Ordu Şehir Hastanesi yüzde 95 tamamlandı - Karabük Haber Postası
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
05 Haziran, 2023 12:00 tarihinde yayınlandı /Güncelleme: 21.09.2023 11:02
0
0

Ordu Şehir Hastanesi yüzde 95 tamamlandı

Ordu’ya sağlık alanında sınıf atlatacak 900 yataklı şehir hastanesi inşaatındaki çalışmalar devam ediyor. Hastanede kaba inşaatın yüzde 95’i tamamlanırken, morfoloji binasının ise yüzde 100 olarak tamamlandığı öğrenildi.

Ordu Üniversitesinin yer tahsis ettiği ve yapımına 2021 yılının Mart ayında başlanan 900 yataklı şehir hastanesinde çalışmalar tüm hızıyla sürüyor. Yapımı devam eden Ordu Çevre Yolu’nun yanında, Ordu Üniversitesi yerleşkesi içerisinde yer alan hastane, Ordu’nun en temel ihtiyaçlarından birisi olan hastane sorunu çözüme kavuşturacak.

51393 aw906434 02

Depreme karşı 1020 adet sismik izolatör bulunuyor

Toplamda 250 bin metrekare arsa üzerinde yapımına başlanan ve Sağlık Bakanlığının öz kaynaklarıyla yapılan 900 yataklı Ordu Şehir Hastanesinin kaba inşaatı yüzde 95 tamamlandı. Çalışmaların devam ettiği Ordu Çevre Yolu’nun alt kısmında bulunan, depreme karşı bin 20 adet sismik izolatör ile güçlendirilen hastane, sadece Ordu’nun değil civar illerin de sağlık merkezi olacak.

67717 aw906434 03

8 noktadan hastaneye ulaşım olacak

Ordu Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Dairesi Başkanlığı ekiplerinin ulaşım için çalışmalar gerçekleştirdiği alanda hastaneye ulaşım sıkıntısı yaşanmaması için ilk olarak Ordu-Giresun Karayolu’ndan yaklaşık 2 kilometrelik bağlantı yolu açmada çalışmalar sürerken, farklı noktalardan da ulaşım imkanlarının kolaylaştırılması adına ekiplerin çalışmaları devam ediyor. Tüm çalışmalar bittiğinde ise hastaneye 8 noktadan ulaşım imkanı olacak.

59937 aw906434 05

“Tamamlandığında çevre illerdeki hastalara da hizmet verecek”

Ordu Şehir Hastanesinin devam eden inşaatı yüzde 95 biterken vatandaşlar, Ordu’da özellikle sağlık sorununun yıllardır olduğunu belirterek, böyle geniş çaplı bir hastaneye yıllardır ihtiyaç olduğunu söyledi. Vatandaşlar ayrıca, sağlık sorunları olduklarında farklı illere sevk edilebildiklerini, şehir hastanesi ile bu sorunun ortadan kalkacağını da söylediler. (İHA)

Bizi sosyal medyadan takip edin
xa2
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
24 Mart, 2026 10:38 tarihinde yayınlandı
0
0

PARADOKSAL BİR ŞEKİLDE DERİN BİR İLETİŞİMSİZLİK YAŞIYORUZ

İletişim çağında, dijitalleşmenin sağladığı sınırsız imkânlara rağmen, paradoksal bir şekilde derin bir iletişimsizlik yaşıyoruz. Elektronik cihazlar uzakları yakınlaştırsa da, yüz yüze iletişimi azaltarak en yakınımızdakileri (aile, dostlar) bizden uzaklaştırıyor. Bilgi akışı çok hızlı olsa da, duygusal derinlik ve gerçek etkileşim azalıyor.

Bir bayramı daha geride bıraktık. Uzakta olan Arkadaşlarımızın, dostlarımızın, akrabalarımızın bayramlarını elimizdeki telefonlarla aramak yerine bilindik cümlelerle toplu mesajlar çekerek güya kutladık.
Bazılarımıza en yakın bildiklerimizden o mesajlar da gelmedi.

İletişimin en zor olduğu çocukluk ve gençlik yıllarımızda bugünkünden çok daha güçlü iletişim kuruyorduk. O yıllarda mektup ve bayram kartları vardı. PTT bunları bir haftada adresine ulaştırırdı. Saklardık koklardık onları, defalarca okurduk. Samimiyet, sıcaklık, içtenlik kokardı o kağıt parçaları.

İnsanı değerlerimizi o kadar hızlı yitirdik ki, ne eski dostluklar kaldı, ne samimiyet ne de vefa kaldı.

Oysaki, vefa, dostluğun ve insanlık onurunun en kıymetli hazinesi, sevgiyi kalıcı kılan sadık bir bağlılıktır. Sözünde durmayı, zor günde yanında olmayı ve iyilikleri unutmamayı ifade eden vefa, vefasızın meclisinde aranmayacak kadar ağır bir yüktür.

Bizim çocukluk ve gençlik yıllarımız; Komşuluk. Arkadaşlık, Dostluk. gibi kavramların gerçekten anlam bulduğu yıllardı. Sözün senet olduğu, insanların birbirine güven duyduğu yıllardı.

Kredi kartlarımız, internetimiz, cep telefonlarımız, bilgisayarlarımız, evlerimizde kombilerimiz yoktu. Televizyonla bile çok sonra tanıştık. Fakat çok mutluyduk.
Hayallerimiz vardı, yarınlardan umutluyduk.
Ülkemiz, ailemiz ve çocuklarımızın geleceği için kaygılarımız yoktu.,…

Şarkı sözleri bile bambaşkaydı;
“Nasılda koşuşurduk bahçelerde.
Şarkı söylerdik mehtaplı gecelerde.
Sen bana, ben sana komşu evlerde…
Kök sarmaşıklar gibi sarıldık o yaz…”

“Okul yolu sensiz ölüm kadar sessiz…
Eylül’de gel okul yoluna
Konuşmadan yürüyelim.
Gireyim koluna…
Görenler dönmüş, hemde mutlu desinler.
Ağaçlar sevinçten başımıza konfeti gibi yaprak dökecekler
Yaprak dökecekler…”
Ne güzel sözler değil mi?

Şimdi öyle mi?
“Tadı yok ne baharın ne yazın.
Kalmadı tesellisi ne şarkının ne sazın…”
Yaşam artık, Muzaffer İlkan’ın bu hicaz bestesindeki gibi…
Savaşlar, depremler, afetler, ruhunu yitirmiş beton şehirler. Tüm bunlara rağmen yaşama tutunmaya çalışan insanlar…

Ne oldu bize böyle? Artık anılar da teselli etmiyor…

İlyas Erbay