Reklam Alanı — Yan Sol Reklam Bu alana reklam ver
Reklam Alanı — Yan Sağ Reklam Bu alana reklam ver
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
15 Aralık, 2017 14:12 tarihinde yayınlandı
0

Nazlıaka: “Karabüklüler Zehir Soluyor”

CHP’den ihraç edilen Ankara Bağımsız Milletvekili Aylin Nazlıaka CHP İl Teşkilatını ziyaret ederek gündeme dair açıklamalarda bulundu. Karabük’ün çok kıymetli bir olduğunu değinen Nazlıaka, yaşanan hava kirliliğine de değinerek, Karabük’ün hak ettiği şekilde yönetilmediğini söyledi.

Bir Milletvekilinin odasındaki Atatürk resmini indirdiği” iddiasıyla ilgili olarak CHP Yüksek Disiplin Kurulu tarafından partisinden oy çokluğu ile ihraç edilen  Ankara Bağımsız Milletvekili Aylin Nazlıaka, İl İl gezerek CHP Teşkilatlarını ziyaret ediyor.

“81 İlin 4’te birini ziyaret eden Nazlıaka son olarak Karabük’e gelerek Parti Teşkilatını ziyaret etti. Parti binasında gazetecilere açıklamalarda bulunan Nazlıaka, açıklamasının başında Karabük’te yaşanan hava kirliliğine değinerek, Karabük’ün adeta zehir soluduğunu söyledi.

İşsizlik konusunda açıklamalarda bulunan Nazlıaka; Karabük’ün çok kıymetli bir İl olduğunu ifade ederek, babasının da Karabük’te bir geçmişi olduğunu ve baba ocağı gibi gördüğünü söyledi.

“KARABÜKLÜLER ZEHİR SOLUYOR”

Karabük’ün emeklilerin ve öğrencilerin baskın olduğu bir şehir olduğunu vurgulayan Nazlıaka; “Ağır Sanayileşme açısından ülkemizde pilot bölge seçilmiş olan ve ağır sanayi fabrikalarının iş ve aş yaratmakta öncülük ettiği bir şehir. Bu yönleriyle Karabük’ü çok seviyor ve beğeniyoruz, takdir ediyoruz ama ne yazık ki bu güzel ilimiz hak ettiği gibi yönetilmiyor. Özellikle çevre kirliliği sorunu burada yaşayanların canını yakıyor ve havada o ağır kurşun nedeniyle Karabüklüler aslında zehir soluyorlar. Bir an önce bu konunun çözülmesini buradan bir kez daha yüksek sesle duyurmak istiyoruz.

Diğer yandan her ne kadar göç alıyorsa da yeteri kadar istihdam yaratmıyor. İşsizlik Türkiye’nin temel sorunlarından bir tanesi İŞKUR’un bazı verileri açıklandı, geçtiğimiz Türkiye İş ve İşçi Bulma Kurumuna 350 bin kadar başvuru olmuş yani bu da Türkiye’de her geçen gün işsiz sayısı katlanıyor demek.  Üstelik de TUİK işsizlik rakamlarını gizleyebilmek adına  bir nevi iktidarın da suç ortağı gibi çalışıyor örneğin bursiyerler, stajyerler gibi çok kısa  dönemli istihdam edilen kişiler bile işsizlik oranının düşmesi adına iş sahibi imiş tam zamanlı 365 gün çalışan sigortalı çalışan iş sahipleriymiş gibi kayıt altına alınıyor. Diğer taraftan Türkiye iş bulma konusunda  umudunu yitirmiş olan iş aramaktan vazgeçmiş olan bir kesim var ki onlar da işsizlik rakamına dahil edilmiyor oysaki bir işi olsa çalışmak isteyen genç, dinamik bir nüfusumuz var  dolayısıyla Karabük’te bu işsizlikten nasibini alıyor ve işsiz olmak demek aynı zamanda bir sosyal statüye de sahip olamamak demek yani bir kişi eğer iş  sahibi ise üretebilir, tüketebilir, katma değer yaratabilir, bir kişi iş sahibi ise iş sahibinden kastettiğim  işi varsa işveren olmak değil elbette iş sahibi ise ona göre bir sosyal statüye, bir çevreye sahip olabilir. Ama işsizlik gerçekten mutsuz bireyler, mutsuz bireylerden oluşan mutsuz aileler, mutsuz ailelerden oluşan da mutsuz bir toplum yaratıyor. Bugün nereye giderseniz her ailede bir işsiz olduğunu görüyorsunuz özellikle  de genç işsizlik çok ciddi bir sorun olarak karşımızda duruyor çünkü gençler hayatlarının en verimli dönemini maalesef ya kahvehanelerde ya da iş arayıp kendilerini bir tanıdık kanalıyla bulunabilecek işleri bekleyerek, nitelikleriyle, liyakatleriyle değil,  torpille iş bulabilecekleri ümidini yaşayarak geçirmek durumunda kalıyorlar. İşte  biz bu eşitsizliğe hayır diyoruz.  Gençlerimizin ne olacak canım her üniversite mezunu iş bulacak diye bir şey yok diyen iktidar tarafından yönetilmesine hayır diyoruz.  Ama inanıyoruz ki hem Karabük’te hem de Türkiye’de daha  güzel, daha aydınlık günleri hep birlikte kucaklayacağız, refahın tabana yayıldığı, herkesin husun içerisinde, barış içerisinde yaşadığı mutlu bir Türkiye’yi hep beraber kuracağız, hep beraber  inşa edeceğiz.

“HİÇBİR ZAMAN PARTİMDEN KOPMADIM”

Aslında ben tabi hepimizin bağımsızlık karakteridir o ayrı bir şey. Ama bağımlı bir milletvekiliyim. Çünkü Cumhuriyet Halk Partililere bağımlıyım. Zaten Cumhuriyet Halk Partili bir ailenin içinde büyümüş olan, bu değerlerle yoğrulmuş olan birisiyim ve Cumhuriyet Halk Partili olmak demek bu değerleri içselleştirmiş olmak demektir. Sadece kâğıt üzerinde bir üyelikle tariflenemeyecek kadar değerlidir bir Cumhuriyet Halk Partinin üyesi olmak. Ben tabi bu partiden milletvekili olma onuruna erişmiş olan bir arkadaşınızım, bir yoldaşınızım. O yüzden de siyasette bazen değişik süreçler yaşana biliniyor. Ama ben o süreçler de hiçbir zaman partimden kopmadım ve hiçbir şekilde de partimle ilgili olarak bir kırılganlık, küsme gibi süreç yaşamadım. Bu talihsiz süreç yakında sonlanacak. Umuyorum ki o yüzden aslında bu il ziyaretlerinin arkasında birazda 2 yıldır örgütlerle aramızdaki o mesafeyi kapatmak ve tekrar kucaklaşmak isteğiyle yatıyor. 81 ilimize de gideceğiz. Şuan burayla birlikte Türkiye’nin yüzde 25’ini, 4’te 1’ini ziyaret etmiş bulunuyoruz. Diğer illerimizde de ziyaretler yapıp aynı zamanda Türkiye’nin genel olarak ta bu siyasi süreçte bir fotoğrafını çekmek istiyoruz” dedi.

“GENEL BAŞKANLIK KONUSUNDA HERHANGİ BİR TARTIŞMA OLDUĞU KANAATİNDE DEĞİLİM”

Genel Başkan adaylığını düşünüyormusu8nuız şeklindeki soruyu da yanıtlayan Nazlıaka; “Dediğim gibi bugün burada olmak çok çok olumlu bizim için. Bizim için tek bir hedef var partimizde olmak, partililerimizle birlikte siyaset yapmak. Parti şemsiyesi altında zaten bir aradayız ama bunu resmi hale dönüştürmek bu bağlarımızı tekrar birlikte kuvvetlendirmek ve partimizi iktidara taşımak. Bunun içindir tüm mücadelemiz. Parti içi mücadele değil, partimizi yukarıya taşımaya dönük bir mücadelemiz var bizim. Şuan için zaten bir Genel Başkanlık konusunda da herhangi bir tartışma olduğu kanaatinde değilim. Genel Başkanımız da zaten neredeyse nefessiz bir şekilde, yoğun bir tempoyla çalışmalarını sürdürüyor. Bizlerde onun arkasında ve partinin neferi olarak çalışmalarımızı aynı şekilde devam ettireceğiz” ifadelerini kullandı.

 

Bizi sosyal medyadan takip edin
ugur korkmaz bu hizla gidersek gelecek nesillere yasanabilir bir cevre birakamayacagiz gHcAksWm
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
05 Mayıs, 2026 12:52 tarihinde yayınlandı
0
0

Uğur Korkmaz: “Bu hızla gidersek gelecek nesillere yaşanabilir bir çevre bırakamayacağız”

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Trabzon İl Müdürü Uğur Korkmaz, sınırlı kaynakların hızla tüketildiğini belirterek “Şu an geçmişe nazaran hava, su, doğamız ve çevremiz çok daha hızlı bir şekilde kirlenmektedir. Eğer bu hızla gidersek gelecek nesillere yaşanabilir bir çevre bırakamayacağız” dedi.

Sıfır Atık Vakfı tarafından 81 ilde “Yerelden Ulusala İsraf ve Atık” temalı “COP31 Sürecinde Türkiye Sıfır Atık, Çevre ve İklim Değişikliği Çalıştayları” düzenleniyor. Bu kapsamda Sıfır Atık Vakfı koordinasyonunda Trabzon Valiliği himayesinde Trabzon Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, Trabzon İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Karadeniz Teknik Üniversitesi ve Trabzon Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle “Trabzon Sıfır Atık” çalıştayı gerçekleştirildi.

KTÜ Sahil Tesisi’nde gerçekleştirilen çalıştayı Trabzon Vali Yardımcısı Ercan Öter, KTÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Faruk Ursavaş, Trabzon Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanı Songül Bayrak, Tarım ve Orman İl Müdürü İsa Kaplan, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Trabzon İl Müdürü Uğur Korkmaz, akademisyenler ve kurum amirleri katıldı.

Çalıştayın açılışında konuşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Trabzon İl Müdürü Uğur Korkmaz, sınırlı kaynağın hızla tüketildiğini belirterek “İktisat bilimini insanın sınırsız ihtiyaçlarını sınırlı kaynaklarla karşılamaya çalışan bilim dalı olarak tanımlarlar. Çevrede bu anlamda sınırlı bir kaynak ve bugün biz bu sınırlı kaynağı hızla tüketiyoruz. Geçmişe göre günümüzde insan nüfusu ve ihtiyaçları oldukça arttı. Bu nüfusu ve ihtiyaçları karşılayabilmek için doğal olarak sanayileşme ve üretim de arttı. Bunun sonucu olarak atık miktarı ve çeşitliliğinde de oldukça artış meydana gelmiştir. Şu an geçmişe nazaran hava, su, doğamız ve çevremiz çok daha hızlı bir şekilde kirlenmektedir. Eğer bu hızla gidersek gelecek nesillere yaşanabilir bir çevre bırakamayacağız. Bakanlığımız bu gidişatın önüne geçilmek amacıyla 2017 yılında sıfır atık projesi başlatıldı” ifadelerini kullandı.

Sıfır atık projesinde önemli mesafeler kaydedildiğini vurgulayan Korkmaz, “Ülkece sahiplenildi. Hatta sıfır atık projesi ülkemiz dışında da sahiplenildi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda alınan bir kararla 30 Mart tarihi sıfır atık günü olarak kutlanmaya başladı. Projenin başarısı istatistiklere de yansımış durumdadır. 2017 yılında geri dönüşüme gönderdiğimiz atık oranı yüzde 13 iken 2026 yılında bu oranı yüzde 40’a ulaştırmış durumundayız. 2035 yılına kadar da yüzde 60 seviyesine çıkmayı hedefliyoruz” diye konuştu.

“Sıfır atık yaklaşımı sadece bir çevre politikası değil aynı zamanda bir yaşam kültürü olmalıdır”

Trabzon Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanı Songül Bayrak ise “Sıfır atık yaklaşımı sadece bir çevre politikası değil aynı zamanda bir yaşam kültürü olmalıdır. İsraf, atık ve çevre sorunları artık sadece yerelde değil küresel bir melese haline gelmiştir. Bu bağlamda hedefimiz kaynakları verimli kullanma, israfı önlemek ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmaktır. Çevreyi korumak tek bir bireyin değil veya tek bir kurumun yapabileceği bir şey değildir. Bu birlikte başarabileceğimiz bir sorumluluktur” şeklinde konuştu.

“Çok vahşi bir kullanımda suyun ne kadar büyük bir ihtiyaç olduğunu görüyoruz”

Trabzon Vali Yardımcısı Ercan Öter ise yaptığı konuşmada, artık sıfır atık meselesini sadece çöp ayrıştırma meselesi olarak görmediklerini kaydederek “Havanın, suyun ve toprağın kalitesi ve kirlenmesine kadar bir çok boyutla ele almamız gerektiğini biliyoruz. Ülkemizin her zaman su zengini olan bir ülke olduğunu düşünüyorduk. Fakat özellikli geçen sene kuraklıkla karşı karşıya kaldığımızda bu gerçeği çok net bir şekilde görüyoruz. Çok vahşi bir kullanımda suyun ne kadar büyük bir ihtiyaç olduğunu görüyoruz. Sıfır atık derken çöp ayrıştırma ve katı atık tesisleri olarak olaya bakarsak yanlış bakarız” ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin