UNESCO Dünya Miras Şehirleri arasında yer alan ve Osmanlı mimarisinin yaşatan konak, han ve hamamları ile açık hava müzesi olan Safranbolu’da, Ramazan Bayramı dolayısıyla otellerde yüzde 100 doluluk yaşanıyor.
Bu yıl lokum üreticilerinin yüzünün güldüğü Safranbolu’da doğal ürünlerden elde edilen ve Safranbolu’ya özgü üretim yapan yaklaşık 10 tesiste yurt içi ve yurt dışı için bayrama özel 150 bin ton lokum üretiliyor.
Safranbolu Kaymakamı ve Belediye Başkanı Fatih Ürkmez’er Safranbolu’nun aslında kültürüyle, tarihiyle, konaklarıyla, yeme içme birikimiyle tam bir tarih müzesi olduğunu söyledi.
Safranbolu’nun ön plana çıkması ve UNESCO şehri olmasını sağlayan asıl unsurun konakları olduğunu da kaydeden Ürkemezer, “ Konakların çoğu da otel olarak kullanılıyor. İlçede toplam yatak kapasitesi 5 bin civarında. Şuanda 3 günlük bayram süresince boş yerimiz yok. Bütün otel ve konaklarımız dolu. Ankara’dan İstanbul’dan beni arayanlar çok. Ama onlara da boş yerimiz olmadığını söylüyoruz” dedi.
Yerli turistin yanında özellik uzak doğudan gelen turistlerde var. Safranbolu’nun konakları, misafirperverliği, doğal güzellikleri birbirini takip ediyor. Safranbolu’yu görmeye gelen, cam teraslarımızı, kanyonlarımızı görmeye geliyorlar. Bunu tamamlayan başka bir şey daha var. Bu da Safranbolu tatlılarıdır. Bu tatlının en başında gelen Safranbolu lokumudur. O da bir gelenek olmuş 250 yıldan beri. Safranbolu’da 10 tane üretim yapan yerimiz var” dedi.
Safranbolu’da amaçlarının konaklayan turist sayısını arttırmak olduğunu da kaydeden Ürkmezer, “Tekil ziyaretçi anlamında geçen sene 1 milyon’u geçtik. Amacımız Safranbolu’da konaklayan turist sayısını arttırmak. Geçen seneye oranla bir artış var. Her sene üzerine yüzde 10 koyduğumuzda bu yılda 1 milyon 100 bin’i geçmiş oluruz. Burada bizi ilgilendiren ebetteki hem konaklamalı hem de günü birlik turistlerdir. Ancak konaklamalı turistlere baktığımızda konaklayan turistlerin Safranbolu ve Türkiye’ye ekonomisine katkısı daha fazla. Özellikle yabancı turistlerin konaklaması daha önemli. Onlar daha çok ekonomik katkıda bulunuyorlar. Yerli turistlerden günü birlik turlar eşliğinde gelenler olduğu gibi, konaklamalı gelenlerde var. Bunlarla beraber turist sayısında 3 günlük bayram tatilinde 50 bin kişi rahat geçeriz. Artışta yeni sayıya rahat ulaşacağımızı düşünüyorum. Aslında biz şuan da konaklama yapanları sayıyoruz. Ancak günü birlik ziyaretçilerin sayısı bunun 4 katı oluyor. Bayram dönemlerinde aslında bu sayısı arttırmak gerekiyor. Çünkü batı karadeniz turu yapan insanlar günü birlik burayı tercih edebiliyorlar.” diye konuştu.
“Bayram’a Özel 150 Bin Ton Lokum Üretimi Yapılıyor”
Ürkmezer, Safranbolu’daki lokum üreticilerinin sadece Safranbolu’ya üretim yapmadığını da sözlerine ekleyerek şunları söyledi: “Şimdi yurt içinde ve yurt dışında Safranbolu lokumu satan yerde var. Şimdi bayram için 150 bin ton üretiyorlar. Bu çok önemli bir şey bizim açımızdan.”


Osmanlı kenti Safranbolu bayrama hazır
Prof. Dr. Gürdal Yılmaz: “Hanta virüsü yeni bir salgın değil”
Dünyada yeniden gündeme gelen hanta virüsü vakaları endişe oluştururken, uzmanlar hastalığın yeni bir salgın olmadığını ve uzun yıllardır görüldüğünü belirtiyor.
Özellikle bir gemide ortaya çıkan toplu vakaların dikkat çekmesiyle yeniden konuşulan hanta virüsünün farklı türlerinin bulunduğunu belirten uzmanlar, Türkiye’deki vakaların gemide görülen türle aynı olmadığını vurguluyor.
Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr Gürdal Yılmaz, gemide görülen vakaların kısa sürede ortaya çıkması dikkat çekse de hanta virüsü dünyanın birçok bölgesinde uzun zamandır bilinen bir enfeksiyon hastalığı olduğunu hatırlattı.
Türkiye’de daha çok böbrek tutulumuyla seyreden ve böbrek yetmezliğine neden olabilen formların görüldüğünü kaydeden Yılmaz, bu türlerin tedaviye yanıt verme ihtimalinin daha yüksek olduğunu gemide görülen vakaların ise daha çok akciğerleri etkileyerek solunum sıkıntısına yol açan ve ölüm oranı daha yüksek türler olduğunu belirtti.
Hanta virüsünün de Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) gibi viral bir enfeksiyon olduğunu kaydeden Yılmaz, özellikle İskandinav ülkeleri, Almanya, Kuzey Avrupa ve Amerika’da görülen tiplerin daha fazla öne çıktığını, Türkiye’de görülen formların ise Balkanlar ve Karadeniz bölgesinde rastlanan, daha hafif seyirli tipler olduğunu ifade etti.
“Hanta virüsü salgını aslında daha önceden bu yana görülen bir salgın”
Dünyada bildirilen hanta virüsü salgınının daha önceden bu yana görülen bir salgın olduğunu belirten Yılmaz, “Yani yeni bir salgın değil. Geminin içinde olmasıyla birlikte etkilenen kişiler bir anda ortaya çıktı. Ancak hanta virüsü her yerde görülebiliyor. Bizde de eskiden beri hanta virüsü vardı ve tanı koyuyorduk. Ancak bizde görülen hanta virüsü, o gemide görülen türle aynı değil. Bizde daha çok böbrek tutulumuyla seyreden, böbrek yetmezliğine yol açabilen ancak tedavi edilme ihtimali daha yüksek olan formlar görülüyor. Oradaki vakalar ise daha çok akciğeri tutup solunum sıkıntısıyla ilerleyen ve daha öldürücü tiplerdi. O da bir virüstür. KKKA nasıl bir virüsse, hanta virüs enfeksiyonları da viral bir enfeksiyondur. Dünyayı tehdit eden noktasında, İskandinav ülkelerinde, Almanya’da, Kuzey Avrupa’da ve Amerika’da görülebilen tipleri öne çıkıyor. Bizdeki form ise Balkanlar ve Karadeniz’de görülen, daha hafif seyreden formlardır” dedi.
“Viral enfeksiyonlar her zaman birer tehdit”
Viral enfeksiyonların her zaman bir tehdit olduğunu belirten Yılmaz, ancak büyük bir salgına neden olabilecek bir hastalık olmadığını kaydederek, “Viral enfeksiyonlar her zaman bir tehdittir. Ancak böyle büyük bir salgına neden olabilecek bir hastalık değildir. Ebola virüsü de var. Ebola, Afrika kökenli bir hastalıktır ve daha tehlikelidir. Çünkü yakalandığında yüzde 90’lara varan ölüm oranları vardır. Özellikle oralara seyahat eden kişiler açısından önem arz eder. Dünya artık küçük, herkes her yere gidebiliyor. Oradan kişiler buraya gelebilir” diye konuştu.
Enfeksiyon hastalıklarından korunmanın yolları
Enfeksiyon hastalıkları, virüsler ve bakterilerden korunmanın yolları ile ilgili olarak ise Yılmaz “Kalabalık yerlerde maske kullanımı ve el yıkama çok önemlidir. Toplu bir yere girerken ’bana bir şey bulaşır mı’ sorusunu kendimize sormamız bile önlem almak açısından yeterlidir. Bu virüsler ülkemize her an gelebilir. Örneğin Batı Nil ensefaliti daha önce ülkemizde yoktu, sonradan görülmeye başlandı. Özellikle Batı Anadolu ve Marmara bölgelerinde görülüyor. Batı Nil ensefaliti de bir virüstür ve artık ülkemizde de görülmeye başladı” şeklinde konuştu.


