Reklam
Reklam
omu ortopedi ve travmatoloji anabilim dali hem bolgede hem ulke genelinde lokomotif bir rolde MzVw6mdy jpg
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
21 Mayıs, 2024 00:12 tarihinde yayınlandı
0

’OMÜ Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı, hem bölgede hem ülke genelinde lokomotif bir rolde’

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı tarafından düzenlenen “Ondokuz Mayıs Ortopedi ve Travmatoloji Günleri”nde, alanında birçok uzman isim bir araya geldi. Toplantı Başkanı Prof. Dr. Nevzat Dabak, OMÜ Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı’nın hem bölgede hem ülke genelinde lokomotif bir rolde olduğunu söyledi.

OMÜ Tıp Fakültesi Dekanlık Toplantı Salonu’nda “Alt Ekstremitenin Zorlu Kırıklarında Redüksiyon ve Tespit İpuçları” temasıyla düzenlenen akademik etkinliğe; önemli ortopedi ve travmatoloji uzmanları, bilgi, birikim ve tecrübeleriyle katkıda bulundu. Yaklaşık 120 katılımcının iştirak ettiği “Ondokuz Mayıs Ortopedi ve Travmatoloji Günleri”nin açılış konuşmasını OMÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cengiz Çokluk yaptı. Dekan Çokluk, konuşmasında 19 Mayıs’ın kenti Samsun’un kurtuluş mücadelesindeki tarihsel önemine değindi.

“OMÜ Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı, hem bölgede hem ülke genelinde lokomotif bir rolde”

Toplantı Başkanı Prof. Dr. Nevzat Dabak ise konuşmasında OMÜ Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı’nın köklü bir klinik olduğuna dikkat çekti. Başkan Prof. Dr. Dabak, bugüne kadar 7 profesör, 9 doçent ve 65 uzmanın yetiştiği OMÜ Ana Bilim Dalı’nın, bu anlamda hem bölgede hem ülke genelinde lokomotif bir rolde olduğunu vurguladı.

OMÜ Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı emekli Başkanı ve Bölümün Kurucusu Prof. Dr. Ali Birol Gülman da toplantıda bulunmaktan duyduğu mutluluğu ifade etti.

Toplantıya ayrıca travma cerrahisinin Türkiye’de önde gelen isimlerinden Prof. Dr. Mehmet Arazi, Prof. Dr. Cengiz Şen, Prof. Dr. Mehmet Halıcı ve Prof. Dr. Bahadır Alemdaroğlu da şehir dışından gelerek katkı sağladı. Bilimsel açıdan zengin bir içeriğe sahip “Ondokuz Mayıs Ortopedi ve Travmatoloji Günleri”, 4 farklı oturumdan oluştu.

Etkinlik, hatıra fotoğrafı çekimi ve plaket takdiminin ardından tamamlandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
prof dr abdulkadir gunduz mantar tuketirken sagliginizdan olmayin i2J9qdNY
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
19 Mayıs, 2026 16:22 tarihinde yayınlandı
0
0

Prof. Dr. Abdülkadir Gündüz: “Mantar tüketirken sağlığınızdan olmayın”

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Acil Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdülkadir Gündüz, bahar yağışlarıyla birlikte doğada mantar oluşumunun arttığını belirterek kontrolsüz yabani mantar tüketiminin ciddi zehirlenmelere yol açabileceği uyarısında bulundu.

Gündüz, Türkiye’nin iklim yapısı ve bitki örtüsü nedeniyle yabani mantarların yetişmesi açısından oldukça uygun bir ülke olduğunu ifade ederek yağışların arttığı ilkbahar ve sonbahar aylarında mantar zehirlenmesi vakalarında artış olduğuna dikkat çekti.

Mantar zehirlenmelerinde belirtilerin tüketilen mantarın türüne göre değişebildiğini kaydeden Prof. Dr. Abdülkadir Gündüz, bazı türlerde şikâyetlerin ilk birkaç saat içinde ortaya çıktığını, bazı ölümcül türlerde ise belirtilerin 6 ila 24 saat sonra başlayabildiğini söyledi.

Zehirlenme durumlarında geç başlayan belirtilerin daha tehlikeli olabileceğini vurgulayan Gündüz, “Özellikle geç başlayan bulgular ciddi karaciğer hasarıyla ilişkili olabilir. Bazı hastalarda ise belirtiler geçici olarak düzelebilir ancak bu yalancı iyilik hali sonrasında ağır organ yetmezlikleri gelişebilir” dedi.

“Ölüm meleği mantarı”

Gündüz, ölümcül zehirlenmelere en sık “ölüm meleği mantarı” olarak bilinen ’Amanita phalloides’ türü mantarın neden olduğunu ve bu türün zehirsiz mantarlarla çok kolay karıştırılabildiğini belirterek doğadan bilinçsiz mantar toplama, halk arasındaki yanlış inanışlar ve mantarların görüntüsüne bakılarak ayırt edilmeye çalışılmasının riski artırdığını kaydetti.

“Ülkemizde mantar zehirlenmeleri sık karşılaştığımız bir durum”

“Ülkemizde mantar zehirlenmeleri sık karşılaştığımız bir durum. Özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında daha fazla görüyoruz. İlkbahar aylarında fazla görülmesinin en önemli nedeni, yağış ve nem oranının yükselmesidir. Bu ortam, mantar yetişmesi için uygun bir iklim oluşturuyor. Orman altlarında ve meralarda ciddi şekilde mantar yetişmesi oluyor. İnsanlarımız da kültürel olarak komşuları ve akrabalarıyla mantar toplama alışkanlığına sahip. Dolayısıyla ortak toplanan mantarlar nedeniyle, aile bireyleri ya da komşular arasında özellikle kümelenme şeklinde zehirlenmelerle karşılaşıyoruz. Mesela bir aileden 4-5 kişi aynı anda zehirlenmiş olabiliyor. Çünkü beraber mantar toplamışlar, eve getirmişler ve akşam pişirip yemişler. Bu durum toplu, aile içi kümelenme şeklinde zehirlenme olarak karşımıza çıkıyor. Bu tür zehirlenmeleri özellikle sonbahar ve ilkbaharda sık görüyoruz” dedi.

“Mantar zehirlenmelerinde belirtilerin başlaması, mantarın türüne göre değişebiliyor”

“Mantar zehirlenmelerinde belirtilerin başlaması, mantarın türüne göre değişebiliyor” diyen Gündüz, “Mantar zehirlenmelerinde belirtilerin başlaması, mantarın türüne göre değişebiliyor. Birkaç saat içinde belirti veren mantar türleri olduğu gibi, 6 saat ya da 24 saat sonra belirti veren türler de var. Erken belirti verenler genellikle daha az tehlikeli olsa da geç dönemde belirti veren mantar zehirlenmeleri daha tehlikeli olabiliyor. Bunlar karaciğer ve böbrek yetmezliği gibi çok ciddi sorunlarla karşımıza gelebiliyor. İlk dönemde zehirlenme belirtileri normale dönebiliyor, kişi kendini iyi hissedebiliyor; ancak sonrasında tekrar kötüleşme görülebiliyor. Özellikle zehirli türlerde bu durum daha sık yaşanıyor. Geç dönem belirti veren mantar zehirlenmelerinde daha dikkatli olmamız gerekiyor. Çünkü bunlar daha ölümcül sonuçlarla karşımıza çıkabiliyor. Ormanlık ve yeşillik alanların daha fazla olduğu bölgelerde risk artıyor. En çok Karadeniz Bölgesi’nde görülüyor. Karadeniz Bölgesi ilkbahar ve sonbaharda çok yağış alıyor. Yaylalar ve orman altları oldukça nemli oluyor. Bu nemli ve yağışlı ortam, mantarlar için çok uygun bir yetişme alanı oluşturuyor. Bölgemizde ciddi bir mantar çeşitliliği bulunuyor. Karadeniz Bölgesi’nde yüz yıllardır süregelen bir mantar toplama kültürü ve etkinliği var. Ancak mantarların toplanması uzmanlık gerektiriyor. Çünkü zehirli mantarı ayırt etmek bazen uzmanların bile zorlandığı bir durum olabiliyor. Bu nedenle doğadan topladığımız mantarları uzman kontrolünden geçirmeden tüketirsek ciddi zehirlenme riskiyle karşılaşabiliriz. Özellikle Amanita phalloides olarak bilinen “ölüm meleği” türü mantar, masum ve zehirsiz mantarlarla karışma riski çok yüksek olan bir türdür. Karadeniz Bölgesi’nde de bulunabilen bir mantardır. Bu nedenle çok dikkatli olmak gerekiyor. Uzman kontrolü olmadan doğadan toplanıp tüketilen mantarların tamamı zehirlenme riski taşır. Bu konuda çok dikkatli olmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin