Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
31 Ocak, 2018 14:27 tarihinde yayınlandı
0

MHP’lilerden “Gönüllü Askerlik”  Başvurusu

Milliyetçi Hareket Partisi İl Başkanı Dr. Adem Kar, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından Afrin’e başlatılan “Zeytin Dalı” Operasyonuna tam destek verdiklerini belirterek, Afrin’e gitmek için gönüllü askerlik başvurusunda bulunduklarını söyledi.

Milliyetçi Hareket Partisi İl ve  İlçe Teşkilatı, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından Afrin’e başlatılan “Zeytin Dalı” Operasyonuna tam destek vererek, harekata katılmak için Gönüllü Askerlik başvurusu yaptılar.  Ayrıca  Dilekçe verelerin içersinde MHP’li kadınların da olması dikkat çekti

MHP İl Başkanı Dr. Adem Kar, düzenlediği basın toplantısında yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“20 Ocak 2018’de  başlayan AFRİN operasyonu 11. gününde tüm hızıyla devam etmektedir. Yüce Türk milletinin varlığına ve birliğine, devletimizin bekasına göz diken hain terör örgütlerine ve onları himaye eden düşmanlara karşı amansız bir mücadele verilmektedir. Kahraman ordumuz  yine tarihi bir destan yazmaktadır. Millet olarak sınır ötesinde yapılan bu şanlı mücadele için kenetlendik. Milli birlik ve beraberliğimiz, milli irademiz her zamankinden farklı, adeta seferberlik ruhu içindedir. Türk milleti kahraman ordusunun yanındadır. Kızılelma ruhuyla, ila-yı kelimetullah için cephede savaşan, nebilerin, şehitlerin, velilerin yardımı ve milletimizin duasıyla savaşan şanlı ordumuzu Allah korusun ve muzaffer kılsın.

Millet sevdalısı, Özü doğru, Sözü doğru Bilge Liderimiz Sayın Devlet BAHÇELİ  devletimize ve milletimize oynanan tüm oyunları boza boza geleceğiz demişti yıllar önce;

2001 yılında IMF’in ekonomik kriz bahanesiyle hükümete el koyma projesini erken seçim kararı alarak bozmuştur.

2007 yılında yaşanan cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde 367 kriziyle yapılmak istenen askeri vesayet oyununu meclise girerek bozmuştur.

30 yıldır çözülemeyen, başörtüsü yasağı ile eğitim hakkının engellenme oyununu meclise taşıyarak çözümünü sağlamıştır.

FETÖ’nün devlete çöreklendiğini herkesten önce farketmiş, gür sesiyle her yerde bunun mücadelesini vermiş, milletimizi ve devletimizi uyarmış ve göreve çağırmıştır.

7 Haziran seçim sonuçlarının hemen ardından ABD destekli CHP/HDP koalisyon projesinin başbakanlık teklifini kabul etmeyerek bir oyunu daha bertaraf etmiştir.

15 Temmuz hain darbe girişimi karşısında en net duruşunu ortaya koymuş ve büyük bir oyunu daha bozmuştur.

Hemen ardından açılım politikalarını kendince fırsata dönüştüren, güneydoğuda kantonlar ve sözde özyönetimler ilan eden HDP/PKK terör odaklarının oyunlarına dikkat çekmiş ve her türlü desteğini vererek bu oyunu da bozmuş aziz vatanımızda yeniden milli hakimiyetimizin tesisine vesile olmuştur.

Kuzey Irak’ta kurulmak istenen IKYB terör devletinin sözde bağımsızlık referandumuna şiddetle karşı çıkmış, merkezi Irak hükümetiyle hareket edilmesine işaret etmiş ve sonuç hepimizin malumudur.

Kuzey Suriye’de ülkemize tezgahlanan iğrenç oyunu fark etmiş ve Ankara’nın savunması Fırat Kalkanından geçer diyerek terör koridorunun tıkanması gerektiğini vurgulamış ve harekatı koşulsuz desteklemiştir.

Daha Fırat Kalkanı bitmeden Afrin’in teröristlerden temizlenmesi gerektiğini gündeme getirmiş ve bu mücadelede hükümete sonuna kadar destek vermiştir. Sıra  Münbiç’e de gelecek ve Fırat’ın batısında terör kurutulmuş olacaktır diye yeni hedefi gündeme taşımıştır.

Yukarıda ancak bir kısmını sıraladığımız süreçlerde  ortaya konan asil ve isabetli kararlar          ‘’ önce devletim ve milletim sonra partim ve ben’’ diyen bir liderin ve onun arkasında ‘’Allah’ın rızası, Milletin Duası’’ için her türlü göreve hazır Milliyetçi Ülkücü iradenin kararıdır. Bu kararlardan kazanan sadece Türk Milletidir. Kazanan Türk Devletidir. MHP devleti ve milleti için vardır. Bunun aksini düşünenler siyasi fırsatçı ve oy hesapçılarıdır.

Devletimize ve Milletimize uzanan elleri kırmak için tüm vatan sathında ve Afrin’de savaşan kahraman ordumuza başarılar, yaralılarımıza acil şifalar, şehitlerimize de Allah’tan rahmet diliyoruz.”

Bizi sosyal medyadan takip edin
ilyaserbayyeni
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
06 Mayıs, 2026 09:40 tarihinde yayınlandı
0

ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLEYEN BÜYÜK İHANET!

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, pazarda, dün, yaşlı bir üretici ile sohbet ettim. Davutlar yoluna cepheli 8 dönüm arazisinde; şeftali, mandalina, portakal ve limon üretiyor. Binbir zahmetle ürettiği meyveleri pazarda satarak geçimini sağlıyor.
“Yakın bir gelecekte, sebzeyi ve meyveyi para ile de alamayacağız. Bizden sonrakiler nasıl beslenecekler merak ediyorum” dedi. “Neden?” dedim. Örnekler vererek uzun uzun anlattı. Arkadaşları, komşuları; sebze ve meyve tarımı yaptıkları arazilerini villa karşılığı inşaat şirketlerine satmışlar. Aldıkları villaları satarak yada kiralayarak tarımdan kazandıklarından kat kat fazla gelir elde ediyorlarmış. Buna direnen bir kaç kişi kalmışlar. Arazisine müteahhitler 16 villa teklif etmişler. Bu yüzden çocuklarıyla arası açılmış. “Ben öleyim, bir gün beklemez satarlar bahçeleri” diyor. Arkadaşına bir kaç yıl önce, 10 dönüm arazisine karşılık 20 villa vermişler. “Zengin olunca ne oldum delisi oldu. Elindeki varlık bitmeyecek zannetti, har vurup harman savurdu. Şimdi elinde 2 villası kaldı. Yakındır onlarıda satması” dedi. Toprak geleceğimizdir, candır, hayattır hiç satılır mı? diye de ekledi.

Çok değil, 15-20 yıl önce Kuşadasından Güzelçamlı ya kadar yolun iki tarafı uçsuz bucaksız meyve ve sebze bahçeleri ile kapliydı. Şimdi gidin bakın, beton tarlaları göreceksiniz.

Davutlar ve Güzelçamlı bölgesinde, özellikle ana yol kenarlarındaki tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması, bölgedeki ekolojik denge ve tarımsal üretim için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Son gelişmeler, bu alanların geri dönülmez bir şekilde betonlaştığı yönündeki endişeleri haklı çıkarmaktadır.

Tarım arazilerinin inşaata açılması, sadece “yeşil alan kaybı” değil, bir ülkenin geleceğini tehdit eden çok boyutlu bir krizdir. Bu durumun yol açtığı başlıca büyük tehlikeler şunlardır:

1. Gıda Güvenliğinin Yok Olması; en temel tehlike, beslenme kaynağımızın kurumasıdır. Birinci sınıf tarım arazilerinin betonlaşması, tarımsal üretimi düşürür. Bu da gıda arzında azalmaya, dışa bağımlılığın artmasına ve mutfak enflasyonunun kontrol edilemez hale gelmesine neden olur.

2. Geri Dönüşü İmkansız Toprak Kaybı; 1 santimetre kalınlığında verimli toprağın oluşması için doğada yaklaşık 100 ila 1000 yıl gerekir. Üzerine beton dökülen toprak “ölü toprak” haline gelir. İnşaat yapıldıktan sonra o arazinin tekrar tarıma kazandırılması binlerce yıl sürer; yani bu kayıp kalıcıdır.

3. Yeraltı Su Kaynaklarının Kuruması; tarım arazileri, yağmur sularını emerek yeraltı su depolarını (akiferleri) besleyen doğal süngerlerdir. Betonlaşma bu emilimi engeller; su yer altına sızamaz, yüzey akışına geçer ve sele dönüşür. Bu da hem su kıtlığına hem de afetlere davetiye çıkarır.

4. Ekosistemin ve Biyoçeşitliliğin Bozulması; tarım alanları birçok canlı türüne ev sahipliği yapar. Betonlaşma; tozlaşmayı sağlayan arılardan faydalı mikroorganizmalara kadar tüm ekosistemi yok eder. Bu dengenin bozulması, tarımsal zararlıların artmasına ve doğal döngünün kopmasına neden olur.

5. Mikroklima Değişikliği ve Isı Adaları; beton ve asfalt ısıyı hapseder. Geniş tarım arazilerinin yerini binaların alması, o bölgenin yerel iklimini (mikroklima) değiştirerek sıcaklığı artırır. Bu durum hem enerji tüketimini artırır hem de kalan tarım alanlarındaki verimliliği düşürür.

6. Ekonomik Kırılganlık; kendi kendine yetemeyen bir ekonomi, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı savunmasız kalır. Çiftçinin topraktan kopup kente göç etmesi, işsizlik ve çarpık kentleşme gibi sosyal sorunları da beraberinde getirir.Özetle: Tarım arazisine yapılan her bina, gelecek nesillerin ekmeğinden ve suyundan çalınan bir bedeldir.

Yaşam kaynaklarımızı yok ediyoruz, can damarlarımızı kesiyoruz. Dünyanın en cahil toplumlarında bile böylesi bir ihanet göremezsiniz.

İlyas Erbay