Reklam
Reklam
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
01 Kasım, 2023 16:36 tarihinde yayınlandı
0

Ödeme taahhüdünde bulundu, ilk duruşmada tahliye oldu

Kastamonu’da 4 yıl önce inşaat şirketi adı altında çizdirdikleri projedeki aynı daireleri farklı kişilere satarak 110 kişiyi dolandıran ve o dönemde yaklaşık 3 milyon liralık vurgun yapan tutuklu sanıklar, 90 gün tutuklu kaldıktan sonra ilk duruşmada serbest kaldı.

Kastamonu’da 2017-2019 yılları arasında bir inşaat şirketi adı altında mimarlık şirketine çizdirdikleri projeyle aynı daireleri 110 vatandaşa satan şüpheliler F.F., S.G., M.E.K., T.B. ve B.K., o dönemde 3 milyon TL vurgunda bulunarak firar etti. Mağdurların şikayetleri üzerine Kastamonu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen nitelikli dolandırıcılık soruşturması çerçevesinde 3 yıldır firari olarak aranan şirket yetkililerinden F.F., Kastamonu’da Kuzeykent Mahallesinde yakalanırken, S.G. ise Tokat’ın Zile ilçesinde ele geçirildi. Şirket ortaklarından diğer şüpheliler M.E.K., T.B. ve B.K. de, Kastamonu İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince ikametlerinde gözaltına alındı. Adliyeye sevk edilen şüpheliler F.F., S.G., M.E.K., T.B. ve B.K., 26 Temmuz 2023 tarihinde tutuklandı.

Olayın ardından Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesi tarafından şüpheliler F.F., S.G., M.E.K., T.B. ve B.K. hakkında “tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti çerçevesinde işlenen nitelikli dolandırıcılık” suçundan dava açıldı.

Duruşmaya İstanbul, Gaziantep, Antalya, İzmir, Hatay gibi iller ile Araç, Çatalzeytin, Devrekani, Taşköprü, İhsangazi, Küre, İnebolu ilçelerinden de SEGBİS sistemiyle çok sayıda mağdur katıldı.

“Şahsi hesabıma geçen parayı mağdurlara taksit taksit ödeyebilirim”

Duruşmada kendisini savunan şirket müdürü tutuklu sanık S.G., “Benim görevim şirket müdürlüğüydü. Görev dağılımını ben yaptım. Çünkü kamuda yönetici olduğum için işlerin paylaşılması gerekirdi. Hüma Hatun konutlarının ruhsat bedeli olan 250 bin TL belediyeye ödenmiştir. Bunun 100 bin TL’si Yunus Mürebbi ile 150 bin TL’si de Hüma Hatun projesi içindi. Hüma Hatun kendi sınıfında büyük bir projedir ve lüks bir projedir. Yunus Mürebbi ise ortak ölçekli bir projedir. Sözleşme bütün bir daireyi kapsayabilir. Ancak ödenen bedeller bütün bir dairenin bedeli değildir. Sanki bütün bir dairenin bedeli ödenmiş gibi suçlanmamız doğru değildir. 15 kişi para ödemişse bunlardan bir veya bir kaçı tam bedel ödemiştir. Ben dolandırıcılık suçlamasını kabul etmiyorum. Bu bize ve arkadaşlara hakarettir” dedi.

Şahsi hesabından mağdurların ücretlerini taksit taksit ödeme taahhüdünde bulunan S.G., “Sermayemiz düşük olmasına rağmen başarılı işler yaptık. Faruk Beyin hesabına gelen para benim bilgim dahilindedir. Diğer sanıklar kendi görev alanları ile ilgileniyordu. Faruk Beyin dışarıda bazı şahsi problemleri olmuş. Bir takım borçlanmaları olmuş. Bu borçlanmalardan dolayı çıkış bulamayıp zor duruma girmiş. Şirketten borçlanma talep etti. Bende şirketi bir arada tutmak, bir kişinin dahi şirketten ayrılması şirketin itibarını zedeleyebilir diye kendisine şirket hesabından maddi destek sağladım. Kendisi bunların geri dönüşünün olacağını beyan etmişti. Mağdurların zararlarının tamamını ödeme imkanım yoktur. Ancak şahsi hesabıma geçen parayı mağdurlara taksit taksit ödeyebilirim. Bize yapılan suçlama bize yakışan bir durum değildir. Üyelere karşı bir kusurumuz olmuşsa hepsinden özür diliyorum, helallik istiyorum ve yaşadığımız bu limited şirket çalışması bizim ilk büyük işimizdi. Bundan dolayı tutuklanmamızdan çok pişmanım ve tutukluluğumun kaldırılmasını talep ediyorum. Suçsuzum. Beraatımı istiyorum” dedi.

“Bazı dairelerin birden fazla kişiye satılması hususunu kabul etmiyorum”

Şirkette yüzde 16 hissesinin bulunduğunu söyleyen tutuklu sanık F.F. ise, “Şirkette benim görevim muhasebe ve resmi kurumlardaki işlemleri takip etmekti. Ruhsat işlemlerini de ben yürütüyordum. Öncelikle Hüma Hatun konutlarına başladık. Projelendirdik. Arsa sözleşmesi yaptık. Daha sonra arsaların birleştirilmesi hususunda tevhit işlemi tapuda yapıldı. O sırada biz Yunus Mürebbi konutlarının arsa görüşmelerini yapıyorduk. Sermaye derinliğimiz olmadığı için Yunus Mürebbi konutlarının 1+1 olması nedeniyle daha kolay satılabileceğini ve bize kaynak sağlayacağını düşündüğümüz için bu konuta başladık. Yunus Mürebbi konutlarının yüzde 85-90’lık kısmını bitirdik. O sırada hem inşaat piyasası bozuldu. Demir fiyatları ve doların dalgalanması nedeniyle şirketin mali durumu bozuldu. Bu sebeple hem malzeme aldığımız yerlere hem de müşterilere karşı zor duruma düştük. Daha sonra Sadık G. ayrılınca bende ailemin oturduğu eve çekildim. Zaten daha öncesinde Teyfik ve Mehmet ortaklıktan ayrılmıştı. Bizim nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğimiz iddiası vardır. Eğer öyle bir niyetimiz olsaydı gelen paraları kayıt dışı alırdık. Gelen paraların bankada kaydı mevcuttur. İnşaat yapımı uzun süreli bir iş olduğu için kayıt dışı ödemelerimiz vardı. Arsa komisyonu, daire satışları esnasında emlakçılar aracılık yapar. Ondan komisyon alır. Bunları faturalandıramadığımız için şahsi hesaplarımıza para aktarımı yaparak bu ödemeleri yapıyorduk. Hesabıma giren paralar arsa komisyonu ya da o anda olan ihtiyaçlara ödenmiştir. Biz Yunus Mürebbi konutları ile ilgili iskanı alabilseydik yaklaşık 500 bin TL tutarında KDV iadesi alabilecektik. O arada ortakların dağılması ve benimde evime çekilmem nedeniyle iskanı alamadık. O dönemde müşterilerin haklı olarak baskı ve tehditleri oluyordu. Bundan dolayı psikolojik olarak yıprandım ve ailemin oturduğu yerde ikamet ettim. Bazı dairelerin birden fazla kişiye satılması hususunu kabul etmiyorum. Bu projeden satıştır. Projeden satışta bazı daireler satılmış, çok yer boş iken böyle bir şeyin yapılması mümkün değildir. Bilgisayardan önceki sözleşme kopyala yapıştır yapıldığı esnada daire numarası değiştirilmesi unutulduğu için öyle kalmış olabilir. Mükerrer satış diye bir şey kesinlikle yoktur. Yunus Mürebbinin toplam maliyeti 2 milyon 500 bin TL’yi bulmuştur. Belki de geçmiştir. Biz daireleri 60 bin TL ile 120 bin TL arasında sattığımızı hatırlıyorum. Mağdurların zararlarını şu anda ödeme imkanım yoktur. Benim şirketten malzeme sebebiyle alacaklı olanlara 12 tane muvafakatim vardır. Bunlar maaşımdan kesilmektedir. Suçsuzum. Beraatımı istiyorum. Beraatım mümkün değilse de bizim tutuklu kalmamızın mağdurlara herhangi bir faydası yoktur. Tahliyemi talep ediyorum” şeklinde konuştu.

Diğer tutuklu sanıklar M.E.K., T.B. ve B.K. ise, suçsuz olduklarını belirterek, beraatlarını istedi.

Sanıklardan şikayetçi olduğunu ifade eden K.K. de, “Ben Ertuğrul Bey projesinden 2 adet daire satın aldım. Toplamda 100 bin TL’ye anlaştık. 80 bin TL’sini peşin ödedim. 20 bin TL’sini de temel atılırken vereceğimi söyledim. Ancak temel atılmadığı için vermedim. Toplam o günkü şartlarda 80 bin TL zararım vardır. Zararım giderilmemiştir. Bu şahıslardan Faruk Bey 4 yıl boyunca kaçtı. Biz bunda art niyet aramayalım da ne arayalım. Sadık Bey de bu süreçte kaçmıştır” dedi.

Sanık, tanık ve müştekileri dinleyen mahkeme heyeti, Cumhuriyet Savcısının mütalaası doğrultusunda, tutuklu yargılanan sanıkların kaçma şüphesinin olmadığına hükmederek, adli kontrol şartıyla tahliye edilmelerine karar verdi.

Duruşma, 14 Aralık 2023 tarihine ertelendi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin