Muş’ta devlet desteğiyle 595 ton buğday tohumu dağıtılmaya başlandı - Karabük Haber Postası
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
23 Ekim, 2023 21:38 tarihinde yayınlandı
0
0

Muş’ta devlet desteğiyle 595 ton buğday tohumu dağıtılmaya başlandı

Muş’ta Devlet desteğiyle yaklaşık bin 200 çiftçiye dağıtılacak 595 ton buğday tohumu, 23 bin 800 dekarlık bir alanda ekimi gerçekleşecek.

Muş Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından “Tarım Arazilerinin Kullanımını Etkinleştirilmesi” (TAKE) Projesi çerçevesinde Bin 200 çiftçiye yüzde 50 hibe ile 595 ton buğday tohumu törenle dağıtılmaya başlandı.

Yıldız Alparslan Tarım İşletmesi’nde düzenlenen “Yüzde 50 Buğday Tohumu Dağıtım Töreni’ne katılan Muş Valisi Avni Çakır, “Baktığımda ucu bucağı gözükmeyen ekili alanları gördüğümde çok mutlu oluyorum. Bunlar milli ekonomimize bir katkıdır. Tarım işletmemiz, profesyonel ekiple ve ekipmanlarla çalışarak memleket ekonomisine, Muş ekonomisine katkı sağlıyorlar. Bölgedeki tarımın gelişmesine de, çiftçi kardeşlerimize örnek olmaları konusunda çok önemli bir rol modeli oluyorlar. Devlet olarak, Tarım ve Orman Bakanlığı ve İl Müdürlüğü olarak da tarım arazilerimizin ekonomiye kazandırılması noktasındaki devletimizin çok ciddi politikalarında büyük bir başarı yürütüyoruz. Burada, 2020 yılından beri uyguluyoruz. Ekilmeyen ya da layıkıyla işlem görmeyen arazileri ekinle buluşturma, tohumla buluşturma, onların da ekonomiye katkısını sağlamak için yaklaşık 80 bin dekar alana tohumluk destek vererek bunları ekonomiye kazandırmışız” dedi.

Çalışmalarımız büyük bir titizlikle devam edeceğini vurgulayan Çakır, “Tarım gelişirse, kaba yem üretimi gelişirse buna bağlı olarak hayvancılık da gelişir, bunların yan sanayileri de gelişir. Ekipman üreten işletme sayıları da artar. Bunların hepsi birbirini tetikleyen unsurlardır. Memleketimizin her bir noktası, ilimizdeki tüm tarım arazilerinin her bir noktasını tohumla buluşturma, çiftçi kardeşlerimizle buluşturma konusunda azimliyiz, kararlıyız. Bu anlamda ’ben üretmek istiyorum’, ’ben ekmek istiyorum’, ’ben dikmek istiyorum’ diyen tüm kardeşlerimizin yanındayız. Yüzde 50’den yüzde 75’e kadar hibe desteği var. İnşallah önümüzdeki yıllarda çok daha artan miktarda da yapmaya devam edeceğiz. Kaliteli tohumla çiftçimizi buluşturduğumuzda, onlara toprağı en verimli bir şekilde nasıl işleyeceklerini öğrettiğimizde, daha çok alanı suyla buluşturduğumuzda, Muş ürettiği ürünler ve elde ettiği gelirle hak ettiği yere gelecektir” dedi.

Muş Tarım ve Orman Müdürü Mehmet Gün ise “İlimiz 357 bin hektarlık bir tarım arazisine sahiptir. Bu da yüzde 41,2’yi oluşturmaktadır. Bunun içerisinde de 162 bin hektarlık alan sulanabilir bir durum var. 72 bin hektarlık bir alanda da sulama yapılmaktadır. 2023 verilerine göre 1 milyon 800 bin dekarlık bir alanda hububat ekimi gerçekleştirildi. 2023 yılında 2 etap şeklinde yapıldı. İlkbahar’da kuru fasulye, ay çekirdeği ve nohut gibi tohumlar yüzde 75 hibeyle çiftçilerimize dağıtıldı ve hasatları tamamlandı. Bu yıl iyi bir hasat elde ettik. İkinci etap olarak bakanlığımıza sunduğumuz buğday tohumu projesi kabul edilerek bugün çiftçilerimize dağıtacağız. Bu projeyle 4 yıl boyunca 262 bin dekarlık bir alanda bir ekim sağlandı. Bundan da 10 bin 459 çiftçimiz faydalandı. Şu anda dağıtacağımız 595 ton buğday tohumunu 23 bin 800 dekarlık bir alanda ekimi gerçekleşecek. Bundan da bin 200 çiftçimiz faydalanacak” ifadelerini kullandı.

Törenin ardından çiftçiler, buğdaylarını araçlara yükleyerek götürmeye başladı.

Programın ardından Çakır, Yıldız Alparslan Tarım İşletmesi’ndeki alanlarda incelemelerde bulundu.

İşletme Müdürü Hanifi Yağmur ise Vali Çakır’a bilgi verdi. (İHA)

Bizi sosyal medyadan takip edin
aromator ile iletisimde yeni donem tat ve koku transferi hedefleniyor OJkN9Yz2
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
11 Nisan, 2026 12:07 tarihinde yayınlandı
0
0

“Aromatör” ile iletişimde yeni dönem: Tat ve koku transferi hedefleniyor

Gümüşhane Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Oktay Yıldız tarafından geliştirilen “Aromatör” isimli cihaz, tat ve kokunun dijital ortamda iletilmesini hedefliyor.

Rektör Prof. Dr. Oktay Yıldız tarafından geliştirilen “Aromatör” adlı teknoloji, tat ve koku bileşenlerini dijital ortamlar üzerinden farklı mekânlara aktarabilen multidisipliner bir sistem olarak dikkat çekiyor.

Yazılım, makine öğrenmesi ve kimyasal süreçlerin birlikte çalıştığı sistem, duyusal iletişim teknolojisine yeni bir yaklaşım sunuyor.

Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden Öğr. Gör. Dr. Kerim Sönmez’in de katkı sunduğu “Aromatör” teknolojisinin özellikle sinema, dijital içerik platformları ve mobil iletişim alanlarında kullanılmasıyla birlikte, kullanıcıların yalnızca görsel ve işitsel değil aynı zamanda koku ve tat deneyimi de yaşayabileceği öngörülüyor.

Ulusal ve uluslararası patent süreçlerinden geçen buluşun fikri mülkiyet kapsamında koruma altına alındığı ve ekonomik değere dönüştürülmesinin amaçlandığı ifade edildi. Bu kapsamda yerli teknoloji ekosisteminin güçlendirilmesi ve benzer yüksek teknoloji ürünlerinin ticarileşmesinin önünün açılması hedefleniyor.

“Aromatör” ile iletişimde yeni dönem başlıklı çalışmaya ilişkin açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Oktay Yıldız, ses ve görüntü gibi iletişim araçlarının gelişimine paralel olarak tat ve kokunun da dijital ortamlar arasında transfer edilmesini hedeflediklerini söyledi.

“Ses ve görüntü gibi tat ve kokuyu da iletmeyi hedefliyoruz”

Çalışmayla birlikte ses ve görüntü gibi iletişim araçlarını geliştirerek tat ve kokuyu da dijital ortamlar arasında transfer etmeyi hedeflediklerini ifade eden Prof. Dr. Oktay Yıldız, “Eskiden iletişim yalnızca yazı diliyle sağlanıyordu. Daha sonra ses iletişime dâhil oldu ve telefonla iletişim kurabildik. Ardından görüntü eklendi. Bizim çalışmamızda ise temel olarak aromanın bir ortamdan başka bir ortama iletilmesi ya da başka bir ortamda yeniden oluşturulması hedeflenmektedir. Bu kapsamda patent başvurumuzu önce ulusal düzeyde Türk Patent ve Marka Kurumu’na yaptık. Daha sonra uluslararası patent başvurusunu da Avrupa Patent Ofisi’ne gerçekleştirdik. Çalışmalarımız devam ederken bir ek patent başvurusu daha yaptık ve son aşamada tasarım tesciliyle bu süreci destekledik. Şu anda başvuruların bir kısmı tescillenmiş, bir kısmının ise süreçleri devam etmektedir. Bu ürün bir yazılım, bir makine ve arka planda çalışan kimyasal bir mekanizmayı bir araya getirmektedir. Yani multidisipliner bir patentten söz ediyoruz. Temel hedefimiz, tat ve koku bileşenlerinin, yani aroma bileşenlerinin bir ortamdan başka bir ortama aktarılmasıdır. Bugün bir kokunun ya da tadın başka bir ortama aktarılması ütopik görünebilir. Ancak bu sistemde kimyasal mekanizma, yazılım ve makine öğrenmesi birlikte çalışarak bu aktarımı mümkün kılmayı hedeflemektedir” dedi.

“Sistem mobil cihazlara da entegre edilebilecek”

“Aromatör” cihazının hangi alanlarda kullanılabileceğine dair de bilgiler veren Prof. Dr. Oktay Yıldız, “Aromanın iki temel bileşeni vardır: koku ve tat. Biz de bu patentte hem koku hem de tat bileşenlerinin bir ortamdan başka bir ortama iletilmesini hedefledik. Yapılan ulusal ve uluslararası patent araştırmaları, bu ürünün yenilikçi olduğunu ortaya koydu. Patent süreçleri uzun ve titiz ilerleyen süreçlerdir. Türkiye’de Türk Patent ve Marka Kurumu bu alanda oldukça nitelikli ve dünyadaki iyi örneklerden biridir. Bugün bu teknoloji ütopik görünebilir. Ancak telefonun ilk icat edildiği dönemlerde de benzer şekilde sorgulanmıştı. Günümüzde ise hayatın vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Aromatör için de benzer bir gelişim öngörülmektedir. Gelecekte sinema salonlarında izlenen bir sahnede kahve içen bir çiftin kahve aromasını, bir çikolata çeşmesinden akan çikolatanın kokusunu ya da tropik bir meyvenin tadını hissedebilmek mümkün olabilir. Ayrıca bu teknoloji için bir ek patent daha yapılmış olup, sistemin mobil cihazlara entegre edilmesi de hedeflenmektedir. İlerleyen süreçte daha küçük boyutlara indirgenerek telefonlara entegre edilmesi ve farklı coğrafyalardaki insanların birbirlerinin bulunduğu ortamın tat ve kokusunu deneyimleyebilmesi amaçlanmaktadır. Önemli olan bu patentlerin alınması değil, bunların ticari bir emtiaya dönüştürülerek ekonomide kullanılabilmesidir. Dünyada patentlerin ticarileşme oranlarının düşük olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda, bizim de bu patentler için hedefimiz, birkaç yıl içerisinde ticarileşmelerinin sağlanmasıdır. Benim 24’ün üzerinde patentim bulunuyor. Ayrıca patent ve patent başvuru süreçleri devam eden çalışmalarımız da var. Bu patentler arasında ticari prototipleri üretilmiş olanlar da mevcut, hâlihazırda endüstride kullanılanlar da bulunuyor. Henüz ticari aşamaya geçmemiş olanlar da var. Ancak özellikle bu patent için arzumuz, gayemiz ve umudumuz; ticarileşme süreçlerinin daha hızlı ilerlemesidir” diye konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin