Mavi ve yeşilin en hoş tonlarına sahip yerleşkeleriyle Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, YÖK ile Gençlik ve Spor Bakanlığı ortaklığında başlayan Spor Dostu Yerleşke projesine başvurusunu tamamladı.
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ile Gençlik ve Spor Bakanlığı girişimiyle başlatılan, gençlerin spor branşlarına katılmalarını ve sistemli fizikî aktivite aksiyonlarında bulunmalarını hedefleyen “Spor Dostu Kampüs” projesi hayata geçiyor. Proje kapsamında belirlenen 45 unsurdan oluşan kriter, üniversitelerde gerçekleştirilecek ferdî, ulusal ve memleketler arası spor karşılaşmaları ile müsabakalarda tesislere yönelik temel bakım, güvenlik, paklık, altyapı üzere ögelerin belli standartlara kavuşturulması hedefleniyor. Kriterleri sağladığı incelemeler sonucunda tespit edilen üniversiteler ise proje kapsamında bayrak almaya hak kazanacak.
Özellikle bilimsel ve akademik faaliyetlerin yanında kültür, sanat ve sportif toplulukta da isminden sıklıkla kelam ettiren Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, bu muvaffakiyetini son periyotta artırdığı ulusal ve milletlerarası sportif faaliyetlerde elde ettiği derecelerle de taçlandırmaya devam ediyor. Bu muvaffakiyetlerin artarak devam etmesi ve Üniversite gençlerinin ferdî olarak nizamlı fizikî aktivite ile ulusal ve memleketler arası sportif faaliyetlere katılmaları açısından da geliştirmeyi hedefleyen BEUN, gerekli hazırlıklarını tamamlayarak Spor Dostu Yerleşke projesine müracaatta bulundu. Müracaatla ilgili açıklamada bulunan BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, “Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi olarak öğrencilerimizin akademik muvaffakiyetlerinin yanı sıra Türkiye genelinde yankı uyandıran kıymetli sportif başarılarıyla da her vakit gurur duymaktayız. Elde edilen bu üstün muvaffakiyetler, öğrencilerimizin azmi ve çalışkanlığıyla birlikte tıpkı vakitte BEUN’un spor alanında sağladığı güçlü altyapının ve eğitim programlarının da bir sonucudur. Üniversitemizin sahip olduğu güçlü altyapı, çağdaş spor tesisleri, tecrübeli akademisyen takımı, ulusal ve memleketler arası karşılaşmalarda üstün muvaffakiyetler elde eden yetiştirdiğimiz ulusal atletler ve öğrencilerimize sunduğumuz nitelikli imkanlar sayesinde, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi; Türkiye’nin spor alanında tercih edilen en başarılı üniversitelerinden biri olma yolunda süratle ilerlemektedir. Artık ise bu kazanımlarımızı, tabiatla iç içe mavi ile yeşilin en hoş tonlarıyla buluştuğu kampüslerimizle birleştirerek tüm öğrencilerimiz için sürdürülebilir bir etrafın, sağlıklı ve kaliteli hayatın merkezi hâline getirmeyi hedefliyoruz. Bu gayeler doğrultusunda, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma 2030 Gündemi’ni Senato kararımızla kabul ederek üzerimize düşen tüm sorumlulukları yerine getirmeyi de taahhüt ettik. İşte bu kararlı duruşumuz ve süren gayelerimiz sayesinde Spor Dostu Yerleşke projesine müracaatımızı tamamlayarak ilgili kriterleri sağlayacağımıza ve bu kriterlerin sağlanması ardından bayrak elde edeceğimize de canıgönülden inanıyorum. Bu projenin ortaya çıkmasında ve ülkemizde sporun ve sportif faaliyetlerin kayda paha gelişimine büyük katkıları olan başta Gençlik ve Spor Bakanımız Sayın Dr. Osman Aşkın Bak ile Gençlik ve Spor Bakanlığına, Türkiye’de üniversitelerin bilim fabrikaları olarak gelişimine dayanak olmasının yanı sıra öncü sportif ve toplumsal çalışmalarla da bizleri destekleyen Yükseköğretim Kurulu Liderimiz Sayın Prof. Dr. Erol Özvar ve Yükseköğretim Kurulu olmak üzere proje müracaat sürecinde emek veren tüm akademik ve idari takımımıza teşekkürlerimi sunuyorum.” tabirlerine yer verdi.


Mavi ile yeşilin buluştuğu BEUN, spor dostu kampüs projesine başvuruda bulundu
KBÜ KAPGEM’den afet yönetimine yerli model: MEYAM
Karabük Üniversitesi KAPGEM tarafından hazırlanan 16’ncı politika raporunda, afet ve acil durum yönetiminde merkezi koordinasyon ile yerel kapasiteyi bütünleştiren MEYAM modeli tanıtıldı. Model, risklerin azaltılması, müdahale süreçlerinin güçlendirilmesi ve güvenli bilgi akışının sağlanmasına yönelik çözüm önerileri sunuyor.
Karabük Üniversitesi (KBÜ) Kamu Politikaları Araştırma ve Geliştirme Merkezi (KAPGEM), afet ve acil durum yönetiminde merkezi koordinasyon ile yerel kapasiteyi bütünleştirmeyi hedefleyen MEYAM modelini tanıttı. KAPGEM’in 16’ncı politika raporunda ortaya konulan “Merkez-Yerel Afet ve Acil Durumlarla Mücadele Modeli (MEYAM)”, düzenlenen tanıtım toplantısıyla kamuoyuna sunuldu.
Şehit Fırat Yılmaz Çakıroğlu Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen toplantıda, afet süreçlerinde yerel verilerin merkezi yönetim mekanizmalarıyla entegre edilmesini hedefleyen modelin etkin kriz yönetimi, hızlı müdahale ve kurumlar arası koordinasyona sağlayacağı katkılar paylaşıldı.
Rektör Prof. Dr. Fatih Kırışık: “Türkiye için uygulanabilir modeller üretiyoruz”
Toplantının açılışında konuşan Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık, KAPGEM’in kamu politikalarının geliştirilmesi ve uygulanabilir modeller üretilmesi amacıyla faaliyet gösterdiğini söyledi. Türkiye’de kamu politikaları alanında kurulan ilk merkez olma özelliğini taşıyan KAPGEM’in; hükümete, bakanlıklara, kamu kurumlarına, yerel yönetimlere ve özel sektöre yönelik bilimsel temelli politika önerileri hazırladığını belirten Kırışık, farklı ülkelerdeki uygulamaların incelenerek Türkiye’nin ihtiyaçlarına uygun modeller geliştirildiğini ifade etti. Kırışık, merkezin uluslararası deneyimleri analiz ederek Türkiye’ye özgü ve sürdürülebilir çözüm önerileri ortaya koyduğunu kaydetti.
Türkiye’nin Afet Tecrübesi MEYAM’a Yön Verdi
Rektör Prof. Dr. Fatih Kırışık, MEYAM modelinin çıkış noktasının 6 Şubat 2023 depremlerinin ortaya koyduğu tecrübeler ve ihtiyaçlar olduğunu belirterek, büyük ölçekli afetlerde merkezi koordinasyonun yanı sıra yerel kapasitenin de güçlü olmasının önemine dikkat çekti. Kırışık, “Her bir yerleşim biriminin kendi içerisinde, kendi ölçeğine göre afet ve acil durumları karşılayabilecek bir sistem geliştirmemiz gerekiyor” dedi.
Rektör Kırışık, sosyal medyanın güçlenmesiyle birlikte yanlış bilgi ve psikolojik savaşın afet yönetiminde ayrı bir risk oluşturduğunu belirterek, doğrulanmış bilgi akışının ve güvenli iletişim mekanizmalarının önemine dikkat çekti.
EM-DAT Verileri Afetlerin Kapsamını Ortaya Koyuyor
Yerel Yönetim Politikaları Masası Başkanı Prof. Dr. Kemal Yaman, Dünya Sağlık Örgütü ile çeşitli akademik kuruluşların katkılarıyla oluşturulan EM-DAT Uluslararası Afet Veri Tabanı’nın, afetlerin tanımlanması ve izlenmesinde önemli bir kaynak olduğunu belirtti. Afetlere ilişkin verilerin uzun yıllardır sistematik olarak kayıt altına alındığını ifade eden Yaman, bu tür veri tabanlarının politika geliştirme süreçlerine önemli katkılar sunduğunu söyledi.
Afetlerin yalnızca fiziksel yıkımla sınırlı olmadığını ifade eden Yaman, ekonomik, sosyal ve psikolojik etkilerin de dikkate alınması gerektiğini belirtti. Afetlerin yol açtığı ekonomik kayıpların buzdağının görünen kısmı olduğunu söyleyen Yaman, travmalar, zorunlu göçler ve psikolojik sorunlar gibi etkilerin ise çok daha derin sonuçlar doğurduğunu kaydetti. Sunumunda ayrıca afet türleri ve dünyadaki önemli örnekler hakkında bilgi veren Yaman, afet yönetimine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
MEYAM Modeli Tanıtıldı
Toplantıda Arş. Gör. Muhammed Kasım Kavak, modelin çıkış noktasının büyük afet ve acil durumlarda merkezi yönetimin koordinasyon gücü ile yereldeki saha bilgisinin daha hızlı, düzenli ve güvenli şekilde nasıl bir araya getirilebileceği sorusuna dayandığını belirtti.
Çok Paydaşlı Yönetişim Yaklaşımı
MEYAM’ın yalnızca teknik bir yazılım ya da veri tabanı olmadığını vurgulayan Kavak, “Bu model; merkezi kurumları, yerel yönetimleri, valilikleri, kaymakamlıkları, muhtarlıkları, sivil toplum kuruluşlarını, gönüllüleri ve vatandaşları aynı afet yönetimi anlayışı içerisinde buluşturan bir yönetişim modelidir.” dedi. Kavak, model kapsamında mahalle ölçeğinde üretilen nüfus, yapı stoku, toplanma alanları, sığınak kapasitesi ve yerel risklere ilişkin verilerin ortak bir sistemde toplanarak merkezi koordinasyonun kullanımına sunulmasının öngörüldüğünü söyledi.

