karabuk
İmsak 06:06
Güneş 07:31
Öğle 13:08
İkindi 16:06
Akşam 18:36
Yatsı 19:56
İmsaka kalan son --:--
Namaz Vakitleri
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
05 Ekim, 2023 20:12 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 3dk
Yorum: 0

Op. Dr. Ufuk Yılmaz: “Tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı mutlaka araştırılmalıdır”

Tüp bebek tedavilerinde tekrarlayan implantasyon (tutunma) başarısızlığının önemli bir sorun olduğunu ifade eden Medical Park Karadeniz Hastanesi Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Ufuk Yılmaz, “Bu hastalarda tekrar eden tüp bebek tedavileri başlamadan önce tekrarlayan implantasyon (tutunma) başarısızlıklarının sebeplerinin belirlenmesine yönelik araştırmalar başlatılmalıdır” dedi.
Tüp bebek tedavilerinin günümüzde infertil (kısır) hastalarda başarıyla uygulanmasına rağmen her tedavi uygulanan hastada gebelik oluşmadığını kaydeden Medical Park Karadeniz Hastanesi Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Ufuk Yılmaz, tüp bebek uygulamalarında karşılaşılabilen önemli sorunlardan biri olan tekrarlayan implantasyon (tutunma) başarısızlığı hakkında bilgi verdi.

“Gebelik oranı üçüncü başarısız tedaviden sonra düşüyor”
Ortalama 3 tüp bebek denemesi sonrasında toplam başarı oranı yüzde 40-55 arasında iken, 6 ardışık tüp bebek denemesi sonrasında bu oranın yüzde 50-75’e çıktığını ifade eden Op. Dr. Ufuk Yılmaz, “Tekrarlayan tüp bebek denemeleri, gebelik oranlarını hiçbir zaman yüzde 100’lere ulaştıramamaktadır. Tüp bebek tedavisi uygulanan hastalarda bu başarısızlıklar halen klinisyenler ve çiftler için önemli bir sorun olmaya devam etmektedir” şeklinde konuştu.
Tıpta “tekrarlayan implantasyon (tutunma) başarısızlığı (TİB)” olarak bilinen durumun 40 yaş altı hastalarda en az üç taze veya dondurulmuş tüp bebek denemesinde en az dört iyi kalitede embriyo transferi uygulanmasına rağmen klinik gebeliğin oluşmaması olarak tanımlandığını belirten Op. Dr. Ufuk Yılmaz, “TİB erkek, kadın veya embriyonal kaynaklı sorunlardan dolayı oluşabilmektedir” dedi.

“Sperm kalitesi gebelik oranını etkiliyor”
Kısıtlı olgunlaşmamış yumurta (oosit) kalitesinin özellikle uygulanan tedavilere cevabı yetersiz hastalarda TİB sebebi olabildiğini sözlerine ekleyen Op. Dr. Ufuk Yılmaz, şöyle devam etti:
“Son yıllarda azalmış olgunlaşmamış yumurta kalitesi yanında kumulus hücrelerinin (kadın yumurtalarını çevreleyen hücreler) tutunmadaki önemini sorgulayan çalışmalar da yayınlanmıştır. Benzer şekilde sperm kalitesinin de embriyo kalitesini ve tutunmayı etkilediği ve dolayısıyla gebelik oranları üzerine etki ettiği düşünülmektedir. Özellikle sperm DNA hasarının kötü embriyo gelişimi üzerine etkili olduğu çeşitli çalışmalarla ortaya konmaya çalışılmıştır.”

“Anne ve babaya ait bozukluklar TİB sebebi”
Tekrarlayan tüp bebek (IVF) başarısızlığı olan olgularda anne ve babaya ait bozuklukların da TİB sebebi olabildiğine işaret eden Op. Dr. Ufuk Yılmaz, “Özellikle kromozomların normal olmaması (dengeli translokasyonlar) önem taşır. TİB tanımına uyan hastalarda kromozomal anormalliklerin arttığı ve bu hastaların yönetiminde karyotip analizini (kromozomların büyüklüğü, boyutu ve sayısını tespit etmeye yarayan bir genetik yöntem) gerekli gören çalışmalar çoğunluktadır” dedi.
Doğumsal rahmin (uterusun) şekil bozukluklarının tekrarlayan gebelik kayıpları ile ilişkileri iyi tanımlandığını ancak TİB ile ilişkilerinin tartışmalı olduğunu vurgulayan Op. Dr. Ufuk Yılmaz, şunları söyledi:
“En sık anomali olan bölgülü rahimde (septat uterus) tekrarlayan düşüklerin oranı yüksektir ancak bölgülü rahim ile infertilite ve TİB ile ilişkisi tartışmalıdır. Diğer pek çok rahim şekil bozukluğunun da TİB ile ilişkisi zayıftır ya da bilinmemektedir. Daha çok rahim iç zarının bütünlüğünü bozan ya da etkileyen myoma uteri, endometrial polip ve intrauterin yapışıklıklar gibi patolojiler TİB ile ilişkili olabilmektedir. Tüplerde sıvı olmasının (hidrosalpenks) IVF gebeliklerinde canlı doğum oranlarında yüzde 50 ve üzerinde azalmaya neden olduğu bilinmektedir. Ultrasonografi tüplerinde sıvı olan hastaların tanınmasında genellikle yetersiz kalmaktadır. Bu yüzden TİB vakalarında özellikle tüplerde sıvı riski bulunan hastalarda 2 yıldan eski rahim filminin tekrarlanması, tüplerinde sıvı bulunan olguların tanınmasına katkı sağlayacaktır.”
Temel yaşam standartlarının düzeltilmesinin de TİB hastalarına olumlu katkıda bulunduğunu vurgulayan Op. Dr. Ufuk Yılmaz, “Tüp bebek tedavi seçeneklerinden önce varsa temel yaşam şekli iyileştirmeleri önerilmelidir. Bunlar arasında stres ve anksiyetenin azaltılması, sigara, alkol kullanımının önüne geçilmesi ve obezitenin kontrol altına alınması sıralanabilir” diye konuştu.

“Genetik tanı önerilebilir”
TİB tanımında "iyi kalite embriyo" transferi bulunsa da ışık mikroskopu altında morfolojik karakteristiklere göre embriyo seçiminin her zaman canlı doğuma ulaşma potansiyeli en yüksek embriyonun belirlenmesiyle sonuçlanmadığına dikkat çeken Op. Dr. Yılmaz, şunları söyledi:
“TİB olgularında önceki tedavilerde gelişen yumurta sayıları, elde edilen olgun ve olgun olmayan yumurta oranı, döllenme oranı, iyi kalite embriyo oranı gibi faktörler detaylı olarak irdelenmelidir. TİB olgularında genetik bozuklukların sıklığı artmıştır. Bu nedenle TİB olgularında preimplantasyon genetik tanı (PGD) doğru seçilmiş hastalara önerilmelidir.”
Embriyo transferindeki güçlüklerin de gebelik oranlarını azaltabildiğini söyleyen Op. Dr. Yılmaz, “Sert katater kullanımı, rahim ağzı genişletilmesinin gerekmesi ve rahim ağzının tıbbı aletlerle tutulma gereksinimi gibi durumlarda implantasyon (tutunma) oranlarının azaldığı gözlenmiştir” dedi.
TİB için yapılan tüm araştırmalara rağmen herhangi bir sebebin bulunamadığı durumlara da rastlandığını belirten Op. Dr. Yılmaz, şu bilgileri paylaştı:
“Bu gibi durumlar genellikle immünolojik TİB olarak sınıflandırılmaktadır. Son yıllarda bu konu daha fazla irdelenmiş ve daha fazla çalışma yapılmaya başlanmıştır. Bu çalışmalar neticesinde NK (doğal öldürücü) hücre testleri ve KIR marker testleri hastalara yapılmaktadır. Bu testlerde problemi çıkan hastalar da immünolojik TİB olarak değerlendirilmektedir. Tedavi olarak da monosit aşısı, PMBC uygulamaları yapılmaktadır. Bizim kliniğimiz de bu tedavileri uygulamakta olup aynı zamanda literatüre katkı olması için çeşitli çalışmalar yürütmektedir.”
Sonuç olarak tüp bebek tedavi protokolleri ve laboratuvar teknolojilerindeki ilerlemelere rağmen TİB’in halen hekimler ve çiftler için önemli bir sorun olduğunu dile getiren Op. Dr. Yılmaz, “Hastalarda tekrar eden tüp bebek tedavileri başlamadan önce TİB sebeplerinin belirlenmesine yönelik uygun araştırmalar başlatılmalıdır. TİB tedavisinde esas strateji rahim içerisinin transfer edilen embriyoyu kabul etmesini artırabilmek ve/veya embriyo kalitesini iyileştirebilmek olmalıdır” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
20 Şubat, 2026 16:52 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 3dk
Yorum: 0

BEUN’da güneş enerjisi santrali yatırımıyla hem doğa hem sağlık kazanacak

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN), sürdürülebilir kampüs vizyonu doğrultusunda çevreci ve stratejik bir yatırımı daha hayata geçiriyor. Çaycuma Meslek Yüksekokulu yerleşkesinde kurulması planlanan 1500 kWe (1861,2 kWp) kapasiteli Güneş Enerjisi Santrali (GES) ile üniversite hem çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlayacak hem de Tıp Fakültesinin elektrik ihtiyacının yaklaşık dörtte birini güneş enerjisinden karşılayacak.
Dünya Bankası finansmanı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Yapı İşleri Genel Müdürlüğü yürütücülüğünde uygulanan Kamu ve Belediye Yenilenebilir Enerji Projesi (KAYEP) kapsamında hayata geçirilecek olan proje; Türkiye’nin 11. Kalkınma Planı’nda yer alan yenilenebilir enerji kaynaklarının yaygınlaştırılması, kamu binalarında enerji verimliliğinin artırılması ve kendi enerjisini üreten kamu yapılarının desteklenmesi hedefleriyle de tam uyum gösteriyor.
Hazırlanan fizibilite, çevresel ve sosyal etki değerlendirme çalışmaları doğrultusunda, Çaycuma Meslek Yüksekokulu yerleşkesi sınırları içerisinde yer alan yaklaşık 24 bin metrekarelik alanda, 1500 kWe (1861,2 kWp) kurulu güce sahip bir Güneş Enerjisi Santralinin kurulması öngörülüyor. Fiziksel olarak Çaycuma Meslek Yüksekokulu yerleşkesinde kurulacak olan santralin devreye alınmasıyla birlikte üretilecek elektrik enerjisinin, ulusal şebeke üzerinden dengeleme yöntemiyle Tıp Fakültesinin yıllık elektrik tüketiminin yaklaşık %25’ini karşılaması hedefleniyor. Böylece üniversite genelinde yenilenebilir enerji kullanımının payının artırılması ve enerji giderlerinin düşürülmesi amaçlanıyor. Bu durum, üniversitenin sağlık hizmetlerine ayrılan kaynakların daha etkin ve verimli kullanılmasına imkân tanıyacak; mevcut hizmet kapasitesinin korunmasına ve sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliğine dolaylı ancak güçlü bir katkı sunacak. Bu yönüyle proje, yalnızca bir enerji yatırımı olmanın ötesinde; kamu yararı, maliyet etkinliği ve sosyal fayda boyutlarıyla da öne çıkıyor.
İhale süreci başlayan ve kısa süre içerisinde devreye alınması planlanan GES, yaklaşık 25 yıl boyunca temiz ve yenilenebilir enerji üreterek üniversitenin enerji maliyetlerinin azaltılmasına katkı sağlayacak. Aynı zamanda fosil yakıtlara dayalı enerji tüketiminin azaltılması, karbon salınımının düşürülmesi ve çevresel sürdürülebilirliğin güçlendirilmesi hedefleniyor.
Öte yandan proje kapsamında, güneş enerjisi teknolojilerine yönelik akademik çalışmaların ve uygulamalı projelerin üniversite bünyesinde yürütülmesi de planlanıyor. Bu yönüyle kurulacak GES; eğitim, araştırma ve uygulamayı bir araya getiren örnek bir yenilenebilir enerji yatırımı olarak dikkat çekiyor.
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, sürdürülebilirlik anlayışının üniversitenin tüm planlama ve yatırımlarında temel bir ilke olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri dile getirdi:
"Üniversitemiz; çevreye duyarlı, enerji verimliliğini esas alan ve kendi enerjisini üretebilen örnek bir kampüs modeli oluşturma doğrultusunda kararlılıkla ilerlemektedir. Çaycuma Meslek Yüksekokulumuz yerleşkesinde kurulacak olan Güneş Enerjisi Santrali, bu vizyonumuzun somut ve stratejik adımlarından biridir. Bu önemli yatırım sayesinde hem çevresel sorumluluğumuzu yerine getiriyor hem de Tıp Fakültemizin elektrik tüketiminin kayda değer bir bölümünü yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılayarak kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanımına katkı sağlayacağız. Bu duygu ve düşüncelerle çevreci yatırımları ve yenilenebilir enerji projelerine verdikleri güçlü desteklerden dolayı başta Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Sayın Murat Kurum olmak üzere Bakanlığımızın kıymetli yöneticilerine şükranlarımı arz ediyorum. Ayrıca yükseköğretim sistemimizin sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüm vizyonuna büyük katkılar sunan Yükseköğretim Kurulu Başkanımız Sayın Prof. Dr. Erol Özvar’a ve YÖK ailemizin değerli mensuplarına teşekkürlerimi sunuyorum. Projenin hazırlanmasından uygulanmasına kadar geçen tüm süreçlerde özveriyle çalışan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Yapı İşleri Genel Müdürlüğümüze, Kamu ve Belediye Yenilenebilir Enerji Projesi (KAYEP) yetkililerine, üniversitemizin ilgili akademik ve idari birimlerine ve emeği geçen tüm paydaşlarımıza teşekkürlerimi sunuyorum. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi olarak; sürdürülebilir gelecek hedeflerimiz doğrultusunda çevreci, yenilikçi ve katma değeri yüksek projeleri kararlılıkla hayata geçirmeye devam edeceğiz."

Bizi sosyal medyadan takip edin