Reklam
Reklam
meme kanseri tedavisi olan ve iyilesebilir bir hastalik turu YhHLCeIg
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
23 Ekim, 2024 00:07 tarihinde yayınlandı
0

’Meme kanseri’, tedavisi olan ve iyileşebilir bir hastalık türü

SAMSUN (İHA) – Kadınlarda en çok görülen kanser türlerinin başında gelen ’meme kanseri’nde tedavinin mümkün olduğunu belirten Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. İdris Yücel ve Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Dr. Özge Özdemir, hastaların dikkat etmesi gereken hususları ve uyması gereken noktaları açıkladı.

Meme kanseri hem Türkiye’de hem de dünyada kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri olarak dikkat çekiyor. Erkeklerde de görülen meme kanseri ile ilgili olarak ilk evreden son evreye kadar süreçte uyulması gereken hususlar ve tedavi yöntemleri hakkında bilgiler veren Medicana Sağlık Grubu doktorlarından Prof. Dr. İdris Yücel ve Uzm. Dr. Özge Özdemir, önemli açıklamalarda bulundu.

“Meme kanseri, tedavi süreci uzun ama iyileştirilebilir bir hastalık türüdür”

Sadece bir tedavi yöntemi ile değil birçok tedavi yöntemi ile meme kanserinin değişik evrelerine tedavi uygulayabildiklerinin altını çizen Medicana International Samsun Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. İdris Yücel, “Meme kanserinin tedavi süreci biraz karmaşıktır. Uzun bir süreçtir. Hastaların sabırla bu süreci izlemesi ve doktorlarının tavsiyelerini ve takiplerini aksatmamaları gerekiyor. Tedavi süreci biyopsi ile tespitin ardından hastalığın evresi belli ediliyor. Tümör memede midir, koltuk altına gitmiş midir, karaciğer, kemik gibi organlara gitmiş midir? Bunlara bakılır. Eğer başka organlara gitme durumu yoksa olay sadece memedeyse ve küçük bir tümörse doğrudan cerrahiye gönderebiliyoruz. Çoğu kez tümör büyüyor ve başka yerlere sıçrıyor. Böyle olursa önce tedaviyle başlıyoruz. Kemoterapide evre küçülürse hastayı cerrahiye veriyoruz. Cerrahi sonrası patoloji raporundaki özelliklere göre uzun bir süreç olan koruyucu tedaviler uyguluyoruz. Hormona duyarlı hücreler söz konusu ise o zaman hastaya endokrin tedavi veriyoruz. Bu 5-10 yıl gibi bir zamana yayılabiliyor. Meme kanserinin bazı özel tiplerinde immünoterapi yapabiliyoruz. Tümörün ve hastanın genel özelliklerine göre bazı akıllı ilaç tedavileri var. Oldukça komplike, faydası çok fazla ve beli bir kalıpta her hastayı tedavi edemiyorsunuz. Her hastanın tedavisini o hastaya özel olarak planlıyoruz. Meme kanseri tedavisinde cerrahi, onkoloji, radyasyon onkolojisi, hormonoterapi ve immünoterapi gibi bölümlerde tedavi gerçekleştiriliyor. Tedavi süreci uzun ama iyileştirilebilir bir hastalık türüdür meme kanseri” dedi.

“Radyoterapi güvenilir bir tedavi yöntemidir”

Meme kanserinde radyoterapinin önemine değinen Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Dr. Özge Özdemir ise, “Meme kanseri, kadın kanserlerinin 3’te 1’ini oluşturmaktadır. Bu nedenle farkındalık önem arz ediyor. Radyasyon onkologları olarak tedavinin her aşamasında hastaların yanındayız. Hem cerrahi hem kemoterapi hem de radyoterapi bir ekip olarak işbaşındayız. Meme kanserinin radyoterapisini erken evrede meme koruyucu cerrahi yapılmış olgularda daha sonra meme ve lenf bölgesine vaka kontrolü sağlamak yani nüksleri engellemek ve hastanın sağ kalımını sağlamak amacıyla uygulamaktayız. Yine lokal ileri hastalıkta sistemik kemoterapi sonrası uygulanan cerrahinin ardından nüksleri engellemek ya da kemoterapi sonrası cerrahi uygun olmayan vakalarda tümörü küçültmek amaçlı radyoterapi yapıyoruz. Ayrıca beyin metastazlarında, kemik metastazlarında ağrıyı gidermek, yumuşak doku metastazlarında kitlenin ağrısını, kanamasını, kokusunu gidermek amaçlı da palyatif radyoterapi yapmaktayız. Meme kanserinde radyoterapi her aşamada olmazsa olmaz bir yaklaşımdır. Radyoterapi alanındaki bilimsel ve teknolojik gelişmeler sayesinde hedeflediğimiz dozu uygulayacağımı volume uygun, yan etki profili en az olacak şekilde uygulayabilmekteyiz. Bu açıdan radyoterapi güvenilir bir tedavi yöntemidir. Meme kanseri farkındalığı hayatımızda olsun ama meme kanseri hayatımızda olmasın” diye konuştu.

Uzmanlar ayrıca meme kanserinin çok önemli bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çekerek, her kadının kendi meme muayenesini yapabilecek düzeyde bilgi sahibi olmasının ve düzenli doktor kontrolüne gitmesinin zorunlu olduğunu söylediler.

Bizi sosyal medyadan takip edin
prof dr nafiz maden mavi vatan yasasi turkiyenin denizlerdeki haklarini guclendirecek Ww99iC6B
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
25 Mayıs, 2026 00:15 tarihinde yayınlandı
0 0

Prof. Dr. Nafiz Maden: “Mavi Vatan Yasası Türkiye’nin denizlerdeki haklarını güçlendirecek”

Gümüşhane Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nafiz Maden, gündemdeki Mavi Vatan Yasası’nın Türkiye’nin denizlerdeki egemenlik haklarını güçlendirecek stratejik bir adım olduğunu söyledi.

Doğu Akdeniz’deki enerji rekabeti, deniz yetki alanları ve bölgesel güvenlik politikalarının yeniden gündeme geldiği süreçte değerlendirmelerde bulunan Maden, Türkiye’nin deniz yetki alanlarının uluslararası hukuk çerçevesinde kayıt altına alınmasının önemli olduğunu belirtti. Maden, “Mavi Vatan Yasası’nın TBMM gündemine gelmesi Türkiye’nin denizci ülke olma hedefi açısından oldukça önemlidir. Bu yasa ile deniz yetki alanlarımızın netleşmesi, egemenlik haklarımızın korunması ve enerji politikalarımızın güçlenmesi hedeflenmektedir” dedi.

Doğu Akdeniz’de son yıllarda artan enerji rekabetine dikkat çeken Maden, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin ilan ettiği bazı ruhsat sahalarının Türkiye’nin Mavi Vatan sınırlarıyla çakıştığını ifade etti. Türkiye’nin son yıllarda envanterine kattığı sondaj ve sismik araştırma gemileriyle sahada güçlü bir varlık ortaya koyduğunu kaydeden Maden, “Bugün kendi sondaj filosuna sahip, arama ve sondaj faaliyetlerini bağımsız şekilde sürdürebilen bir ülke konumuna geldik” diye konuştu.

Libya ile imzalanan deniz yetki anlaşmasının stratejik önem taşıdığını belirten Maden, Doğu Akdeniz’de planlanan enerji koridorlarının Türkiye’nin deniz yetki alanlarını doğrudan ilgilendirdiğini söyledi. Denizcilik Bakanlığı’nın yeniden kurulmasının önemine de değinen Maden, enerji, güvenlik ve deniz ticaretine ilişkin politikaların tek çatı altında yönetilmesinin Türkiye’ye stratejik avantaj sağlayacağını ifade etti. Karadeniz’de yürütülen enerji çalışmaları ile Somali açıklarındaki arama faaliyetlerine dikkat çeken Maden, üniversitelerin oşinografi, deniz jeolojisi ve jeofiziği ile uluslararası deniz hukuku alanlarında daha fazla çalışma yapması gerektiğini sözlerine ekledi.

“Denizcilik Bakanlığı’nın yeniden işlevli hale getirilmesi önemlidir”

Mavi Vatan Yasası ile ilgili açıklamalarda bulunan Gümüşhane Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nafiz Maden, “Denizci ülke olma ülküsünün bir sonucu olarak Kurban Bayramı’ndan sonra Mavi Vatan Yasası’nın Büyük Millet Meclisi’nde gündeme alınması önemli olmuştur. Ancak bu yasanın 2026’da hâlâ konuşuluyor olması bir eksikliktir. Bunun sebepleri arasında 1928 yılında Yavuz zırhlısının tamiratı sırasında yaşanan usulsüzlükler ileri sürülerek “Bahriye Nezareti” yani Denizcilik Bakanlığı’nın lağvedilmesinde aramak gerekir. Bu nedenle Denizcilik Bakanlığı’nın yeniden işlevli hale getirilmesi önem taşımaktadır. Mavi Vatan’daki egemenlik haklarımızın uluslararası hukuka uygun şekilde kayıt altına alınması da oldukça önemlidir. 1974’ten itibaren Adalar Denizi ve Doğu Akdeniz’de yaşanan 6 mil-12 mil karasuları sorunu bizi çok fazla yormuştur. Bu durum uluslararası hukuktan doğan haklarımızın kaybolmasına neden olmuştur” dedi.

“Deniz yetki alanlarımız kayıt altına alınacak”

Yasayla birlikte egemenliği devredilmemiş adaların da önemli hale geleceğinin altını çizen Gümüşhane Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nafiz Maden, “Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un, ’Yunanistan’ın egemenlik hakları mevzu bahis olduğunda onların yanında yer alacağız’ sözü manidardır. Buradaki asıl konu, Avrupa Birliği ülkelerinin Türkiye’ye karşı takındıkları tavırdır. Doğu Akdeniz’de Meis Adası nedeniyle Türkiye’nin Antalya Körfezi’ne Sevilla Haritası’yla mahkûm edilmesine karşı en büyük duruş, Mavi Vatan doktrini ve Mavi Vatan Yasası’dır. Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz tarafından 2006 yılında ortaya atılan Mavi Vatan doktrini ile Türkiye’nin çevre denizlerindeki hakları ortaya konmuştur. Bugün de bunun sonucu olarak Mavi Vatan Yasası gündeme gelmiştir. Bu yasayla deniz yetki alanlarımız kayıt altına alınacak, egemenliği devredilmemiş adalarımız ismen zikredilecektir. Ayrıca yasa, Doğu Akdeniz’de Yunanistan, İsrail, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve bunlara destek veren Avrupa Birliği ülkelerine karşı önemli bir duruş olacaktır” diye konuştu.

“Adalar Denizi’nin özel statüsünü pekiştirmiş olacağız”

Doğu Akdeniz’deki enerji varlığının önemine de değinen Prof. Dr. Nafiz Maden, “2000’li yıllardan itibaren Doğu Akdeniz’deki enerji varlığı büyük devletlerin ilgisini artırmıştır. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Lübnan, İsrail ve Mısır’la yaptığı Münhasır Ekonomik Bölge anlaşmaları deniz yan sınırı krizlerini ortaya çıkarmıştır. Türkiye de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Libya ile anlaşmalar yapmıştır. İsrail doğal gazını Avrupa’ya taşımayı amaçlayan EastMed projesinin Türkiye’nin deniz yetki alanlarından geçmesi nedeniyle Libya anlaşmasının lağvedilmesi için girişimlerde bulunulmaktadır. Biz Ege ve Adalar Denizi’ni Anadolu’nun doğal uzantısı olarak görüyoruz. Yunanistan’ın adaları silahlandırması da uzun süredir gündemdedir. Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Araştırma Merkezi öncülüğünde hazırlanan deniz mekânsal planlama haritası da bu süreçte önemli hale gelmiştir. Mavi Vatan Yasası ile deniz yetki alanlarımızı daha net görecek ve Adalar Denizi’nin özel statüsünü pekiştirmiş olacağız” ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin