Mehmet Akif Ersoy Karabük'te Anıldı - Karabük Haber Postası
KAR
Berkay Doğan Avatarı
Berkay Doğan tarafından
12 Mart, 2025 15:04 tarihinde yayınlandı
0
0

Mehmet Akif Ersoy Karabük’te Anıldı

12 Mart İstiklal Marşı’nın Kabulünün 104. yıl dönümü ve Milli Şair Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü dolayısıyla Karabük’te 100. Yıl Kültür Merkezi’nde tören düzenlendi.

Tören öncesinde, fuaye alanında Karabük 75. Yıl Anadolu Lisesi tarafından hazırlanan “Mehmet Akif ve İstiklal Marşı” konulu sergi ile Karabük Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Tarih Öğretmeni Kerim Özdemir’in Mehmet Akif Ersoy’a ait kitap ve belgelerden oluşturduğu sergi, Vali Mustafa Yavuz ve protokol üyeleri tarafından gezildi.
Ardından salonda devam eden program, Karabük İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve 75. Yıl Anadolu Lisesi koordinasyonunda gerçekleştirildi. Törene; Karabük Valisi Mustafa Yavuz, Vali Yardımcısı Mustafa Şahin, İl Jandarma Komutanı İsmail Gökcek, İl Emniyet Müdürü Mehmet Ali Hasan Köse, Karabük Cumhuriyet Savcısı Oğuz Yılmaz, Karabük Belediye Başkan Yardımcısı İrfan Kartal, kamu kurum ve kuruluşlarının müdürleri, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, öğretmenler, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından, Karabük 75. Yıl Anadolu Lisesi öğrencileri tarafından sahnelenen “Tarihin Akışında İstiklal Marşı” adlı oratoryo gösterisi izleyicilerden büyük beğeni topladı.
Program, İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen yarışmalarda dereceye giren öğrencilere ödüllerinin Vali Mustafa Yavuz tarafından verilmesiyle sona erdi.

VİDEO İÇİN TIKLAYIN

Bizi sosyal medyadan takip edin
xa2
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
24 Mart, 2026 10:38 tarihinde yayınlandı
0
0

PARADOKSAL BİR ŞEKİLDE DERİN BİR İLETİŞİMSİZLİK YAŞIYORUZ

İletişim çağında, dijitalleşmenin sağladığı sınırsız imkânlara rağmen, paradoksal bir şekilde derin bir iletişimsizlik yaşıyoruz. Elektronik cihazlar uzakları yakınlaştırsa da, yüz yüze iletişimi azaltarak en yakınımızdakileri (aile, dostlar) bizden uzaklaştırıyor. Bilgi akışı çok hızlı olsa da, duygusal derinlik ve gerçek etkileşim azalıyor.

Bir bayramı daha geride bıraktık. Uzakta olan Arkadaşlarımızın, dostlarımızın, akrabalarımızın bayramlarını elimizdeki telefonlarla aramak yerine bilindik cümlelerle toplu mesajlar çekerek güya kutladık.
Bazılarımıza en yakın bildiklerimizden o mesajlar da gelmedi.

İletişimin en zor olduğu çocukluk ve gençlik yıllarımızda bugünkünden çok daha güçlü iletişim kuruyorduk. O yıllarda mektup ve bayram kartları vardı. PTT bunları bir haftada adresine ulaştırırdı. Saklardık koklardık onları, defalarca okurduk. Samimiyet, sıcaklık, içtenlik kokardı o kağıt parçaları.

İnsanı değerlerimizi o kadar hızlı yitirdik ki, ne eski dostluklar kaldı, ne samimiyet ne de vefa kaldı.

Oysaki, vefa, dostluğun ve insanlık onurunun en kıymetli hazinesi, sevgiyi kalıcı kılan sadık bir bağlılıktır. Sözünde durmayı, zor günde yanında olmayı ve iyilikleri unutmamayı ifade eden vefa, vefasızın meclisinde aranmayacak kadar ağır bir yüktür.

Bizim çocukluk ve gençlik yıllarımız; Komşuluk. Arkadaşlık, Dostluk. gibi kavramların gerçekten anlam bulduğu yıllardı. Sözün senet olduğu, insanların birbirine güven duyduğu yıllardı.

Kredi kartlarımız, internetimiz, cep telefonlarımız, bilgisayarlarımız, evlerimizde kombilerimiz yoktu. Televizyonla bile çok sonra tanıştık. Fakat çok mutluyduk.
Hayallerimiz vardı, yarınlardan umutluyduk.
Ülkemiz, ailemiz ve çocuklarımızın geleceği için kaygılarımız yoktu.,…

Şarkı sözleri bile bambaşkaydı;
“Nasılda koşuşurduk bahçelerde.
Şarkı söylerdik mehtaplı gecelerde.
Sen bana, ben sana komşu evlerde…
Kök sarmaşıklar gibi sarıldık o yaz…”

“Okul yolu sensiz ölüm kadar sessiz…
Eylül’de gel okul yoluna
Konuşmadan yürüyelim.
Gireyim koluna…
Görenler dönmüş, hemde mutlu desinler.
Ağaçlar sevinçten başımıza konfeti gibi yaprak dökecekler
Yaprak dökecekler…”
Ne güzel sözler değil mi?

Şimdi öyle mi?
“Tadı yok ne baharın ne yazın.
Kalmadı tesellisi ne şarkının ne sazın…”
Yaşam artık, Muzaffer İlkan’ın bu hicaz bestesindeki gibi…
Savaşlar, depremler, afetler, ruhunu yitirmiş beton şehirler. Tüm bunlara rağmen yaşama tutunmaya çalışan insanlar…

Ne oldu bize böyle? Artık anılar da teselli etmiyor…

İlyas Erbay