Reklam
Reklam
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
27 Eylül, 2023 20:00 tarihinde yayınlandı
0

O örümcekle ilgili uzmanlardan rahatlatan açıklama

Dünyanın en zehirli örümcekleri arasında olduğu belirtilen ‘Argiope lobata’ örümceği ile ilgili uzmanlardan rahatlatan açıklama geldi. Türün insanı öldürecek zehre sahip olmadığını söyleyen Araknoloji Uzmanı Prof. Dr. Kemal Kurt, bu durumun aksine örümceğin zehrinin tıbbi amaçlarla bile kullanılabildiğini söyledi.

Türkiye’de daha önce Gümüşhane, Balıkesir, Sivas ve Malatya gibi illerde karşılaşılan ve güçlü zehirleriyle insan vücudundaki sinir hücrelerini öldürerek can kayıplarına neden olduğu ifade edilen ‘Argiope lobata’ örümceğiyle ilgili Gümüşhane Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyesi Araknoloji Uzmanı Prof. Dr. Kemal Kurt’tan rahatlatan açıklama geldi.

Son günlerde Türkiye’nin her tarafında görülen ve vatandaşlarda endişeye neden olan türün Türkiye’de daha önce de tespit edildiğini ve yaygın bir tür olduğunun altını çizen Prof. Dr. Kurt, “Dünyanın en zehirli örümceği” ifadesinin doğru bir tanım olmadığını söyledi.

Türe ait yapılan çalışmalarda, örümceklerin zehirlerini avlarını öldürmekten ziyade felç etmek için kullandığının tespit edildiğini ifade eden Prof. Dr. Kurt, oldukça geniş bir coğrafyada yayılım gösteren türün şu ana kadar literatürde bir insanın ölümüne sebep olduğuna dair veri olmadığını belirtti.

Prof. Dr. Kurt, son olarak örümceğe ait zehrin insanları öldürebilecek güçte olmadığını söyleyerek, bu durumun aksine zehrin tıbbi amaçlarla kullanıldığını sözlerine ekledi.

“Literatürde bu türün insanları öldürdüğüne dair bir bilgiye rastlamadık”

Bu türün ilk olarak 1772 yılında Alman Zoolog Palmas tarafından tespit edildiğini ve daha sonra 1873 yılında başka bir araştırmacı tarafından revize edildiğini hatırlatan Prof. Dr. Kurt, “Bu aslında dünyada oldukça bilinen bir tür. Bunu biz Güney Avrupa’da, Asya’da, Avustralya ve Afrika’da da görüyoruz. Ülkemizde de 2011 yılında yapılan bir çalışmada Afyon, Bursa ve İzmir gibi bölgelerin yanı sıra 32 farklı lokalitede bu tür tespit edilmiş. Son yıllarda küresel ısınma ve iklimsel değişikliklerin bu türün yaşam döngüsü ve biyolojisinde bazı değişiklikler yaptığını değerlendiriyoruz. Örümceklerin 2 grubu hariç hepsi zaten zehre sahip. Fakat ‘dünyanın en zehirlisi’ tanımı aslında yanlış bir tanım çünkü örümceklerin dünyada 50 binden fazla türü var. Böyle bir kategori yapabilmemiz için bu türlerin tamamının zehirlerini ayrı ayrı çalışmamız ve bir sıralamaya koymamız gerekir. Yapılan çalışmalarda bu türün genelde avlarını öldürmekten ziyade felç ettiklerini doğruluyor. Çekirgeleri felç ettikleri ve kurbağaların iskeletini felç ettiğine dair bilimsel çalışmalar mevcut. Literatürde bu türün insanları öldürdüğüne dair bir bilgiye rastlamadık ama özellikle yaşlı insanlar, bağışıklığı düşük olan kişilerde ve çocuklarda bu türün zehri tıbbi önem arz edebilir; bu tür durumlarda bir sağlık kuruluşuna başvurmaları gerekiyor” dedi.

“Bunlar diğer böceklerle beslendiği için biyolojik dengenin korunması adına önemli görevleri var”

‘Argiope lobata’ türü örümceklerin sıkıştırılma ve kendilerini tehlikede görmedikleri sürece insana saldırmadıklarını kaydeden Kurt, “İnsanların bulunduğu habitatlarda da çok fazla yaşamadıklarını söyleyebilir. Vücutları da küçük olduğu için çok az miktarda zehir üretiyorlar bu da bu kadar korkulmaması gerektiğini içeren bilgiler arasında. Örümceklerin ya da zehirli hayvanların birçoğunda olduğu gibi bu türün zehri de çeşitli araştırmalara konu olmuş. Biz bunların zehrinden farmakolojide, biyoteknolojide ve yine son yıllarda yapılan çalışmalarda kanser giderici maddeler ürettiğine dair bilgiler de literatürde mevcut. Son yıllarda bu kadar artması korkutmamalı, bir insanı öldürebilecek boyutta olmadığını biliyoruz. Aksine bunlar diğer böceklerle beslendiği için de biyolojik dengenin korunması adına önemli görevleri var” diye konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
we 2
Mustafa Akgün Avatarı
Mustafa Akgün tarafından
03 Haziran, 2026 14:14 tarihinde yayınlandı
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

Türkiye’nin en köklü belgesel film festivali 27. kez kapılarını açıyor

UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan ve Cittaslow üyesi olan Safranbolu’da, Safranbolu Belediyesi tarafından aralıksız sürdürülen ve Türkiye’nin en köklü belgesel film festivali unvanını taşıyan 27. Uluslararası Altın Safran Belgesel Film Festivali’nin etkinlik programı belli oldu.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğünün destekleri ve Safranbolu Belediyesi Kültür Sanat ve Sosyal İşler Müdürlüğü organizasyonunda 10-14 Haziran 2026 tarihleri arasında düzenlenecek olan festival, bu yıl da sinemaseverlere ve bölge halkına sanatla dolu beş gün yaşatacak.

Festival, 10 Haziran Çarşamba günü saat 11.00’de Misak-ı Milli Demokrasi Meydanı’nda Festival Organizasyon Komitesinin Atatürk Anıtı’na çelenk sunumuyla başlayacak. Aynı gün saat 17.30’da Leyla Dizdar Kültür Merkezi’nde ressam Hamdi Hidayetoğlu’nun ‘Figürler ve Şehirler’ kişisel suluboya sergisinin açılışı gerçekleştirilecek. Saat 20.00’deki festival basın toplantısının ardından 20.30’da açılış konuşmaları yapılarak geleneksel festival meşalesi yakılacak ve açılış, yerel pop müzik grubunun konser etkinliği ile taçlanacak.

Festival boyunca Safranbolu Belediyesi Leyla Dizdar Kültür Merkezi ve Karabük Üniversitesi Türker İnanoğlu İletişim Fakültesi Konferans Salonu belgesel film yarışmasında finale kalan eserlerin gösterimlerine ve yönetmen söyleşilerine ev sahipliği yapacak.

Zengin bir içeriğe sahip olan festivalin atölye ve söyleşi programları kapsamında, sinema dünyasının önemli isimleri tecrübelerini genç sinemacılarla paylaşacak.

11 Haziran Perşembe günü Türker İnanoğlu İletişim Fakültesi Konferans Salonu’nda yapımcı ve yönetmen Esin Özalp Öztürk’ün “Belgesel Film Yapımında Uluslararası Fonlar” ile usta görüntü yönetmeni Uğur İçbak’ın “Sinematografi ve Görüntü Yönetmenliği” atölyeleri düzenlenecek. Akşam saat 20.00’de ise yapımcı ve yönetmen Pelin Esmer, “Masterclass” etkinliğiyle Leyla Dizdar Kültür Merkezi’nde izleyicilerle buluşacak. Aynı gün Fatma Batur’un “Çini ve Hiçlik” sergisi sanatseverlerin ziyaretine açılacak.

12 Haziran Cuma günü atölye ve söyleşiler hız kesmeden devam edecek. Yeşilçam koleksiyoneri Vadullah Taş’ın kendi adını taşıyan koleksiyon sergisinin açılışının ardından, Süleyman Civliz “Yapımcılık” üzerine bir atölye gerçekleştirecek. Akşam 19.00’da ise ünlü yönetmen, senarist ve yapımcı Ezel Akay, “Sinemada Yönetmenlik” temalı söyleşisiyle katılımcılara seslenecek.

Festivalin hafta sonu programı, Safranbolu’nun tarihi dokusuna vurgu yapan etkinliklerle başlayacak. 13 Haziran Cumartesi günü saat 09.30’da Safranbolu Tarihi Alan Başkanı Cemil Belder’in rehberliğinde “Bildiğiniz Safranbolu, Bilmediğiniz Sokaklar” temalı bir doğa yürüyüşü gerçekleştirilecek.

Ödül heyecanının yaşanacağı cumartesi günü, saat 17.00’de Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürü Birol Güven’in katılımıyla özel bir söyleşi düzenlenecek. Ardından saat 20.00’de düzenlenecek “27. Uluslararası Altın Safran Belgesel Film Festivali Ödül Töreni” ile yılın en iyi belgeselleri ödüllerine kavuşacak.

Festival, 14 Haziran Pazar günü ödül kazanan filmlerin gün boyu sürecek özel gösterimleri ve ebeveyn-çocuk deneyim atölyeleri ile sona erecek. Ayrıntılı festival programına www.altinsafran.org adresi üzerinden ulaşılabilecek.

Bizi sosyal medyadan takip edin