Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
02 Ekim, 2023 04:12 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Milli Eğitim ve Kültür eski Bakanı Avni Akyol kabri başında anıldı

Milli Eğitim ve Kültür Eski Bakanı Avni Akyol, vefatının 24. yıldönümünde kabri başında öğrenciler ve sevenleri tarafından anıldı.
Kültür Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı yapan siyasetçi, eğitimci merhum Avni Akyol için, vefatının 24. yıl dönümünde Düzce Şehir Mezarlığı’ndaki kabri başında sevenlerinin katılımıyla anma töreni düzenlendi. Törene Milli Eğitim Müdürü Tamer Kırbaç, Düzce Belediyesi Kültür İşleri Müdürü Burçin Sarıcan, siyasetçi ve iş insanları Erkan Seçkin ile Faruk Darıyerli, Akyol ailesi, Avni Akyol İlkokulu öğrenci ve öğretmenleri, öğretmen ile öğrenciler katıldı.
Bir dönem Avni Akyol ile birlikte çalışma fırsatı bulan Anavatan Partisi Eski Gençlik Kolları Genel Başkanı Erkan Seçkin, Akyol’un nazik ve ahlaklı bir siyasetçi olduğunu vurguladı. Kendisine verdiği ‘Hırsın düşüncenin önüne geçmesin” telkinini hayatında ilke haline getirdiğinin altını çizen Seçkin, Avni Akyol’u şöyle anlattı: “Avni Akyol ile tanışmak ve çalışmak çok büyük bir şans. Avni Akyol gibi nazik bir siyasetçi, siyasetin nasıl ahlaklı yapılması gerektiğini de öğreten bir devlet büyüğü ile çalışabilmek, benim bugünkü siyasi hayatıma önemli kazanımlar sağladı. Kendisiyle çok güzel hatıralarımız var. Bugün de o hatıraları hafızamızda canlı tutuyoruz. Bakanlık yaptığı süreler içerisinde kalıcı eserler kazandıran ve devleti, milleti için yaşayan, kendisini de buna adamış, Düzce’nin yetiştirdiği ender siyasetçi ve devlet adamlarından biriydi. Avni Akyol’u vefatının 24 yılında rahmetle ve minnetle anıyoruz. Allah gani gani rahmet eylesin. Ben siyasi hayatıma başlarken bana çok önemli bir telkinde bulunmuş, "Siyaset yaparken hırsını ehlileştir. Arka cebindeki cüzdanına koy. Orada onu unut" demiştir. Neden böyle söylediniz diye sorduğumda "Hırs düşüncenin önüne geçerse çok büyük zarar verir" şeklinde yanıt vermiştir. Bu söylem benim hayatım boyunca ilke olarak edindiğim bir söylemdir. Bu sebeple hırsla hiçbir şey yapmam, mantığımla hareket etmeye gayret ederim. Bir söylemin bile insan hayatında nasıl bir olumlu değişimi sağladığını buradan anlayabiliriz. Onun ismini taşıyan okulda eğitim gören öğrencilerimiz kabri başındalar. Üzgünüz, keşke uzun yıllar daha birlikte çalışabilseydik. Vatana, millete hizmet etme imkanı olabilseydi. Kendisine bana o dönem gösterdiği ilgi ve değerden dolayı, sevgi ve şükranlarımı ifade etmek istiyorum.”
Şehir Mezarlığında yapılan anma töreninde Kuran-ı Kerim okunarak dualar edildi. Ardından dağıtılan ikram ile anma programı sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
Peri Dilbaz tarafından
02 Şubat, 2026 17:03 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

Çocuk Suçları, Ruh Sağlığının Alarmı

Son dönemde çocukların suç çetelerinin ağına düşmesi, akranlar arasında işlenen ağır şiddet olayları ve hatta cinayetler toplum olarak hepimizi derin bir kaygıya sürüklüyor. Bu olaylara yalnızca “suç” penceresinden bakmak, sorunu anlamamıza yetmiyor. Çünkü bu tablo, aynı zamanda çocuk ruh sağlığına dair güçlü bir alarmdır.

Ergenlik dönemi, bireyin kimliğini inşa etmeye çalıştığı en kırılgan gelişim evresidir. Psikoloji bilimi bize şunu söyler: Ergen beyninde dürtü kontrolünden sorumlu alanlar henüz tam gelişmemiştir; buna karşın haz, güç ve risk arayışı oldukça yoğundur. Bu nörobiyolojik gerçeklik, ergeni hızlı karar almaya, sonuçları yeterince öngörememeye ve grup etkisine açık hale getirir.

Suç çeteleri tam da bu noktada devreye girer. Aidiyet, güç, görünürlük ve “bir yere ait olma” duygusu sunarlar. Oysa bu duygular, sağlıklı biçimde ailede, okulda ve sosyal çevrede karşılanmalıdır. Karşılanmadığında çocuk, kendisini değerli hissettiği her yere tutunabilir; bu yer bazen en tehlikeli alanlar olur.

Akran cinayetleri ise çoğu zaman “ani öfke” başlığı altında geçiştirilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında, bu tür şiddet davranışları uzun süredir bastırılan öfkenin, değersizlik duygusunun ve empati eksikliğinin bir sonucudur. Çocuk konuşamıyorsa, duygularını ifade edecek güvenli alanı yoksa, davranış konuşur.

Burada ailelere büyük sorumluluk düşmektedir. Çocuğun her davranışını onaylamak zorunda değiliz; ancak her duygusunu ciddiye almak zorundayız. Yargılanan değil, anlaşılan çocuk riskli gruplara daha az ihtiyaç duyar. Aşırı baskı kadar sınırsız özgürlük de çocuk için tehlikelidir. Sevgiyle çizilmiş, tutarlı sınırlar çocuğun iç denetimini güçlendirir.

Bir diğer önemli alan dijital dünyadır. Bugün suç örgütleri yalnızca sokakta değil; sosyal medya ve dijital platformlarda da çocuklara ulaşmaktadır. Dijital ebeveynlik; yasaklamak değil, rehberlik etmektir. Çocuğun ne izlediğini, kimlerle iletişim kurduğunu bilmek koruyucu bir etkidir.

Unutulmaması gereken en önemli gerçek şudur: Hiçbir çocuk suçlu olarak doğmaz. Suça sürüklenen çocuklar çoğu zaman görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamış çocuklardır. Çocukları suçtan korumanın en güçlü yolu, onları önce duygusal olarak güvende tutmaktır.

Bu mesele yalnızca ailelerin değil; okulun, medyanın ve toplumun ortak sorumluluğudur. Çocuklara güvenli bağlar sunabildiğimiz ölçüde, suç çetelerinin alanı daralacaktır.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.