KASTAMONU Üniversitesi tarafından Selçuklu Devleti ve beyliklerini kapsayan ‘Malazgirt’ten Osmanlı’ya Selçuklu’ sempozyumu düzenlendi. Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Seyit Aydın’ın Onursal Başkanlığını yaptığı sempozyumda Fen-Edebiyat Fakültesi’nin öğretim üyeleri Yrd. Doç. Dr. Mustafa Eğilmez, Yrd. Doç. Dr. Ahmet Öğreten, Yrd. Doç. Dr. Fahri Maden ve Yrd. Doç. Dr. Sibel Kavaklı Kundakçı görev aldı. Bilim ve Hakem Kurulu’nda da Türkiye’nin önde gelen ilim adamlarının yanı sıra Türkmenistan, Kırgizistan, Kazakistan ve Azerbaycan’dan da ilim adamları sempozyuma katıldı. 3 Mart Konferans Salonunda gerçekleştirilen sempozyumda, Anadolu Selçukluları ile ilgili her türlü tarihi, siyasi, askeri, kültürel, ekonomik, coğrafi konular bilimsel olarak masaya yatıldı. Anadolu coğrafyasındaki Türk yaşayışının çok yönlü olarak incelenebileceği, tartışabileceği sempozyum Yrd. Doç. Dr. Ahmet Öğreten, Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Seyit Aydın ve Kastamonu Valisi Erdoğan Bektaş’ın açılış konuşmalarını yapmasıyla başladı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan sempozyumda konuşan Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı Yrd. Doç. Dr. Ahmet Öğreten, Kastamonu’nun Anadolu’da başlıca merkezlerden birisi olduğunu belirterek, “Fethi kısa zamanda tamamlayan Anadolu’daki başlıca merkezlerden birisi de Kastamonu olmuştur. Fetih sonrası pek çok Oğuz Boyu Kastamonu ve çevresine yerleşmiş ve bölge kısa zaman içerisinde Türk İslam kimliğine kavuşmuştur. Kastamonu aynı zamanda fetihten itibaren Anadolu’nun Kuzey’e açılan kapısı olmuştur. Pek çok ulema ve manevi şahsiyete de duraklık yapan Kastamonu; Yılanlı Darüşşifa Medresesi, Atabey Gazi Cami ve Medresesi, Taşköprü Muzafferettin Gazi Medresesi ile Selçuklu fethinden itibaren Kastamonu ve çevresine ilim ve irfan saçmaya başlamıştır” dedi. Anadolu’da coğrafyasında Kastamonu’nun ilim irfan yuvası olduğunu kaydeden Öğreten, “Kastamonu’ya kaybettiği ilmi itibarı yeniden kazandırma yolunda önemli bir katkı sağlayacağını umduğumuz üniversitemiz ve sempozyumumuza bildirileriyle katılmak üzere 100’ün üzerinde ilim erbabı münacatta bulunmuş neticede 93 kişinin katılması kesinlik kazanmıştır. Anadolu Selçukluları ile ilgili her türlü tarihi, siyasi, askeri, sosyal, kültürel, ekonomik, coğrafi vs. konuların bilimsel olarak tartışılmasına imkan sağlaması hedeflenen bu sempozyumun verimli ve başarılı geçmesini diliyorum” dedi. Böyle bir sempozyumu Kastamonu Üniversitesinden gerçekleştirdikleri için son derece mutlu olduğu ifade eden Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Seyit Aydın ise, “Ev sahipliğini yaptığımız ve bu konudan dolayı gurur duyduğumuz sempozyumumuza geldiğiniz için teşekkür ediyoruz” diye konuştu. Rektör Aydın, üniversitede düzenlenen sempozyumun büyük önem taşıdığını anlatarak, “Cemiyetin sorunlarına ilmi çözümler getirmekle mükellef, kültür mirasına da katkıda bulunmaya mecbur olan üniversiteler, bu sorunların ilmi olarak tartışıldığı yerlerdir. Problemlere milli ve milletler arası bakış açısı getirmek, bu konuda bölgenin şartlarını da göz önünde bulundurmak yine üniversitenin misyonları arasındadır. Bugün açılışını yaptığımız sempozyum da bu fikirlerle meydana gelmiştir. Anadolu’da parlak bir medeniyetimiz var, kültürümüz var. Bunları her yönüyle tartışmak, güncellemek gerekir. Tarihten ders alarak geleceğe daha iyi yön vermek yine üniversitenin amaçları arasındadır. Orta Asya Bozkurtlarından yarı göçebe millet olarak başlayan hayatımız İslam’ı kabulümüzden sonra tarih sahnesinde hızlı bir yükselişe geçmiştir. Bizden önce Anadolu’ya hakim olan Bizanslılar, dördüncü asırdan itibaren bu bölgeyi kiliselerle, manastırlarla donatıp Hıristiyanlaştırmışlardır. 1071’de Büyük Selçuklu Sultanı öncülüğünde yeni bir strateji uygulanmış ve fetihle kalınmamış; kurulan vakıflar sayesinde Anadolu coğrafyası çok kısa bir sürede camiler, medreseler, türbeler, kervansaraylar gibi medeniyet unsurlarıyla bezenmiş, Anadolu bir uçtan bir uca bize ait kılınmıştır” dedi. Konuşmasının son kısmında Kastamonu tarihine yer veren Rektör Aydın, “Kastamonu da gelişen bu medeniyette bir köşe taşıdır. Kastamonu Hititler Dönemi’ne kadar dayanan yedi bin yıllık tarihi olan bir vilayettir. Müslüman Türklerin Anadolu’yu fethetmek için Kastamonu’ya geliş tarihi 1071’dir. İlk fetih Süleyman Şah Dönemi’nde Karatekin komutasında 1074’tür. Sırasıyla Danişmentler, Çobanoğulları ve Candaroğulları gibi beyliklerin akıbetine geçmiş, 1461 tarihinde de herhangi bir savaş olmadan Fatih’e teslim edilmiştir. Çobanoğulları’ndan günümüze; Atabeygazi, İmamlı Külliyesi gibi çok önemli eserler kalmıştır. Candaroğulları’ndan; İsmailbey Külliyesi, Mahmutbey Cami gibi birçok eser kalmış ve bugün bu eserler hala ayaktadır” şeklinde konuştu. Kastamonu Üniversitesi’nin yaptığı bu tip çalışmalardan dolayı memnuniyet duyduğunu belirten Vali Erdoğan Bektaş da, şunları kaydetti: “Üniversitemizde, çok önem verdiğimiz sosyal faaliyetlerin birinin daha açılışında bir aradayız. Üniversitemizde uluslar arası bir sempozyum düzenleniyor. Sempozyum kitapçığını incelediğimde ne çok çalışmamız gereken konu var; ne çok ihmal ettiğimiz, üzerinde durmadığımız konu var diye düşünmeden edemedim. Üniversitemiz, rektörlüğümüz, hocalarımız bu işlerin hakkını veriyorlar. Anadolu’nun, bizim milletimizin vatanı olma süreci zannediyorum bu sempozyumda ortaya çıkacak. Bizim bir geçmişimiz var. Bir tarihten geliyoruz, bir şeyi temsil ediyoruz. Bir yerlerden geldik ve bu toprakları yurt, vatan edindik. Bunu başardık. Belki tarihin belli dönemlerinde geri çekildik ama netice itibariyle Anadolu coğrafyasında tutunmayı, burayı milletimizin vatanı haline getirmeyi başardık. Ama bunu nasıl başardığımızı çok fazla bilmeyiz, irdelemeyiz. Bir kısım şehir efsaneleri ile bir kısım basmakalıp, gelip geçer sözlerle geçiştiririz. Elbette bunların içinin araştırılması üniversitemize ve çok değerli hocalarımıza düşüyor. Üniversitenin bu konuda gereğini yaptığını düşünüyorum” Türkiye’den önce Anadolu coğrafyasına hakim olan Türk Devletleri’ni sıralayan Vali Bektaş, “Bu devletleri öğrenmek ve gelecek nesillere aktarmak durumundayız. Geçmişten gelen birikimden dersler çıkartmalıyız ve geleceğimize o anlayışla bakmayı başarmalıyız. Günümüzde karşılaştığımız sorunların köklerinin geçmişe dayandığını ve bundan bağımsız olmadığını ve geleceğimizin belirlenmesinde de bunların belirleyici rol oynayacağını biliyoruz. Onun için geçmişten ders almamız ve ona göre adımlarımızı atmamız lazım. Üniversitemizin bu çabasının, bu gayretinin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Emeği geçenlere, emeği geçecek olanlara, yurt içinden yurt dışından gelmiş olan hocalarımıza hoş geldiniz diyorum, teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından sempozyuma katılan konuşmacılar tarafından “İlhanlılar Yönetiminde Anadolu”, “Saltukname’nin XIII. Yüzyıl ve Kastamonu ile ilgili bilgilerinin tahlili ve değerlendirilmesi”, “İbn Haldun perspektifinde Alparslan devrinin Selçuklu tarihindeki yeri ve manası: Asabiye, Galabe, Mülk” ve “Selçuklu Dönemi Edebiyatına genel bir bakış” konuları konuşuldu. 2 gün sürecek olan sempozyum, Selçuklu, Alparslan ve Malazgirt salonlarında eş zamanlı olarak devam edecek. Sempozyumda toplam 84 bilim insanı bildiri sunacak. Ayrıca Kastamonu’da düzenlenen sempozyuma Vali Erdoğan Bektaş, Kastamonu Jandarma Bölge ve Garnizon Komutanı Tuğgeneral Ali Çardakçı, Belediye Başkanı Tahsin Babaş, Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Seyit Aydın ile çok sayıda yurt dışından davetliler katıldı.


‘Malazgirt’ten Osmanlı’ya Selçuklu’ Sempozyumu Düzenlendi
KATİD Başkanı Toktaş: “Doğal afetler turizmi etkilemedi, otellerde doluluk oranı yüzde 70”
Karadeniz Turistik İşletmeciler Derneği (KATİD) Başkanı ve Türkiye Otelciler Federasyonu Başkan Yardımcısı Murat Toktaş, Karadeniz Bölgesi’nde yaşanan doğal afetlerin turizmi olumsuz etkilemediğini belirterek, bayram tatiliyle birlikte otellerde doluluk oranlarının yüzde 70 seviyesine ulaştığını söyledi.
Doğal afetlerin turizme olumsuz etkisinin sınırlı kaldığını ifade eden Murat Toktaş, özellikle dere yataklarına yakın inşa edilen bungalovların risk oluşturduğunu dile getirdi. Toktaş, geçmişte yaşanan can ve mal kayıplarının sektörde olumsuz algı oluşturduğunu ancak son dönemde devlet ve belediyelerin aldığı önlemler sayesinde riskli yapıların tahliye edilip yıkıldığını belirtti. Toktaş, iklim değişikliğinin ise bölge turizmine kayda değer bir zarar vermediğini kaydetti.
“Havza’daki sel termal tesisleri etkilemedi”
Yakın zamanda Samsun’un Havza ilçesinde meydana gelen selin termal tesisleri etkilemediğini dile getiren Murat Toktaş, “12 Mayıs’ta Havza ilçemizde yoğun bir yağış meydana geldi. Bundan yaklaşık 3-5 gün öncesinden özellikle valilik kanalıyla sürekli uyarılar yapıldı. Selin vurmasından önce de yaklaşık 3-5 saat evvel tekrar anonslar yapılmıştı. Tesislerimizde şu anda herhangi bir hasarımız yok. Tesisler olarak biz tedbirlerimizi almıştık. Turizm tesislerinde bir problemimiz yok. Sadece orada şehir merkezinde ne yazık ki kötü bir sel felaketiyle karşılaşıldı. O da 2-3 gün içinde belediyenin ve valiliğin mücadelesi ile hızla toparlandı. Havza, termal bölge. Selin termal tesislere olumsuz etkisi olmadı. O anlamda bir problemimiz yok. Yolların hemen açılması, şehir merkezinin hızlı bir şekilde normale dönmesi bizi olumsuz bir şekilde etkilemedi” dedi.
“Şu anda oteller yüzde 70 dolulukta, yazın bu oran yüzde 100 oluyor”
Bayram tatilinin turizm ve otelcilik sektörü açısından hareketlilik oluşturduğunu belirten Toktaş, “Kurban Bayramı tatilinin 9 güne çıkarılmasıyla bölgede yoğun bir hareketlilik yaşanıyor. Özellikle ülkenin batısında yaşayan hemşehrilerimiz kurban kesimi ve tatil amacıyla bölgeye geliyor. Bunun yanında gezi amaçlı gelen ziyaretçiler de bulunuyor. Uzun tatil sektörü hareketlendirdi. Rezervasyonlar önceden gelmeye başlamıştı. Yolda olan vatandaşların bir kısmı da güzergah üzerindeki turistik tesislerde konaklıyor. Özellikle Doğu Karadeniz’e giden misafirlerin önemli bölümü Samsun’da mola veriyor. Bayram sezonunda Karadeniz Bölgesi’nde doluluk oranlarının yüzde 70 seviyelerinde gerçekleşmesini bekliyoruz. Bayramın yaz dönemine denk geldiği yıllarda ise doluluk oranı yüzde 100’e ulaşıyor” diye konuştu.
“İran Savaşı, Arap turistlerin Karadeniz’e gelişini olumsuz etkiledi”
ABD-İran savaşının Körfez ülkelerinden Türkiye’ye gelen turist sayısını etkilediğini ifade eden Toktaş, “Bölgemizde yaşanan İran gerilimi, Avrupa’da olduğu gibi ülkemizde de enflasyonu tetikledi. Yakıt maliyetlerinin artması hem uçak hem de otobüs firmalarının zam yapmasına neden oldu. Mevcut konjonktürde çok büyük bir hareketlilik beklenmiyor. Bunlar geçici etkenler. İran konusu kısa sürede normale dönerse hareketlilik yeniden başlayacaktır. Özellikle Körfez ülkelerinden Doğu Karadeniz’e gelen turistler, uçak bulmakta zorlandıkları için seyahat edemiyor. Hava sahalarının kapanması da önemli bir etken oluşturuyor. Bu nedenle Körfez pazarında daralma yaşanıyor” ifadelerini kullandı.
“Vali Tavlı ve Başkan Doğan’ın turizm hassasiyeti şehre olumlu yansıdı”
Yerel yöneticilerin turizme verdiği önemin şehre olumlu katkı sunduğunu belirten Toktaş, “Valimiz Orhan Tavlı’nın turizm konusuna hassasiyetle yaklaşması ve Büyükşehir Belediye Başkanımız Halit Doğan’ın bu çalışmaları desteklemesi Samsun turizmine olumlu yansıdı. Her iki kurumun da turizmin gelişeceğine inanması önemli bir sinerji oluşturdu. Devlet ve yerel yönetimin turizmi sahiplenmesiyle hızlı bir ilerleme sağlanacağına inanıyorduk. Şu anda bunun gerçekleştiğini görüyoruz. Biz de STK’lar olarak destek vermek amacıyla turizm odaklı sivil toplum kuruluşlarıyla bir platform oluşturduk. Turizm Master Planı’nın açıklanmasıyla birlikte planlı bir yol haritası ortaya konuldu. Bu süreçte sadece kamu ve belediyelerin değil, STK’ların ve üniversitelerin de katkı sunması gerekiyor. Orhan Tavlı’nın göreve gelmesiyle Samsun’un turizme bakışı daha vizyoner bir hale geldi. Bunun olumlu sonuçlarını görmeye başladık” şeklinde konuştu.


