Ordu’da mavi yemiş kazandırıyor - Karabük Haber Postası
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
11 Temmuz, 2024 12:37 tarihinde yayınlandı
0
0

Ordu’da mavi yemiş kazandırıyor

Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler’in tarımsal ekonomik gelir kaynaklarının çeşitlendirilmesi amacıyla ilk döneminde başlattığı çalışmalar yeni döneminde de büyümeye ve gelişmeye devam ediyor. Ordu Büyükşehir Belediyesinin destekleri ile geçmiş yıllarda fidanları dağıtılan ve bu günlerde hasadı yapılarak kilogramı 300-350 TL arasında alıcı bulan mavi yemiş üreticilerin de yüzünü güldürüyor.

Başkan Güler’in 2019 yılında göreve gelmesi ile kırsal kalkınma hedefleri doğrultusunda sürdürülen çalışmalarda gerek taze tüketim gerekse işlenmiş meyve sanayisi açısından güçlü bir ticari ürün olan ve kilosu 300-350 liradan alıcı bulan mavi yemiş, çiftçilerin üretim kültürüne girdi.

Ekonomik getirisi ile üreticileri mutlu etti

Büyükşehir Belediyesi 2020 yılından itibaren Altınordu, Gülyalı, Gölköy, Gürgentepe, Kabadüz, Kumru, Mesudiye, Perşembe, Ulubey ve Ünye ilçeleri bulunan 42 üreticiye 15 bin 300 adet fidan desteği sağladı. Yapılan bu desteklerle mavi yemiş üretim alanı Ordu genelinde 51 dekara ulaştı. Bu çalışmalarla birlikte mavi yemiş fındığın yanında ilave gelir getirici ürün olarak üretim kültüründeki yerini aldı. Ordu topraklarını seven ve verimin oldukça iyi olduğu mavi yemiş ekonomik getirisi ile üreticileri de mutlu etti. Fındık veriminin düşük olduğu bahçelerde mavi yemişe geçen üreticilerin birim alanda elde ettikleri gelir yaklaşık 10 kat artmış oldu.

Mavi yemiş üreticisi sürgit: “Mavi yemişin pazardaki karşılığı çok iyi”

Ordu Büyükşehir Belediyesinin destekleriyle Ünye ilçesinde mavi yemiş bahçesi kuran üretici Volkan Sürgit, mavi yemişin önemli bir getirisi olduğunu ve bahçesini her geçen gün büyüttüğünü söyledi.

Büyükşehir Belediyesine destekleri için teşekkür eden Sürgit, “Fındığa alternatif ürün arıyorduk, pazar değeri daha fazla olduğu için mavi yemişe karar verdik. Arkadaşlarım ile birlikte ortak mavi yemiş üretmeye karar verdik. İlk olarak 5 dönümlük bir alanda başladı. Daha sonrasında ise Ordu Büyükşehir Belediyesinin fidan desteğinden yararlanarak üretim alanlarımızı genişlettik. O günden itibaren alanlarımızı genişleterek üretime devam ediyoruz. Ürünümüzün pazarda çok önemli bir karşılığı var. Tam anlamıyla üretim sağladığında dekardan 1-1.5 ton ürün elde edilebiliyor. Bizleri bu işte gelişmemize vesile olan ve güven sağlayan Ordu Büyükşehir Belediye Başkanımız Dr. Mehmet Hilmi Güler’e ve ekibine çok teşekkür ediyoruz” diye konuştu.

Soğuk hava deposu ve pazarlama desteği büyükşehirden

Öte yandan Büyükşehir Belediyesi mavi yemiş yetiştiriciliğinin daha da yaygınlaştırılması amacıyla fidan, eğitim ve her türlü teknik desteğini sürdürürken hasat edilen ürünler içinde üreticiye soğuk hava deposu ve pazarlama desteği veriliyor.

Bizi sosyal medyadan takip edin
swwsws
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
23 Nisan, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
0
0

RTÜK GÖREVİNİN GEREĞİNİ YAPIYOR MU ?

Televizyon kanallarında yayınlanan bazı diziler ve gündüz kuşağı programları; çarpık ilişkiler, şiddet ve ahlaki erozyona yol açan sahnelerle toplumsal yapıyı tehdit ediyor.
Bu içeriklerin meşrulaştırılması, özellikle çocukların ve gençlerin değerlerinden kopmasına sebep oluyor.
Sanırım toplum olarak bu konuda hemfikiriz.

Bir şeyleri düzeltmek istiyorsak işe buradan başlayabiliriz. Zira TV ler ve telefonlar yoluyla ulaştığımız kontrolsüz ve denetimsiz yayınlar, toplum sağlığını ve ahlaki yapıyı ciddi şekilde tehdit ediyor.

Tehlikenin farkında olan sağduyulu vatandaşlardan RTÜK’e yoğun şikâyetler gittiğini biliyoruz. Buna rağmen bu tür yayınlar devam ediyor.

Ahlaksızlığı özendirdiği için şikayet konusu olan yayınları,
* Toplumsal değerlerin yozlaşması, iffetsizliği sıradanlaştıran ve meşrulaştıran, aile yapısını zayıflatan diziler.
* Toplumun manevi yapısını bozan, şiddet ve suç temalarını işleyen programlar.
* İnanç ve ahlak değerleri hedef alarak, İslam’ı sembolize eden kişileri “kötü karakter” olarak gösteren programlar olarak sıralayabiliriz.

Toplumda, bu tür içeriklere karşı RTÜK’ün yetersiz kaldığı, nadiren ceza uyguladığı görüşü hakim.
Şiddet sahneleri içeren dizilerin genç izleyiciler üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmaz bir gerçek.
Bu yapımlara dair eleştiriler, öz değerlerden kopuşu ve aile yapısının dinamitlenmesini gerekçe göstermektedir. En tehlikelisi de, genç kuşakların dizi karakterlerini rol model alarak şiddete özenmesidir.

RTÜK NE İÇİN VAR?
RTÜK ÜYELERİ TV İZLEMİYOR MU?

RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen 9 üyeden oluşuyor. RTÜK Türkiye’deki radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini (internet platformları dahil) düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip tarafsız(!) bir kamu kurumudur.

Kurumun temel varlık nedenleri ve görevleri şunlardır:
Yayın Denetimi: Yayınların kanunlara ve toplumsal değerlere uygunluğunu kontrol eder.
Medya kuruluşlarının yayın yapabilmesi için gerekli olan yayın izin ve lisanslarını tahsis eder.
BURAYA DİKKAT !
Çocukların ve gençlerin gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklere karşı koruyucu tedbirler (akıllı işaretler gibi) alır.
Yayın ilkelerine aykırı hareket eden kuruluşlara uyarı, para cezası veya program durdurma gibi cezalar verir.
Toplumu ve kamu düzenini koruma gerekçesiyle kritik durumlarda yayın yasağı kararları alabilir veya duyurabilir.

RTÜK’ü tek sorumlu olarak göremeyiz. Toplumda şiddetin artması, insanların birbirine olan saygısının azalması, tabiiki tek bir nedene bağlı değil. Bu, toplumsal, teknolojik ve psikolojik birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir durumdur.
* Teknoloji, insanları ekranlara bağlarken gerçek dünyadaki etkileşimlerini kısıtlıyor. Sosyal medyada anonim kimliklerin arkasına sığınan bireyler, daha sabırsız ve saygısız davranışlar sergileyebiliyor.
* Temel nezaket kurallarının ve görgü kurallarının zamanla unutulması, saygısız davranışların artmasına neden olabiliyor.
* Ekonomik zorluklar, bireylerin stres seviyesini artırarak birbirlerine karşı tahammülsüz ve saygısız davranmalarına yol açabiliyor.
* İnsanların birbirine güvenmemesi, iyi niyetin azalması ve empati kurma yeteneğinin zayıflaması saygıyı azaltan önemli faktörlerdendir.
* Kendine saygısı olmayan bireyler, iç dünyalarındaki huzursuzluğu ve öfkeyi çevrelerine yansıtarak başkalarına saygı duymakta zorlanabiliyor.
* Bireysel farklılıkları (inanç, düşünce, yaşam tarzı) kabul etme konusundaki eksiklikler, toplumsal huzuru bozuyor ve çatışmayı artırıyor.

Saygının yok olması, toplumda birlik ve beraberliği sağlayan manevi değerlerin kaybolmasına, nesiller arası çatışmalara ve insanların birbirini ezdikleri, huzursuz bir ortama yol açıyor.

Toplum ahlakını yeniden tesis etmek, bireysel bilinçlenmeden kurumsal yapıların iyileştirilmesine kadar uzanan çok boyutlu bir süreçtir.

Ahlakın temeli ailede atılır. Çocuklara küçük yaşta sorumluluk bilinci, haya ve adalet duygusu aşılanmalıdır.
Kitle iletişim araçlarının yozlaştırıcı etkilerine karşı farkındalık oluşturulmalı ve kamu yayıncılığında ahlaki değerler ön plana çıkarılmalıdır.

Zordur yitirileni yerine koymak.
İşimiz hiç kolay değil.

İlyas Erbay