Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
11 Aralık, 2019 12:59 tarihinde yayınlandı
0

ORGAN BAĞIŞCI SAYISI ARTIYOR

Türkiye’de çok sayıda hasta umutla organ nakli beklerken, organ bağışı konusunda yapılan çalışmalar olumlu sonuç veriyor. Karabük’te son yıllarda yapılan çalışmalar neticesinde gönüllü organ bağışçısı sayısı 2 bin 573 oldu

Karabük Organ Bağışı konusunda yapılan çalışmalar neticesinde önemli bir ilerleme kaydetti. Ülke genelinde bir çok hasta organ nakli için beklerken, organ bağışı ile ilgili yapılan çalışmalar ise nakil bekleyen hastalar için umut oluyor.

Başlıksız 10 kopya 7

Karabük İl Sağlık Müdürü Dr. Ahmet Sarı, organ bağışının arttığını ancak yine de ihtiyacın karşılanmasında yetersiz kalındığını söyledi.

Karabük’te  konunun öneminin anlatılabilmesi ve bağışçı sayısının arttırılması amacıyla 1-30 Kasım tarihleri arasında çeşitli etkinlikler yapıldığını hatırlatan İl sağlık Müdürü Dr. Ahmet Sarı; “2015 yılında 256 olan bağışçı sayımız, 2016 yılı sonu itibarıyla 942’ye, 2017 yılı sonu itibarıyla 1508’e, 2018 yılında 2643’e ve 2019 yılında yapmış olduğumuz çalışmalar sonucunda da 2753 gönüllü bağışçı sayısına ulaşmıştır. Hedefimiz her geçen gün daha fazla kişiye ulaşarak gönüllü bağışçı sayısını arttırmak; çaresizlikten solmuş yüzler değil, gülen ve hayata ışıl ışıl umut ile bakan gözler görmektir.2019 yılında da bizlerden desteğini esirgemeyen başta Sn. Valimiz Fuat GÜREL olmak üzere tüm il yöneticilerimize, yerel basın kuruluşlarımıza ve özellikle Karabük Üniversitesi Rektörü Refik POLAT ile birlikte tüm üniversite personeline teşekkür eder; çalışmalarımızda bizi yalnız bırakmayan, stantlarımızda görev alan öğrencilerimize ve gönüllü bağışçı olan tüm halkımıza şükranlarımızı sunarız” dedi

 

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin