Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği (MÜSİAD) Karabük Şube Başkanı Cengiz Ünal, ekonomide ve ticarette rekabet koşullarının değiştiğini söyleyerek, birleştiren ve kucaklayan bir anlayış ile iş insanlarını MÜSİAD üyesi olmaya davet etti.
Görevi geldikleri günden bu yana kent protokolünün yanı sıra iş insanlarını ve üyeleri yerlerinde ziyaret eden MÜSİAD Karabük Şube Başkanı Cengiz Ünal, beraberinde yönetim kurulu üyeleriyle birlikte, Karabük Belediye Başkanı Rafet Vergili, TSO Başkanı Mehmet Mescier ile Cumhuriyet Başsavcısı Koray Kesgin’i ziyaret etti.
Bir yandan kent protokolü ziyaretlerini gerçekleştirerek, MÜSİAD’ın çalışmalarını ülke ekonomisi katkı sağlamak adına yapılan proje ve vizyonları aktaran Ünal ve ekibi, bir taraftan da iş insanlarını da ziyaret ederek üye çalışmaları yapıyor.
MÜSİAD’ın, yüksek ahlak ve güven temelinde yükselen bir iş dünyası tasavvuru ile yürütülen bir medeniyet davası olduğunu ifade Cengiz Ünal, “Her birimizin bu toprakların gelecek nesillerine, milletimize borcumuz var. Attığımız her adımı bu sorumlulukla planlamak zorundayız. Yürüttüğümüz ticari faaliyetlerin yanı sıra güçlü fikir teatileri gerçekleştiriyoruz. Faaliyetlerimize gönüllülük, tarafsızlık ve şeffaflık ilkeleri doğrultusunda sürdürüyoruz. Ülkemizin gelişmiş ülkeler arasında yerini almasını amaçlayan bir perspektifle çalışma gayreti içindeyiz. Ana faaliyet alanımız ise ekonomik büyüme, bölgesel kalkınma ve sosyal gelişmedir. Dünyada güçlü bir dönüşüm yaşanıyor. Ekonomide ve ticarette rekabet koşulları değişiyor. MÜSİAD dünyadaki siyasi ve ekonomik değişime uyumlu olarak aynı zamanda dünyaya ve ülkemize model olacak güneş katmanlı yapı modeli ile kendini 2023’e hazırlıyor. Bizler yeni dönemde de sahanın nabzını tutarak toplamış olduğumuz tüm verileri başta üyelerimiz olmak üzere, ülkemizin menfaatleri doğrultusunda işlemeyi üretmeyi sürdüreceğiz. Bizler ülkemizin içinde bulunduğu realitenin farkındayız. Önümüzdeki zorlu sürece doğru okuyor ve analiz ediyoruz. İş insanları olarak bu süreci nasıl anlatacağımızı daha iyi tahlil ediyoruz. Cesur olacağız yatırımlardan ve ticari faaliyetlerimizi çeşitlendirmekten asla korkmayacağız. İş insanlarımıza hizmet üreteceğiz. Karabüklü iş insanlarımızla bir araya gelerek ortak akılla konsorsiyum oluşturup iş ve istihdama yönelik çalışmalar yapacağız. Kısaca üretmek için var olacağız, tüketmek için değil. İnsan odaklı hareket ederek, öteleyen ve ötekileşen değil, birleştiren ve kucaklayan bir anlayış içerisindeyiz. Yol haritamızın temelinde birlik beraberlik vardır. Gönlümüz açık kapımızda açıktır” dedi.


MÜSİAD Yönetimi bir dizi ziyaret gerçekleştirdi
KALDIRIN ARADAKİ ASALAKLARI, ÜRETİCİ DE KAZANSIN, TÜKETİCİ DE.
Geçtiğimiz ay, Ticaret Bakanlığı tarafından zincir marketlere yönelik gerçekleştirilen denetimlerde, sebze ürünlerinde tarladan rafa uzanan tedarik zincirindeki fahiş fiyat artışları ve fahiş kâr oranları belgelenmişti.
Basında, çarşaf çarşaf haber oldu. Devletimiz milletin kanını emen fırsatçılara göz açtırmıyor diye sevinmiştik.
Denetimlerde, Çeri domates ve kırmızı kapya biber gibi ürünlerdeki astronomik fiyat artışları, Hal Kayıt Sistemi üzerinden yapılan incelemelerle ortaya çıkarılmıştı.
Antalya’da toptancıda kilogramı 50 TL olan çeri domatesin, İstanbul’daki bir zincir markette 225 TL ile 250 TL arasında değişen fiyatlarla satışa sunulduğunu basına yansıyan haberlerden öğrenmiştik. Adana’nın Karataş ilçesinde üreticiden veya komisyoncudan kilosu 7 TL’ye alınan kırmızı kapya biberin, aracıların ardından Diyarbakır’daki bir zincir markette tüketiciye 199,99 TL’ye satıldığı tespit edilmişti. Haksız fiyat artışı yaptığı tespit edilen firmaların dosyaları yaptırım uygulanmak üzere kurula iletilmiş, meyve ve sebze fiyatlarında olağanüstü artışlar yaptığı saptanan yüzlerce işletmeye milyonlarca lira idari para cezası kesilmişti.
Değişen ne oldu? Fiyatlar makul seviyelere indi mi? Hayır
Sebze ve meyve zincirindeki aracı tüccarların, ürünün tarladan sofraya gelirken fiyatının katlanmasına, fahiş fiyat artışlarına ve stokçuluğa yol açtıklarını bilmeyen var mı? Ürünlerin üreticiden tüketiciye geçene kadar birçok farklı aracı el değiştirmesi, her aşamada kâr payı eklenerek nihai satış fiyatının yapay şekilde yükselmesine neden oluyor. Bazı aracıların kayıt dışı alım-satım yapması, sahte fatura düzenlemesi veya gerçeğe aykırı beyanlarla piyasadaki fiyat dengesini manipüle etmesi vurgunlara yol açıyor. Ticaret Bakanlığı gibi kurumlar ve Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu, keyfi fiyat artışlarına karşı denetimler yaparak milyonlarca liralık cezalar uygulamakta. Buna rağmen millet fahiş fiyatlardan şikayetçi. Çünkü değişen hiç bir şey yok.
Bu tür haksız uygulamaların önüne geçmek için doğrudan üreticileri tüketiciyle buluşturan e-ticaret modelleri, Tarım Kredi kooperatifleri veya doğrudan üretici pazarları gibi destekleyici sistemleri hayata geçirmek zorundayız.
Denetleyip ceza, kesmek sorunu çözmüyor.
Tedarik Zincirinin Kısaltılması gerekiyor. Aracı sayısını azaltmak için üretici kooperatifleri doğrudan desteklenmeli, üreticinin ürettiği ürünü tüketiciye aracısız ulaştırabileceği dijital ve yerel lojistik ağlar (hal yasası düzenlemeleri ile) kurulmalıdır.
İşin eziyetini çeken üretici, kaymağını yiyen başkaları.
Yeter artık, üreticiyi en kısa yoldan buluşturun tüketiciyle.
Üreten de kazansın, tüketen de.
İlyas Erbay


