Ak Parti Karabük Milletvekili Osman Kahveci, Türkiye’nin 21.6 Milyon hektar orman alanı ve 1.4 Milyar metreküplük orman serveti ile önemli bir güce sahip olduğunu belirterek, “Mobilya sektöründe dünyaya liderlik yapar hale geldik” dedi
Eski Orman Genel Müdürü ve AK Parti Karabük Milletvekili Osman Kahveci, ormancılık alanında hedeflerinin ihracatta 15 milyar dolar olduğunu açıkladı.
Tropik bölgeler dışında dünyanın ender bölgelerinde görülebilecek birçoğu anıtsal boy ve kalınlığa ulaşmış ağaç türlerine ve zengin bir biyolojik çeşitliliğe sahip Yenice ilçesinde incelemelerde bulunan AK Parti Karabük Milletvekili Osman Kahveci, Türkiye’nin 21,6 milyon hektar orman alanı ve 1,4 milyar metreküplük orman serveti ile önemli bir güce sahip olduğunu söyledi. Kendisi de dünya çapında tanınan bir orman yüksek mühendisi olan ve AK Parti hükümetleri boyunca Orman Genel Müdürü olarak görev yapan Milletvekili Kahveci, AK Parti iktidarı döneminde ormancılığa verilen değerin ve önemin her geçen yıl giderek arttığını belirterek, “Türkiye’de 21,6 milyon hektar orman var. Bu rakam küçümsenemeyecek büyüklükte bir rakam. Birde 1,4 milyar metreküplük orman servetimiz var. Bunun metreküpünü 100 dolardan değerlendirdiğimiz zaman ormanlarımızdaki servetin ağaç olarak değeri 150 milyar dolar. Ormanın diğer fonksiyonlarını da üst üste koyduğumuzda katrilyonları bulan bir değer ve servete sahibiz. Son yıllarda dünyada iklim değişikliği ve küresel ısınmanın tehdit ettiği bir süreçte ormanların ve ormancılığın önemi her geçen gün artıyor. Özellikle ormanların karbon tutma özellikleri ormanların ve ormancılığın önemini de her geçen gün artıyor. Ekonomik olarak değerlendirdiğimiz zaman dünyanın gündeminde yeşil ekonomi var. Orman ve ahşabı kullanmanın, doğayı korumanın çevreyi koruma açısından önemi olduğunu biliyoruz. Orman ürünleri ciddi bir ekonomik sektör. Bu sektörde binlerce insan çalışıyor. Orman sektöründe şuan 7 milyon köylümüz var ve bu da Türkiye nüfusunun onda biri orman köylüsü demek. Biz AK Parti hükümetleri olarak ormanlarımıza büyük önem vererek, ormanlarımızın iyileştirilmesi ve ıslahı konusunda birçok ilkleri gerçekleştirdik. Kırsal alanda yaşayan orman köylülerimizin de sosyal ekonomik durumlarını iyileştirme adına birçok yenilik ve ilkleri gerçekleştirdik. Bugün orman köylümüze aktardığımız kaynak 2002 yılına göre 10 katına çıktı. Bunun dışında ORKÖY aracılığı ile aktardığımız başta hayvancılık ve arıcılık ile diğer faaliyetlerle ilgili olarak ciddi kaynakları orman köylümüze aktarıyoruz. Toplum Yararına Çalışma Programı gibi imkânları da kullanarak istihdamı artıracağız, orman işçilerimizin yaşam standartlarını artıracağız” dedi.
“MOBİLYA SEKTÖRÜNDE DÜNYAYA LİDERLİK YAPAR HALE GELDİK”
Ormancılığın kağıt, ahşap ve mobilya sektörlerinin yanı sıra madencilik, hayvancılık, bitkisel üretim, ilaç sanayi gibi alanlar için de önemli bir ekonomik potansiyele sahip olduğunu kaydeden Kahveci, “Ülkemiz bugün lif levha ürünleri üretiminde dünyanın ilk 5 ülkesi içerisine girmiş durumdadır. Ciddi bir ihracat oranı olarak karşımızdadır. Mobilya sektörü dünya ile rekabet eder, hatta liderlik yapar hale gelmiştir. Ancak hala Türkiye önemli miktarda da bazı orman ürünlerini de ithal ediyor. 2023 yılı hedeflerinde orman ürünlerinin ithalatını en aza indirmek ve ihracatını da başta odun ürünleri ve odun dışı ürünlerin de büyük artış sağlamayı hedefliyoruz. Odun dışı üretimde dünyada defne üretiminin yüzde 98’i Türkiye’de üretiliyor. Bal üretiminde çam balı üretiminin yüzde 95’i yine Türkiye’de üretiliyor. Kekik, ıhlamur, fıstık çamı gibi odun dışı ürünlerinde 10 milyar dolarlık ihraç etme hedefindeyiz. Kendi iç dinamiğimiz içerisinde 2002 yılında odun ürünleri satışı 200 milyon dolar civarındaydı, bugün ise 1.5 milyar doları geçti. Bu artarak devam edecek. Çok ağaç keselim diye, ülkemizin odun ihtiyacını kendi iç kaynaklarımızdan karşılayalım diye tahrip edecek hiçbir müdahaleye de izin vermiyoruz. Ormanlarımızın tahammülünü kullanmak istiyoruz. Bunun için 10 yıl içinde orman teşkilatının birçok alt yapılarını revize ederek güçlendirdik” diye konuştu.
Milletvekili Osman Kahveci, 2023 yılında 500 milyar dolarlık ihracat hedefleri doğrultusunda ormancılık sektörünün bu hedefe katkı verecek sektörlerin başında geldiğini sözlerine ekledi.


Orman Ürünleri İhracatında Hedef 15 Milyar Dolar
BİRİ ŞU DENSİZE HADDİNİ BİLDİRSİN ARTIK, BU KAÇINCI ?
Tom Barrack, ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve aynı zamanda Suriye-Irak Özel Temsilcisi olarak yaptığı açıklamada; Türkiye, Irak ve Suriye’yi Orta Doğu’nun istikrarı için dengelenmesi gereken ortak bir stratejik eksen olarak nitelendirdi. Bizi, kurumsal devlet yapısı kırılgan ve istikrarsız durumdaki Irak ve Suriye ile aynı kefeye koydu.
Donald Trump tarafından hem Ankara Büyükelçiliği hem de Suriye-Irak Özel Temsilciliği görevine getirilen Tom Barrack, yaptığı bölge değerlendirmesinde aynen şu ifadeleri kullandı; “Irak, Suriye ve Türkiye Orta Doğu’da kalıcı bir istikrarın üzerinde dönmesi gereken stratejik bir eksendir. Bu üç ulusu dengelemek, aşiret, din veya mezhep farklılıklarını aşan tek ve istikrarlı bir Amerikan temas ve kaldıraç noktası gerektirir.”
Bu hadsiz sefir Türkiye’yi, uzun yıllardır devam eden iç savaşlar ve otorite boşlukları nedeniyle “başarısız devlet” (failed state) olarak nitelendirilen Irak ve Suriye ile aynı kırılganlık seviyesinde görüyor.
Sefir efendinin, üç ülkeyi de “ABD tarafından dışarıdan dengelenmesi ve kaldıraçla yönetilmesi gereken aktörler” olarak tanımlaması, Türkiye’nin egemenlik haklarına ve bölgedeki merkezi gücüne yönelik açık bir saygısızlıktır. Bu açıklama, Ankara’nın son 20 yıldır bölgede geliştirdiği bağımsız oyun kurucu tezini çöpe atmayı hedefleyen yeni bir ABD dizaynıdır.
ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, göreve başladığı Mayıs 2025’ten bu yana, özellikle Türkiye’nin yönetim yapısı, Ortadoğu politikaları ve egemenlik haklarına yönelik diplomatik teamülleri zorlayan açıklamaları nedeniyle kamuoyunda ve siyasette çok sert tepkilere neden oldu.
Bu ülkenin bir vatandaşı olarak, büyük elçinin her densiz açıklamasından sonra, gazetemdeki köşemden en sert ifadelerle tepkimi ortaya koydum. Kendisi ilgili benim kadar yazan sanırım yoktur.
Büyükelçinin Türkiye’de infial yaratan ve muhalefet liderleri ile sivil toplum kuruluşları tarafından “Sömürge Valisi” gibi davranmakla suçlanmasına yol açan en kritik açıklamalarını hatırlatmakta yarar var;
1. Antalya Diplomasi Forumu’ndaki “Monarşi ve Güçlü Liderlik” Açıklaması (Nisan 2026)
Nisan 2026’da düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nda yaptığı konuşma, görev süresi boyunca aldığı en büyük tepkiyi doğurmuştu. Barrack, Ortadoğu’da ayakta kalabilen yegâne hükümetlerin monarşik yapılı ve “güçlü liderlik rejimleri” (otoriter yönetimler) olduğunu savunmuştu.
Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik ve cumhuriyetçi değerlerini hedef aldığı gerekçesiyle siyasi partilerden çok sert yanıtlar gelmişti. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu cumhuriyette monarşinin övülmesini “hadsizlik” olarak nitelendirmiş ve Barrack’ın derhal “persona non grata” (istenmeyen kişi) ilan edilmesi gerektiğini belirtmişti. SOL Parti, Saadet Partisi ve BTP gibi partiler de açıklamayı Türkiye’ye rejim biçme ve iç işlerine müdahale olarak yorumlamıştı.
2. “Erdoğan’a Meşruiyeti Biz Verdik” İddiası (Nisan 2026)
Yine aynı dönemde, Türkiye’deki mevcut yönetimin meşruiyet zeminine ilişkin üstü kapalı ve yönlendirici ifadeleri Ankara’da büyük bir diplomatik kriz yaratmıştı. Siyasi çevreler bu sözleri, ABD’nin Türkiye’nin iç siyasetine ve ulusal egemenliğine doğrudan bir müdahalesi olarak yorumlamıştı. Barrack gelen tepkiler üzerine bu sözlerini özür dilemek yerine, “on yıllara dayanan gözlemlerine” bağlayarak savunmaya çalışmıştı.
3. “Hazar’dan Akdeniz’e Bölgesel Uyum” ve SDG Ortaklığı Açıklamaları (Kasım 2025)
Barrack, Suriye Özel Temsilciliği görevinin de etkisiyle, ABD’nin terör örgütü YPG/PKK’nın omurgasını oluşturduğu SDG ile olan ortaklığını savunmuş ve “Hazar’dan Akdeniz’e bölgesel uyum göreceksiniz” diyerek bölge haritası ve sınır güvenliği üzerinden tartışmalı mesajlar vermişti. Türkiye’nin sınır güvenliğini ve üniter yapısını tehdit eden bu projeksiyonlar, emekli askerler ve ulusalcı platformlar tarafından büyük bir tehdit olarak algılanmıştı.
4. “Türk Askerinin Gazze’de Olması En Parlak Fikir” Çıkışı (Aralık 2025)
Aralık 2025’te katıldığı bir yayında, Ortadoğu’daki sıcak çatışma bölgelerine yönelik konuşurken “Türk askerinin Gazze’de olmasının en parlak fikir” olduğunu ileri sürmüştü. Bu açıklama, Türk askerini ABD ve Batı çıkarları doğrultusunda Ortadoğu’daki ateş çemberine sürmeye yönelik bir “diplomatik dayatma ve yönlendirme” olarak görülmüş, kamuoyunda ciddi bir rahatsızlık yaratmıştı.
Tom Barrack’ın diplomatik sınırları aşan bu tarz hamleleri son olarak Mayıs 2026’da Ankara’daki ABD Büyükelçiliği önünde kitlesel protestolara neden olmuştu. Siyasi parti temsilcileri ve emekli komutanların katıldığı eylemlerde, Barrack’ın Türkiye’nin egemenlik haklarını ihlal ettiği vurgulanarak “Ya evine dön ya da Suriye’ye git” sloganları atılmıştı.
Sefir efendi, tepki çeken açıklamalarından sonra, kurnazca, Cumhur Başkanı Erdoğanı ve icraatlarını öven açıklamalarda da bulunuyor.
Türkiye’nin bölgesinde büyük bir güç olduğunu, bulaşılacak bir ülke olmadığını sık sık vurguluyor.
Bunlara bakarak haddini aşan ifadelerini görmezden gelemeyiz.
Büyük elçilerin görev tanımlamaları bellidir.
Bana göre çoktan geldiği yere gönderilmeliydi.
“Persona non grata” kararı alma yetkisi tamamen Dışişleri Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı’nın uhdesindedir.
Göndermediklerine göre vardır bir bildikleri!
İlyas Erbay


