiriz.

Bir şeyleri düzeltmek istiyorsak işe buradan başlayabiliriz. Zira TV ler ve telefonlar yoluyla ulaştığımız kontrolsüz ve denetimsiz yayınlar, toplum sağlığını ve ahlaki yapıyı ciddi şekilde tehdit ediyor.

Tehlikenin farkında olan sağduyulu vatandaşlardan RTÜK’e yoğun şikâyetler gittiğini biliyoruz. Buna rağmen bu tür yayınlar devam ediyor.

Ahlaksızlığı özendirdiği için şikayet konusu olan yayınları,
* Toplumsal değerlerin yozlaşması, iffetsizliği sıradanlaştıran ve meşrulaştıran, aile yapısını zayıflatan diziler.
* Toplumun manevi yapısını bozan, şiddet ve suç temalarını işleyen programlar.
* İnanç ve ahlak değerleri hedef alarak, İslam’ı sembolize eden kişileri “kötü karakter” olarak gösteren programlar olarak sıralayabiliriz.

Toplumda, bu tür içeriklere karşı RTÜK’ün yetersiz kaldığı, nadiren ceza uyguladığı görüşü hakim.
Şiddet sahneleri içeren dizilerin genç izleyiciler üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmaz bir gerçek.
Bu yapımlara dair eleştiriler, öz değerlerden kopuşu ve aile yapısının dinamitlenmesini gerekçe göstermektedir. En tehlikelisi de, genç kuşakların dizi karakterlerini rol model alarak şiddete özenmesidir.

RTÜK NE İÇİN VAR?
RTÜK ÜYELERİ TV İZLEMİYOR MU?

RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen 9 üyeden oluşuyor. RTÜK Türkiye’deki radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini (internet platformları dahil) düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip tarafsız(!) bir kamu kurumudur.

Kurumun temel varlık nedenleri ve görevleri şunlardır:
Yayın Denetimi: Yayınların kanunlara ve toplumsal değerlere uygunluğunu kontrol eder.
Medya kuruluşlarının yayın yapabilmesi için gerekli olan yayın izin ve lisanslarını tahsis eder.
BURAYA DİKKAT !
Çocukların ve gençlerin gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklere karşı koruyucu tedbirler (akıllı işaretler gibi) alır.
Yayın ilkelerine aykırı hareket eden kuruluşlara uyarı, para cezası veya program durdurma gibi cezalar verir.
Toplumu ve kamu düzenini koruma gerekçesiyle kritik durumlarda yayın yasağı kararları alabilir veya duyurabilir.

RTÜK’ü tek sorumlu olarak göremeyiz. Toplumda şiddetin artması, insanların birbirine olan saygısının azalması, tabiiki tek bir nedene bağlı değil. Bu, toplumsal, teknolojik ve psikolojik birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir durumdur.
* Teknoloji, insanları ekranlara bağlarken gerçek dünyadaki etkileşimlerini kısıtlıyor. Sosyal medyada anonim kimliklerin arkasına sığınan bireyler, daha sabırsız ve saygısız davranışlar sergileyebiliyor.
* Temel nezaket kurallarının ve görgü kurallarının zamanla unutulması, saygısız davranışların artmasına neden olabiliyor.
* Ekonomik zorluklar, bireylerin stres seviyesini artırarak birbirlerine karşı tahammülsüz ve saygısız davranmalarına yol açabiliyor.
* İnsanların birbirine güvenmemesi, iyi niyetin azalması ve empati kurma yeteneğinin zayıflaması saygıyı azaltan önemli faktörlerdendir.
* Kendine saygısı olmayan bireyler, iç dünyalarındaki huzursuzluğu ve öfkeyi çevrelerine yansıtarak başkalarına saygı duymakta zorlanabiliyor.
* Bireysel farklılıkları (inanç, düşünce, yaşam tarzı) kabul etme konusundaki eksiklikler, toplumsal huzuru bozuyor ve çatışmayı artırıyor.

Saygının yok olması, toplumda birlik ve beraberliği sağlayan manevi değerlerin kaybolmasına, nesiller arası çatışmalara ve insanların birbirini ezdikleri, huzursuz bir ortama yol açıyor.

Toplum ahlakını yeniden tesis etmek, bireysel bilinçlenmeden kurumsal yapıların iyileştirilmesine kadar uzanan çok boyutlu bir süreçtir.

Ahlakın temeli ailede atılır. Çocuklara küçük yaşta sorumluluk bilinci, haya ve adalet duygusu aşılanmalıdır.
Kitle iletişim araçlarının yozlaştırıcı etkilerine karşı farkındalık oluşturulmalı ve kamu yayıncılığında ahlaki değerler ön plana çıkarılmalıdır.

Zordur yitirileni yerine koymak.
İşimiz hiç kolay değil.

İlyas Erbay