AK Parti Karabük Milletvekili Niyazi Güneş, Karabük İl Özel İdaresi’nin 2019 yılı asfaltla çalışmalarıyla ilgili açıklamalarda bulundu.
Güneş, Karabük’teki köy yollarının sıcak asfalt yapılmasının devrim niteliğinde bir karar olduğunu ve köylülerin de bu durumdan büyük memnuniyet duyduklarını ifade etti.
Milletvekili Güneş, 2018 yılında Karabük Özel İdaresine ait Hamzalar tesisinde sıcak asfalt plenti kurma kararı aldıklarını ve bu kararın meyvelerini de bu yıl almaya başladıklarını söyledi.
Güneş, köy yollarının sıcak asfalt ile yapılmasının devrim niteliğinde olduğunu ve köylülerinde bu durumdan memnuniyet duyduklarını ifade etti. Güneş, sözlerini şöyle sürdürdü “Geçtiğimiz yıl asfalt konusunda Karabük adına önemli bir karar aldık. Köy yollarımızı sıcak asfalt ile yapmak için Özel İdaremizin Hamzalar tesisinde yaklaşık 10 milyon liraya mal olan sıcak asfalt plentimizi kısa süre içerisinde kurarak faaliyete başlattık. Böylece Karabük’te devrim niteliğinde bir işe imza atarak köy yollarımızı sıcak asfalt ile buluşturuyoruz. Bilindiği gibi köy yollarımızı daha önce stabilize yol olarak yapıyorduk ancak bu yolun dayanaklılığı en fazla birkaç sene oluyordu. Köylerimize her gittiğimizde en çok şikayet edilen konu yol sorunuydu. Köylülerimiz de yeni durumdan memnunlar. En az 10-15 yıl bize sorun çıkarmayacak bir yol yapıyoruz. Onlarda biliyorlar ki sıcak asfalt ile yapılan köy yollarımız evladiyelik oluyor. 2019 yılı için merkez ve tüm ilçelerimizde hedefimiz 90 km sıcak asfalt yapmaktı. Ama biz bu rakamın 10 km fazlasını yaparak 2019 yılını 100 km sıcak asfalt ile tamamladık. Şimdi önümüzdeki yılın programını da ilgili arkadaşlar yapıyorlar. İnşallah 2020 yılında da bu yılın üzerine çıkarak hedeflediğimizin üzerinde bir çalışma yılı olur.”
“2023’E KADAR YOL SORUNUNU BİTİRMEK İSTİYORUZ”
2023 yılına kadar Karabük Merkez ve İlçelerinin köy yollarını sıcak asfalt ile kaplayarak dönemleri içerisinde yol sorununu bitirmek istediklerini vurgulayan Güneş, yol çalışmasının yanı sıra köylerin diğer ihtiyaçlarını da ellerinden geldiği ölçüde karşılamaya çalıştıklarını da sözlerine ekledi.


Milletvekili Güneş: “ Köy yolları evladiyelik oluyor”
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


