Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
27 Temmuz, 2016 14:47 tarihinde yayınlandı
0

Misak-ı Milli’de Nöbete Devam

 

15 Temmuz sürecinin ardından Cumhurbaşkanı  Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatı ile başlayan Demokrasi Nöbeti tüm yurtta olduğu gibi Safranbolu’da da devam ediyor.

26 Temmuz Salı akşamı da devam eden nöbete kılınan yatsı namazının ardından kısa bir açıklama yapan Safranbolu Belediye Başkanı Dr. Necdet Aksoy; “Tüm Türkiye’de olduğu gibi halkımızın FETÖ terör örgütü tarafından geleceğimize, demokrasimize yapılan alçakça saldırısına tepkileri devam etmekte” dedi.

Aksoy şöyle devam etti; “ Bizlerde Safranbolu halkı olarak saat 21.00 civarı Misak-ı Milli Meydanında toplanmaya başlıyor, daha sonra yatsı namazını hep birlikte eda edip sonrasında sabah namazına kadar nöbet tutmaya devam ediyoruz. Vatandaşlarımız, Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatlarını yerine getirmeye devam ediyor. Yine burada her görüşten insanımız bulunmakta. Burada ortak bir görüş hâkim. Burada herkes demokrasimizi ve vatanımız koruma amacında. Safranbolu belediyesi olarak bizlerde halkımızın daha verimli zaman geçirmeleri için hizmet vermeye devam ediyoruz. Öğrek verecek olursak, burada çay ikramlarımız, gece 24.00’dan sonra bazen sıcak bir çorba, bazen yemek ikramlarımız ile halkımıza destek vermeye devam ediyoruz. Yine bunun yanında kahramanlık türkülerinin seslendirildiği mini konserler düzenliyoruz. Bu akşamda yerel sanatçımız Ömer Günday bir konser verecek. Çeşitli bilim ve ilim adamları Safranbolu’muzu ziyaret edecekler ve Safranbolulu vatandaşlarımız ile sohbetler yapacaklar. Bunun yanı sıra önümüzdeki günlerde Düzce Belediyesi Mehteran Takımı burada bir konser verecek. Kısaca Safranbolu 15 Temmuzdan beri dimdik ayakta ve Demokrasi Nöbetine hiçbir ayrım yapmadan, kardeşlik duyguları içerisinde devam ediyor. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ikinci bir emrine kadar nöbete devam edecek” dedi.

Konuşmanın ardından Yerel Sanatçı Ömer Günday, halkın duygularını anlatan kahramanlık türkülerini seslendirirken, özellikle Çanakkale Türküsü meydanı dolduran Safranbolulular tarafından hep bir ağıdan söylendi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
xa 1
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay tarafından
07 Mayıs, 2026 14:51 tarihinde yayınlandı
0

MÜJDE, ULTRA ZENGİN SAYIMIZ 4208 OLMUŞ !

Türkiye’de gelir dağılımı adaletsizliği, son yıllarda belirgin bir şekilde derinleşmiş durumda. Güncel verilere göre Türkiye, Avrupa’da gelir eşitsizliğinin en yüksek olduğu ülke konumunda. En yüksek gelire sahip %20’lik grup, toplam gelirin yaklaşık %48’ini alırken; en düşük gelire sahip %20’lik kesim toplam gelirden yalnızca %6,4 pay alabilmekte. En zengin %10’luk kesimin geliri, en yoksul %10’luk kesimin gelirinden yaklaşık 15 kat daha fazla. Gelir dağılımı eşitliğini ölçen Gini katsayısı Türkiye’de 0,461 seviyesinde. Avrupa Birliği ortalaması 0,29

ULTRA ZENGİN SAYIMIZ SON 5 YILDA %93.5 ARTMIŞ

İngiliz gayrimenkul danışmanlık şirketi Knight Frank’ın The Wealth Report 2026 verilerine göre Türkiye’de 30 milyon dolar üzeri servete sahip kişi sayısı son 5 yılda %93.5 artmış.2174 ten 4208’e çıkmış. Milyarder sayımızın aynı dönemde 35 ten 46 ya çıkacağı öngörülüyor.
Milyonlarca insan açlık ve yoksulluk mücadele ederken, milyarderlerimizin sayısı hızla artıyor.

GELİR DAĞILIMI ADALETSİZLİĞİNİ ÖNLEME ÇABALARI YETERSİZ

Dünya Bankası verilerine göre Türkiye, gelir eşitsizliği bakımından 130 ülke arasında 28. sırada yer alarak birçok gelişmekte olan ülkeden daha kötü bir tablo sergiliyor. Bu adaletsizlik, orta sınıfın zayıflamasına ve halkın büyük bir kesiminin ( yaklaşık her 10 kişiden 6’sı ) borçlu bir şekilde yaşamını sürdürmesine neden olan sosyoekonomik bir krizin temel taşlarından biridir.

Gelir dağılımdaki adaletsizliği önlemek için devletler tarafından uygulanan en temel yöntem, maliye politikası araçlarını kullanarak geliri piyasada oluştuğu halinden (birincil dağılım) daha adil bir seviyeye (ikincil dağılım) taşımaktır.
Bu adaletsizliği önlemek için kullanılan başlıca stratejiler şunlardır:

– Yüksek gelir gruplarından daha yüksek oranda vergi alınarak, toplanan kaynağın alt gelir gruplarına aktarılmasıdır.

– Düşük gelirliler üzerindeki vergi yükünü azaltmak amacıyla asgari ücretten vergi alınmaması veya temel gıdada vergi indirimleri yapılmasıdır.

– Gelirin ötesinde, birikmiş servet üzerinden alınan vergilerle servet yoğunlaşmasının önlenmesi hedeflenir.

– Yoksulluk sınırı altındaki ailelere yönelik doğrudan nakdi transferler ve sosyal güvenlik ödemeleridir.

– Sağlık, eğitim ve barınma gibi temel hizmetlerin devlet tarafından ücretsiz veya sübvansiyonlu sunulması, alt gelir gruplarının harcamalarını azaltarak dolaylı gelir artışı sağlar.

– Asgari ücretin yaşam standartlarını karşılayacak düzeyde belirlenmesi, Gini katsayısını (eşitsizlik ölçütü) düşüren doğrudan bir araçtır.

– Eğitim ve mesleki eğitim politikalarıyla düşük nitelikli işgücünün verimliliği artırılarak daha yüksek ücret alabilmeleri sağlanır.

– İşsizliğin azaltılması, hanehalkı gelirlerini doğrudan artırarak eşitsizliği azaltan en kritik faktörlerden biridir.

– Vergi kaçakçılığının önlenmesi ve çalışanların sosyal güvenlik şemsiyesi altına alınması gelir dağılımını iyileştirir.

– Eğitim ve sağlığa erişimde adaletin sağlanması, bireylerin ekonomik basamakları tırmanma şansını (sosyal mobilite) artırır.

Bu konularda bir takım çalışmalar olsa da gelir dağılımı adaletsizliğini önlemede son derece yeteresiz.

Ne yazık ki, yoksulla zengin arasındaki makas her geçen gün daha da açılıyor.
24 yılın sonunda geldiğimiz durumun özeti budur.

İlyas Erbay

Bizi sosyal medyadan takip edin