Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
05 Mayıs, 2014 15:14 tarihinde yayınlandı
0

Nurettin Tümen Güven Tazeledi

Karabük Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliğinin olağan genel kurulunda Nurettin Tümen, güven tazeledi.

Karabük Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği 6. Olağan Genel kurulu Gençli Merkezi salonunda yapıldı. Tek aday ile gidilen seçimlerde Nurettin Tümen güven tazeledi.

Yoğun katılımın olduğu genel kurula; Karabük Vali Yardımcısı Tarkan Keskin, Kalkınma Bakan Yardımcısı Mehmet Ceylan, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Müşaviri Cumhur Ünal, TSO Başkanı Sedat Namal, TSO Meclis Başkan Vekili Adnan Çebi, Emniyet Müdürü Dr. Serhat Tezsever, Safranbolu Belediye Başkanı Dr. Necdet Aksoy, Gaziantep Esnaf ve Sanatlarlar Odaları Birlik (GESOB) Başkanı Ömer Küsbeoğlu ile esnaf odaları Başkanları, siyasiler ve esnaf odaları üyeleri katıldılar.

Gündem gereği Divan teşekküle ile başlayan Genel kurulda Divan Başkanlığını GESOB Başkanı Ömer Küsbeoğlu yaptı.

Divan teşekkülünün ardından kongrede üyelere hitaben konuşan Nurettin Tümen, temsil ettikleri camianın herhangi bir sokak eylemi ve taşkınlıklarda yer almadığını, devletinin sıcak şevkatini yeterince hissetmemiş olsa dahi onun iyi ve kötü gününde her zaman yanında olmuş bir teşkilatın temsilcileri olduklarını söyledi.

Tümen konuşmasında ayrıca, “ Esnaf ve sanatkârlarımız el emeği göz nuru ve kendi öz sermayesi ile geçimini sağlayan, devletten bir şey istemeyen ama devletin sosyal sorumluluğunu kendisi ve yanında çalışanları istihdam ederek azaltan, ekonomiye katma değer sağlayan ve ülke nüfusunun yüzde 15-20 ‘sini teşkil eden geniş bir aile topluluğudur. Vitrinde görünmeyi arzu etmeyen, mütevazı ve sorumluluğunu bilen, temsil ettiği esnaf ve sanatkârların sorunlarını çözmeye çalışan gözlemleri ve isabetli kararlarıyla kamuoyunda göz dolduran saygın kişilersiniz. Sizlerle olmak ve beraber yöneticilik yapmak bizlere onur ve gurur vermektedir. Tarih boyunca esnaf ve sanatkârlar ve onların sorunlarına eğilmeyen yerel ve ülke yöneticilerinin başarılı olamadıkları görülmektedir. Karabük esnaf ve sanatkârlarımızın sorunlarını ülkemiz esnaf ve sanatkârın sorunlarından ayrı tutmamız mümkün değildir. Bu sorunlarımızın bazıları yerel bazda bazılarının da hükümet bazında çözülmesi gerekli olan sorunlarımızıdır. İş yeri açma ruhsatı, ilan reklam vergileri, pazar ruhsatı, kafe ve eğlence vergileri, kapasite, güzergâh ve durak vergileri gibi bazı sorunlarımız yerel bazda özellikle belediye başkanlığı ile çözülmesi gerekli olan sorunlarımızdır. Vergi sistemindeki adaletsizlik, iş yeri açılışlarının arz ve talebe göre olmayışı, kayıt dışılığın önlenememesi, SGK, Bağkur primlerinin yüksek oluşu, bölgesel KDV’nin uygulanmaması, hiper ve süper marketler yasasının çıkmayışı, emekli olup da  iş yeri açanlardan kesilen sosyal güvenlik destek pirimi, karayolları taşıma kanununun uygulanmaması ve tonaj tahdidinin olmayışı gibi sorunlarda ulusal bazdaki sorunlarımızdır” dedi.

Kalkınma Bakan Yardımcısı Mehmet Ceylan ise esnaf kesiminin kendileri açısında çok önemli olduğunu söyleyerek, “ Değerli Başkanımız Nurettin Tümen ve ekibi Karabük için bir şans. Esnaf kesimini en iyi şekilde temsil ederek kurum ve kuruluşlarla iyi bir diyalog içersinde ortaya seriyorlar. Ne zaman kendilerini ziyaret ettsem hizmet binalarının yeterli olamadığını düşünüyorum. Karabük Esnaf Odaları Birliğinin daha güzel bir hizmet binasına kavuşmasını temenni ediyorum. Gerek hükümet gerekse bakanlıklar nezdinde üstüme düşeni yapacağım. Her zaman bu yardıma ve diyaloğa hazırım” dedi.

Karabük Ticaret ve Sanayi Odası Sedat Namal ise, Esnaf ve Sanatkalar ile Ticaret Sanayi Odaları birer kardeş kurumlar söyleyerek, “ Bundan sonra oda Başkanlarımızla beraber Karabük’ün geleceği noktasında sanayicimizin, işadamlarımızın ve esnaflarımızın ne istediklerini, nasıl Karabük’te ticaret yapmaları ve nasıl yönetilmek istediklerini masaya yatıracağız. İleri demokrasilerde siyasilerimiz seçildikten sonra ilk önce ticaret ve esanf odalarını ziyaret ederek onlar için neler yapabileceklerini masaya yatırarak kuralları ve kanununları onlara göre çıkarılar. Bizde bu uygulamayı Karabük’te Belediye Başkanımız ve bizi yönetecek insanlara bu kurallarımızı beraberce ortaya koyarak daha iyi hizmetler yapacağız. Bizim de kendi binamızla ilgili sıkıntılarımız var ama inşallah Milli Emlak Genel Müdürlüğünden bir yer satın alıyoruz. Buraya yapacağımız binamızda bütün odalarımızı aynı çatı altında toplamayı arzu ediyoruz ve inşallah bununda temelini en kısada sürede atacağız” dedi.

Kongrede ayrıca daha önce uzun yıllar çeşitli odaların Başkanlığını yapmış olanlara katkılarından dolayı plaketler verildi.

Tek liste ile gidilen seçimde mevcut Başkan Nurettin Tümen 77 oy alarak güven tazelerken yeni yönetim kurulu şu isimlerden oluştu: “ Hüseyin Kılıç, Seyit Ahmet Karabacak, Muammer Dumaner ve Muzaffer Şık.”

Bizi sosyal medyadan takip edin
ILHAN ALPBOGA 3
İlhan Alpboğa Avatarı
İlhan Alpboğa
25 Mayıs, 2026 14:14 tarihinde yayınlandı
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

Gördük işittik söylüyoruz 25 mayıs 2026

Bayramlar bayram ola

 

Yarın arife Çarşamba Kurban Bayramı.

Bayramlar birlik-beraberlik ve dayanışma ruhunun sevgi ile yoğrularak vücut bulduğu özel günlerdir.

Şimdikiler de pek tat ve heyecan kalmasa bile bizim çocukluğumuzun bayramları bir başka idi.

Günler öncesinden saran alışveriş heyecanı, yastık alına konulan ayakkabı ve giyişiler, sonra kankalar ile kapı-kapı şeker ve harçlık toplama.

Nerede o bayramlar?

Nerede o bayramlarda bizleri gülümseme ile karşılayan gözler?

Nerede o bayramlardaki muhabbet, samimiyet ve gerçek yüzler?

Takvimlerde yine bayramlar var.

Bu hayat cenderesinde tatil günü.

Olsun var ya yine;

Merhum Ozan arif bayram şiirinde;

“Ya Rabbi tadına bütün milletin,
Varacağı bayramlara eriştir

Milletinin yarasını devletin,
Saracağı bayramlara eriştir

Devletin milletin verip el ele
Kimsenin kimseyi etmeden köle,
Zenginin fakirin gönül gönüle
Gireceği bayramlara eriştir.

 

Fukaranın rezil olduğu değil,
Hastanede rehin kaldığı değil,
Memurların zekat aldığı değil
Vereceği bayramlara eriştir.

 

Her mübarek bayram gelince böyle,
İşçi köylü mahzun olmasın öyle,
Cebinde harçlığı göğsünü şöyle
Gereceği bayramlara eriştir.”

Diyerek gönlündekini dile getiriyordu.

Yine kelimelerin sultanı gönül adamı, “Sarı saçları deli gönüle bağlatan”, “Lambada titreyen alevi üşüten” şair Abdurrahim Karakoç da ;

 

“Ana, bu bayram mı? . Aman çok ayıp
Çocukken gördüğüm bayramlar hani?
Mübarek elleri öpüp, koklayıp
Yüzüme sürdüğüm bayramlar hani?

 

Hani ya o özlem, hani ya o tad?
Ne dışım kaygusuz, ne içim rahat
Haftalar öncesi her gün, her saat
Babamdan sorduğum bayramlar hani?

 

Nur yağan geceler, gündüzler nerde?
Neşe paylaştığım öksüzler nerde?
Dost yollar, dost evler, dost yüzler nerde?
Huzura erdiğim bayramlar hani?

 

Kar çiçeğim solmuş kar yatağında
Can verir ırmağın dar yatağında
Arife gecesi yer yatağında
Üstüme serdiğim bayramlar hani?

 

Bayram demek takvimdeki yazı mı?
Bayram hasret, bayram ağrı, sızı mı?
Açıp yüreğimi, yumup gözümü
Özüne girdiğim bayramlar hani?

 

Bayram af günüdür, barış günüdür
Bayramlar rahmete giriş günüdür
Bayram, Hak menzile varış günüdür
Gönlümü verdiğim bayramlar hani?”

 

Diye yaşadığı bayramların akıbetini soruyordu.

Olsun yine bayramlar var.

Bayramlar bayram olsun.

Kutlu olsun, mübarek olsun.

 

İstenince oluyormuş demek ki

 

Yenice eski devlet hastanesi arası satışından sarfı nazar edildi.

Hazine ve Maliye Bakanlığı aralarında Yenice’nin de bulunduğu bazı hazine arsalarının satışına karar verdi ve satış tarihi ilan etti.

Yenice sivil toplum kuruluşları ve halkı bu karar üzerine itiraz sesler yükseltti.

Birlik içerisinde geçekleşen bu itirazlar duyuldu ve karar şimdilik geri çekildi.

Uğraş verenler sağ olsunlar.

Akıl hırsların önünde olduğu müddetçe yanlışlar düzeltilir.

İnat ve ısrar toplumla gerginlik yaratır.

Bu hadise istenirse olabiliyormuş demek ki?

8 Kasım birlikteliği geldi aklımıza nedense?

Bu ruhlar yaşamalı, yaşatılmalı.

 

 

 

Büyüklere masallar ve gerçekler

Terör örgütü ile “süreç ” tartışmaları Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 22 Ekim’de yaptığı açıklamada, Öcalan’ın Meclis’e gelerek, PKK’nin lağvedildiğini açıklamasını önermesiyle başladı.

Daha önce 2013-2015 tarihleri arasında denenmiş, iş hendek çatışmalarına kadar gitmişti.

2013-2015 tarihleri arasındaki süreci ihanet süreci diye adlandıran MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin şimdiki iştahını anlamak mümkün değil.

Türk Milletinin evlatlarına kuşun sıktırmış, bombalarla parçalatmış, pusular ile toprağa düşürtmüş, çoluk çocuk demeden katlettirmiş ve bu suçlarının karşılığında TCK hükümlerine göre vatana ihanetten ömür boyu hapis cezasına (İdam kaldırıldığı için) çarptırılmış bir müsvedde için milliyetçi bir partinin genel başkanının yaklaşımı terörü önlemeyi istemekten öte bir şeydir.

Bahçeli koltuğunda oturduğu MHP’nin banisi Alpaslan Türkeş’in ve partinin tabanını oluşturan ülkücülerin bu cani ve örgütü hakkındaki görüşlerini bilmiyor olamaz.

Öyle ise burada başka bir şey var diye kafa patlatırken, bu vatan hainleri gibi, 15 Temmuz hainlerinin şehit ettirdiği Muhsin Başkan ve yaşadığı bir hadise geldi aklımıza.

Büyük Birlik Partisi (BBP) merhum lideri Muhsin Yazıcıoğlu‘nun kendisinden yardım isteyen bir vatandaş için Ahmet Türk‘e verdiği ayar hala hafızalardaki yerini koruyor.

İşte tüyleri diken diken eden o olay

Tunceli‘de terör örgütü PKK tarafından kaçırılan gencin babasına, “oğlunu bulursa Muhsin Başkan bulur” telkini verilir. Büyük Birlik Partisi Genel Merkezi’ne gelen acılı baba Muhsin Yazıcıoğlu’na oğlunun “terör örgütü tarafından kaçırıldığını” söyleyip yardım ister. Yazıcıoğlu babaya oğlunun bulunacağına dair söz verir.

“Kameraları kapatın”

Yazıcıoğlu görüşmenin ardından Meclis’te koruma amirlerine 5 dakika kameraları kapatın talimatı verir ve o zamanki adıyla HADEP’in Meclis odasının kapısında korumalarının yanında Ahmet Türk’e elinde kaçırılan gencin ismi yazılı notu uzatır ve Türk’e, “Bir kaç saat içinde bu genç teslim edilmez ise Ahmet Bey seni alırım” ifadelerini kullanır.

Olayın üzerinden bir saat geçmeden Muhsin Yazıcıoğlu, Meclis lokantasında yemek yediği esnada Tunceli valisinden telefon gelir. Vali, “Başkan genci teslim ettiler” der.

Ona bak bir de buna.

Birisi masal diğeri gerçek.

 

 

Bilmek, yine bilmek

 

AKP Genel Sekreter Yardımcısı ve Karabük Milletvekili Cem Şahin,
“Parti içerisinde “eski” kavramının olmadığını, milletvekilinden il başkanına, ilçe başkanından belediye başkanına, mahalle başkanına kadar görev yapmış herkesin aynı davanın mensubu olduğunu, parti’nin büyük bir aile olduğunu, davada ayrılık değil birlik, kırgınlık değil, kardeşlik bulunduğunu, görevlerin değişebileceğini ama dava bilinci ve vefa duygusu değişmeyeceğini parti’de sadece bayrak yarışı olabileceğini.” Söylemiş.

İlk bakışta parti içerisine yönelik toplumcu bir mesaj.

Cem Şahin’in gönlünden belki böyle geçiyor ve böle olmasını istiyor.

Bilmemesi mümkün değil.

Bilmiyor, kendisine söylenmedi ise siyaset yapması zor.

Şahin bu sözleri söylerken salonda oturanların birçoğu “Ben varken neden o?” diyerek partilerini ve arkadaşlarını satmış adamlar.

İtiraz edebilirlerse isim-isim sayarız.

Cem Şahin genç ve gelecek vaat eden, alışılagelmiş siyasetçi profilinden uzak, dinleyen, ilgilenen bir siyasetçi.

Genel Sekreter Yardımcısı olarak bunları söylemesi normal.

Ama biliyordur mutlaka kim, kim?

Babasına yalakalık yapıp, kendi arkasından da dönme dolaba binenleri bilmemesi mümkün mü canım?

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Afet deyi geçmemek lazım

 

 

Metrekareye bilmem ne kadar yağış düştü ondan oldu.

Bilmem kaç yılda bir olur.

Doğrudur.

Yağması da, yağmamasıda mesele.

Güzel güzel bulvarlarımız oldu afilli mi afilli.

Altyapı düşünüldü mü?

Bilmiyoruz.

Eskilerinden tutun yenilerine kadar çoğu yer patladı.

Demek ki sadece makyaj yetmiyormuş.

En kötü senaryoya hazırlıklı olmak gerekiyormuş.

Karayolları bulvarları, belediye kendi yollarını gözden geçirmeli alt yapı noktasında.

Allah’tan can kaybı yok.

Sadece yarım saatlik yağış.

Afet bu kırk yılda bir oluyor deyip geçmemek lazım.

Tedbir alıp takdire bırakmak gerekir.

Öyle değil mi?