OMÜ’den hava savunma ve uzay teknolojileri protokolü - Karabük Haber Postası
omuden hava savunma ve uzay teknolojileri protokolu YC7Lk5Er
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
25 Mart, 2025 12:15 tarihinde yayınlandı
0
0

OMÜ’den hava savunma ve uzay teknolojileri protokolü

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ), Samsun İlkadım Aziz Atik Fen Lisesi tarafından Millî Eğitim Bakanlığı onayıyla yürütülen HEZARFEN Hava Savunma ve Uzay Teknolojileri Eğitim Kampı için iş birliği protokolü imzaladı.

OMÜ Rektörlüğünde düzenlenen imza merasiminde, protokol metnine Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Çetin Kurnaz ile Samsun İlkadım Aziz Atik Fen Lisesi Müdürü Murat Boztepe imza attı. Samsun İlkadım Aziz Atik Fen Lisesi’nin Hezarfen Projesi kapsamında OMÜSEM’in planlayıp OMÜ Mühendislik Fakültesi’nin (OMÜMF) yürüteceği Drone Tasarımı Eğitimi sertifikasyon programı, 10 modül ve 30 ders saatinden oluşuyor. Proje konusu savunma, havacılık ve uzay teknolojileri olarak belirlenirken, emeli ise çoğunlukla yurt dışı hayali kuran seçkin gençlere, ülkenin yerli ve ulusal imkânlarını fark ettirmek ve aidiyet duygusu geliştirmelerini sağlamak olarak tabir edildi.

MSB ve savunma sanayi şirketleri projede yer alacak

12-19 Mayıs tarihlerinde ikincisi düzenlenecek eğitim kampında, Ulusal Savunma Bakanlığı (MSB), ASELSAN, TUSAŞ, HAVELSAN, Türkiye Uzay Ajansı (TUA), ROKETSAN, TÜBİTAK UZAY, Samsun Yurt Savunma (CANİK), Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun Üniversitesi ve Türkiye’nin birinci astronotu Alper Gezeravcı yer alacak.

Türkiye’nin dört bir yanından 66 öğrenci katılacak

Mühendislik alanına ilgi duyan öğrencilerin iştirak sağlayacağı eğitim kampına, Türkiye’nin birinci 50 resmi fen lisesinden ve Samsun’daki fen liselerinden seçilen öğrenciler dahil edilecek. Geçen yıl birincisi düzenlenen projede bu yıl, 25 farklı vilayetten, 57 farklı okuldan toplam 66 öğrenci yer alacak. Tüm öğrencilerin seyahat, konaklama ve eğitim sarfiyatları proje bütçesinden karşılanacak

Bizi sosyal medyadan takip edin
swwsws
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
23 Nisan, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
0
0

RTÜK GÖREVİNİN GEREĞİNİ YAPIYOR MU ?

Televizyon kanallarında yayınlanan bazı diziler ve gündüz kuşağı programları; çarpık ilişkiler, şiddet ve ahlaki erozyona yol açan sahnelerle toplumsal yapıyı tehdit ediyor.
Bu içeriklerin meşrulaştırılması, özellikle çocukların ve gençlerin değerlerinden kopmasına sebep oluyor.
Sanırım toplum olarak bu konuda hemfikiriz.

Bir şeyleri düzeltmek istiyorsak işe buradan başlayabiliriz. Zira TV ler ve telefonlar yoluyla ulaştığımız kontrolsüz ve denetimsiz yayınlar, toplum sağlığını ve ahlaki yapıyı ciddi şekilde tehdit ediyor.

Tehlikenin farkında olan sağduyulu vatandaşlardan RTÜK’e yoğun şikâyetler gittiğini biliyoruz. Buna rağmen bu tür yayınlar devam ediyor.

Ahlaksızlığı özendirdiği için şikayet konusu olan yayınları,
* Toplumsal değerlerin yozlaşması, iffetsizliği sıradanlaştıran ve meşrulaştıran, aile yapısını zayıflatan diziler.
* Toplumun manevi yapısını bozan, şiddet ve suç temalarını işleyen programlar.
* İnanç ve ahlak değerleri hedef alarak, İslam’ı sembolize eden kişileri “kötü karakter” olarak gösteren programlar olarak sıralayabiliriz.

Toplumda, bu tür içeriklere karşı RTÜK’ün yetersiz kaldığı, nadiren ceza uyguladığı görüşü hakim.
Şiddet sahneleri içeren dizilerin genç izleyiciler üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmaz bir gerçek.
Bu yapımlara dair eleştiriler, öz değerlerden kopuşu ve aile yapısının dinamitlenmesini gerekçe göstermektedir. En tehlikelisi de, genç kuşakların dizi karakterlerini rol model alarak şiddete özenmesidir.

RTÜK NE İÇİN VAR?
RTÜK ÜYELERİ TV İZLEMİYOR MU?

RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen 9 üyeden oluşuyor. RTÜK Türkiye’deki radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini (internet platformları dahil) düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip tarafsız(!) bir kamu kurumudur.

Kurumun temel varlık nedenleri ve görevleri şunlardır:
Yayın Denetimi: Yayınların kanunlara ve toplumsal değerlere uygunluğunu kontrol eder.
Medya kuruluşlarının yayın yapabilmesi için gerekli olan yayın izin ve lisanslarını tahsis eder.
BURAYA DİKKAT !
Çocukların ve gençlerin gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklere karşı koruyucu tedbirler (akıllı işaretler gibi) alır.
Yayın ilkelerine aykırı hareket eden kuruluşlara uyarı, para cezası veya program durdurma gibi cezalar verir.
Toplumu ve kamu düzenini koruma gerekçesiyle kritik durumlarda yayın yasağı kararları alabilir veya duyurabilir.

RTÜK’ü tek sorumlu olarak göremeyiz. Toplumda şiddetin artması, insanların birbirine olan saygısının azalması, tabiiki tek bir nedene bağlı değil. Bu, toplumsal, teknolojik ve psikolojik birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir durumdur.
* Teknoloji, insanları ekranlara bağlarken gerçek dünyadaki etkileşimlerini kısıtlıyor. Sosyal medyada anonim kimliklerin arkasına sığınan bireyler, daha sabırsız ve saygısız davranışlar sergileyebiliyor.
* Temel nezaket kurallarının ve görgü kurallarının zamanla unutulması, saygısız davranışların artmasına neden olabiliyor.
* Ekonomik zorluklar, bireylerin stres seviyesini artırarak birbirlerine karşı tahammülsüz ve saygısız davranmalarına yol açabiliyor.
* İnsanların birbirine güvenmemesi, iyi niyetin azalması ve empati kurma yeteneğinin zayıflaması saygıyı azaltan önemli faktörlerdendir.
* Kendine saygısı olmayan bireyler, iç dünyalarındaki huzursuzluğu ve öfkeyi çevrelerine yansıtarak başkalarına saygı duymakta zorlanabiliyor.
* Bireysel farklılıkları (inanç, düşünce, yaşam tarzı) kabul etme konusundaki eksiklikler, toplumsal huzuru bozuyor ve çatışmayı artırıyor.

Saygının yok olması, toplumda birlik ve beraberliği sağlayan manevi değerlerin kaybolmasına, nesiller arası çatışmalara ve insanların birbirini ezdikleri, huzursuz bir ortama yol açıyor.

Toplum ahlakını yeniden tesis etmek, bireysel bilinçlenmeden kurumsal yapıların iyileştirilmesine kadar uzanan çok boyutlu bir süreçtir.

Ahlakın temeli ailede atılır. Çocuklara küçük yaşta sorumluluk bilinci, haya ve adalet duygusu aşılanmalıdır.
Kitle iletişim araçlarının yozlaştırıcı etkilerine karşı farkındalık oluşturulmalı ve kamu yayıncılığında ahlaki değerler ön plana çıkarılmalıdır.

Zordur yitirileni yerine koymak.
İşimiz hiç kolay değil.

İlyas Erbay